FORUM KAPANMIŞTIR Forum Ana Sayfa FORUM KAPANMIŞTIR
Mevcut Bilgilerden Yararlanabilirsiniz


YENİ ANAYASADA YARGI

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    FORUM KAPANMIŞTIR Forum Ana Sayfa -> Siyasi,Ekonomik,Güncel Konular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  

Önerimi beğendiniz mi?
Evet
100%
 100%  [ 10 ]
Yeterli Değil
0%
 0%  [ 0 ]
Toplam Oylar : 10

igulel
Tembel-Sömüren Demokrat (Puanı: 5)


Kayıt: 19 Eyl 2007
Mesajlar: 22
Konum: İstanbul

 MesajTarih: Pzr Ekm 07, 2007 11:26 pm    Mesaj konusu: YENİ ANAYASADA YARGI Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Anayasa Önerisi
Öneri Sahibi: İlhan GÜLEL - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

NASIL BİR YARGI?

Bir ülkede hukuk devleti ilkesinin tam olarak sağlanabilmesi :
1) Vatandaşların hukuk kurallarına uyması ve ihlal halinde gerekli yaptırım uygulanarak uymaya zorlanması,
2) Devletin yani onu meydana getiren organlar olan yasama, yürütme ve yargı erklerinin hukuk kurallarına uyması ve uygunluğun her zaman denetlenmesi şartlarının eksiksiz yerine getirilmesiyle mümkün olur. Bu gerçekleştiği zaman hukuk güvenliği de tam olarak sağlanmış olur ki toplumun mutluluğu ve gelişmesi buna bağlıdır.

Kuvvetler ayrılığı sisteminde anayasaya aykırı olmayacak şekilde kanun koyarak hukuku yaratan yasama erki, yaratılan hukuka uyan ve uygulayan vatandaşlar ve yürütme organı, uygunluğu denetleyen de (vatandaşlar açısından adli, yürütme açısından idari) yargı erkidir. Ayrıca yasama erkini hukuk yaratırken en üst norm olan Anayasaya uygunluk bakımından denetleyen de yine yargı erkidir. Anayasa Mahkemesi ile somutlaşan bu erk önemli ölçüde adli ve idari yargıdan gelmiş hâkimler tarafından oluşturulur.

Vatandaşları, yasamayı ve yürütmeyi denetleyen erk yargı olduğuna göre ve bu erki de nihayetinde zaaflara veya yetersizliklere sahip olabilecek insan unsuru oluşturduğuna göre ( yani bilgisizlik, hata yapabilme, korku, çekinme, önyargı sahibi olma, baskı altında kalabilme, menfaatini düşünebilme gibi ) “yargı erkini denetleyecek olan kim?” sorusunun önemi açığa çıkmaktadır.

Yargının, denetlediği organlar olan yasama ve yürütme tarafından denetlenmesi düşünülemez. Böyle bir durumda bu organlar üzerindeki yargı denetimi anlamsız hale gelir. Ayrıca devlet ve vatandaş arasında tarafsız olması gereken yargı bu niteliğini ve toplum içindeki itibarını kaybeder.

Yargının görev alanından çıkarak hukuki denetim yerine yerindelik denetimi yapması veya kanun koyucu gibi davranması da düşünülemez. Bu sebeple nasıl ki yargı, kanun koyucu olan yasama organını anayasaya uygunluk açısından denetleyebiliyorsa, kanun koyucu olan yasama erki de yargının görev alanını kanunlarla belirleyerek sınırları çizebilir ve yargının bu sınırlar içinde kalmasını sağlayabilir. Böylelikle denge ve fren mekanizması kurulmuş olur. Aynı durum yürütme-yargı ilişkileri açısından da geçerlidir. Ülkemizde yargı alanında yaşanan sorun büyük ölçüde yürütme-yasama dengesinin seçim sistemi ve Siyasi Partiler Yasası yüzünden yürütme lehine aşırı bozulmuş olması gibi, yürütme erkinin yani iktidarın yargı erkinin oluşumu ve denetimi üzerindeki aşırı etkisinden kaynaklanmaktadır. Doğru olan yürütmenin yargı erkinde makul ve sadece katkı sağlayacak; ancak dengeyi bozmayacak ölçüde temsilini sağlamaktır. Bilinmelidir ki yargı erkinin oluşumuna ve denetimine ilişkin olarak verilecek cevaplar ne kadar doğru ve tarafsız olursa hukuk devleti ilkesi de o ölçüde hayata geçme olanağı bulur.

Yargının denetimi konusunda hükmün denetlenmesi ve hükmü verenlerin denetlenmesi şeklinde iki türlü denetim olduğu söylenebilir. Hükmün denetlenmesi, yargıda (yerel mahkemeler, istinaf mahkemeleri, temyiz mahkemeleri gibi) bir derecelendirmeye gidilerek bilgi ve tecrübe bakımından en iyi olan hâkimlerin, bu nitelikler bakımından daha zayıf olan hâkimlerce verilen hükümleri denetlemesi biçiminde olur.

Hükmü verenlerin denetlenmesi ise, hâkim ve savcılık mesleğini yürütenlerin birtakım zaaflara veya yetersizliklere düşüp düşmediklerini veya işlerini mesleğin gerektirdiği tarafsızlık ve diğer niteliklere uygun olarak yapıp yapmadıklarını araştırmak ve disiplin cezası, meslekten uzaklaştırma gibi yollarla mesleğin ve adaletin korunmasını sağlamaktır.
Yargı erkinin ve dolayısıyla diğer erklerin düzgün ve sağlıklı işlemesi, vatandaşların haklarının tam olarak korunması bakımından her iki denetim de çok önemlidir. Bu yüzden hem hükmü verenleri denetleyecek olan, hem de verilen hükümleri denetleyecek olanları (yani yüksek mahkeme üyelerini) seçecek olan, her türlü etkiden bağımsız, siyasi iktidara bağlı olmayan; idari ve mali açıdan özerk, kendisine ait bir sekretaryası bulunan ve üyelerinin tamamına yakını yargı erkinin kendisini ispatlamış mensuplarından seçilerek oluşan geniş katılımlı bir kurulun varlığı gereklidir.

Şu anki yargı mekanizmamızda Adalet Bakanı’nın başkanlığında Müsteşarın da üyesi bulunduğu yedi kişilik dar bir kurul olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, bütün adli ve idari hâkim ve savcılarını ilgilendiren konularda kararlar vermekte, Yargıtay ve Danıştay’a üye seçimlerini yapmaktadır. Böylesine önemli bir Kurulun başkanlığını siyasi bir kişinin yapması tarafsızlığa gölge düşürmekte, alınan kararların objektifliği konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Sorun sadece Adalet Bakanının Kurula başkanlık etmesi ile de sınırlı olmayıp, kurulun bağımsız bir binası, bütçesi ve sekretaryasının bulunmaması, Kurulun emrinde çalışanların doğrudan Adalet Bakanınca atanan bakanlık tetkik hâkimleri ve diğer bakanlık çalışanları olması, hâkim ve savcılara ilişkin atama kararnamelerinin taslaklarının bakanlıkça hazırlanması, Kurulun verdiği kararlara karşı yargı yolunun kapalı olması, hâkim ve savcıların denetimlerinin Adalet Bakanlığına bağlı adalet müfettişlerince yapılması hâkimlik teminatı ile kesinlikle bağdaşmayan durumlardır. Bu nedenle Kurulun yapısının değiştirilerek öneride olduğu gibi daha geniş ve bağımsız bir hale getirilmesi halinde hâkim ve savcıların teminatı tam olarak sağlanmış olacak, Bakan ve Müsteşarın Kurulda olmalarının yukarıdaki sakıncaları giderilecektir.

Adalet Bakanı ve bakanlık müsteşarının kuruldan tamamen çıkarılması gerektiği görüşü değerlendirildiğinde, aslında seçilmiş siyasi iktidarın ve T.B.M.M’nin güvenini almış kabinenin bir üyesi olan Adalet Bakanının ve hâkim sınıfından sayılan adalet teşkilatının başı konumundaki tarafsız statülü Adalet Müsteşarının kurulda bulunmasının bir sakıncasının olmaması gerekir. Aksine kurulun meşruiyetini ve itibarını güçlendirmek ve yürütmenin yargı ile denge oluşturmasını sağlamak bakımından bu durum yararlıdır. Ayrıca diğer bir yarar, Adalet Bakanlığının kurulla olan görev ilişkileri ve Adalet Bakanının ülkenin adalet siyasetini belirlemede ve yürütmedeki fonksiyonu göz önüne alındığında görülmektedir. Bilindiği gibi idare hukukumuzda bakanlar çift şapkalı olup bir yüzleriyle idari diğer yüzleriyle siyasi işlev görürler. Günümüzde yaşanan sorun esas olarak bu kişilerin kurula üye bulunmaları değil, kurul içindeki ağırlıklarının dengesiz ve aşırı olmasıdır. İdari yönden tarafsız olması gereken müsteşarın ister istemez bakanın siyasi gölgesinde kalması da sorunun diğer bir boyutudur. Müsteşarın, kurulda kararlar alınırken bakanın iradesinin pek dışına çıkamaması ve özellikle Yargıtay ve Danıştay için yapılan üyelik seçimlerinde siyasi iktidarın istediği gibi davranarak Kurulun işleyişini sekteye uğratması son zamanlarda kamuoyuna da yansımıştır.

Hâkim ve savcıların denetimi ve atanmaları kadar önemli bir diğer konu mesleğe kabul edilecek kişileri kimin belirleyeceğidir. 1982 Anayasasından önceki dönemde mesleğe kabul edilecek adayların sınavlarını yapma ve mesleğe kabul etme Yüksek Hâkimler Kurulunun yetkisindeydi. 1982 Anayasasında ise Kurula sadece “mesleğe kabul etme” yetkisi verilmiştir. Meslek adaylarını seçmek için yazılı ve mülakat sınavlarını ise Adalet Bakanlığı yapmaktadır. Şu anki mevcut durumda yazılı sınavlarla ilgili bir sıkıntı yoktur; zira yazılı yarışma sınavları ÖSYM tarafından yapılmakta ve değerlendirilmekte, adayların hukuki ve akademik bilgi seviyeleri gerçekten objektif bir biçimde belirlenebilmektedir. Bu sınavı geçmek için en az 70 puan almak gerekmektedir. Sorun mülakat sınavlarında yaşanmaktadır. Mülakat sınavları Adalet Bakanlığındaki bürokratlar tarafından yapılmakta; mülakata yazılıyı geçen adaylardan meslek adaylığına kabul edilecek sayının dört katı kadar aday adayı çağırılmakta ve bunların dörtte üçü mülakat sonucu elenmektedir. Mülakat sınavını yapan bürokratların Adalet Bakanınca atandığı göz önüne alındığında çok vahim bir durum ortaya çıkmaktadır. Nitekim yazılı sınavda 95 puan alırken mülakatta elenenler olduğu gibi yazılıda 70 puan alıp mülakatı geçen adaylara rastlanıyor olması mülakat sınavının sağlıklı yapılıp yapılmadığı noktasındaki şüpheleri arttırmaktadır. 2005 yılında Hâkimler ve Savcılar Kanununda yapılan değişikliklerle yazılı ve mülakat sınavlarının düzenlemesi kanun konusu olmaktan da çıkarılmış ve tamamıyla yönetmeliklere bırakılmıştır. Kamu kesimine alınacak kamu görevlileri arasında en objektif usullerle mesleğe kabul edilmesi gereken hâkim ve savcılar, maalesef tam aksine sübjektif şekilde ve tamamen siyasi iktidara göre alınmaktadır. Böyle bir duruma gelişmiş ve demokratik ülkelerde rastlanamaz. Mesleğe kabul yetkisinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ait olduğunu iddia etmek de tamamen boş bir söylemden ileri gidemez. Zira tamamen Bakanlık tarafından adaylığa kabul edilen, iki yıl boyunca memur statüsünde olan, maaş alan, eğitim ve staj gören adayları bu andan ve bu kadar masraftan sonra mesleğe kabul etmek artık Kurul için tamamen bir formalite işleminden ibaret olmaktadır. Bu nedenlerle meslek adaylarını belirleme yetkisinin Adalet Bakanlığından alınarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmesi gerekmektedir.

Hukuka aykırı bir eylemin varlığı durumunda, bunun ve sorumlularının bütün boyutlarıyla araştırılıp, maddi olgularıyla ve delilleriyle birlikte mahkemeye sunulması büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple sadece hâkimlerin bağımsız olması bir önem taşımayıp, savcıların da en az onlar kadar bağımsız ve korkusuz olabilmesi gerekmektedir. Zira hüküm bir şekilde verilir ve denetlenir; ancak sürecin daha en başında yargılamanın yapılabilmesi için önce maddi olguların bütün çıplaklığıyla açığa çıkarılması şarttır. Bu yüzden siyasi iradeden bağımsız, güçlü bir savcılık kurumuna şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır. Önerimiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yapılacak yasal düzenlemelerle Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı Kurumu haline getirilip Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda temsil edilmesi ve adli kolluk teşkilatının kurularak Cumhuriyet savcılarının emri altında birlikte etkili çalışmalarının sağlanmasıdır.

Bir ülkede Adalet Bakanlığı, esas olarak yalnızca adalet hizmetlerinin yerine getirilmesinden sorumlu olmalıdır. Bu kapsamda adalet hizmetlerinin görüleceği binaların, lojmanların ve araç-gerecin temini, adalet hizmetinde çalışan yardımcı personel ile ceza-infaz ve denetimli serbestlik gibi kurumlar Adalet Bakanlığının asıl sorumluluk alanlarıdır. Adalet Bakanlığının hâkimlerle ilişkisi ve tasarrufu ancak hizmet içi eğitim faaliyetlerini yapma ve illerdeki adalet komisyonları ile sınırlı olabilir. Savcıların ise bir takım idari görevlerinin de bulunduğu ve adli kolluğun amirleri durumunda oldukları düşünüldüğünde bakanlıkla ilişkilerinin hâkimlere göre bir nebze fazla olması kabul edilebilir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı gereği siyasi yönü de olan adalet bakanı ne hâkim ve savcıların mesleğe alınmasında, ne atama ve görevlendirmelerinde, ne de disiplin ve diğer özlük işleriyle ilgili konularda doğrudan yetki sahibi olmalıdır. Bu konularda yetkili bir kurulda ise makul bir ölçüde söz hakkı ve kararlarda pay sahibi olması düşünülebilir.

Kurulun bir takım üyelerinin T.B.M.M tarafından seçilmesi gerektiği, bunun daha demokratik olduğu ve kurulun meşruiyeti kuvvetlendireceği yönündeki bazı görüşler isabetli değildir. Bu şekilde yapılacak bir seçim bazı hâkimlerin kurula üye seçilebilmek için Mecliste lobi yapmalarına veya Meclisteki siyasi partiler arasında hâkim veya savcılar için “bu bizdendir, bu değildir” gibi söylemler ile meslekle hiç bağdaşmayacak durumların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Böyle bir usulle seçilecek üyeler tarafsız olamaz, gerçekten tarafsız olsalar bile daima çoğunluk partisine ya da çoğunluğu sağlamış iktidar partilerine yakın kimseler olarak görüleceklerinden doğru yaptıkları işlemler bile şüphe ile karşılanır. Yargının siyasallaşması sonucunu doğurabilecek böyle bir uygulamadan kesinlikle kaçınmak gerekir. Nitekim 1961 Anayasasının ilk halinde Yüksek Hakimler Kuruluna bazı üyelerin parlamento tarafından seçilmesi uygulaması getirilmiş ve bu uygulama yukarıdaki endişeleri haklı çıkardığından yapılan anayasa değişikliğiyle bundan vazgeçilmiştir. Tecrübe ile de sakıncaları sabit olan yöntemi tekrar hayata geçirmek anlamsızdır.

Bütün bu düşüncelerden hareketle hâkimlerin ve savcıların teminatını tam olarak sağlayacak bağımsız bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun çerçevesini oluşturan aşağıdaki anayasa önerisi gerekçesiyle hazırlanmıştır. Bu önerinin hayata geçebilmesi durumunda özlediğimiz anlamda bir yargı bağımsızlığına kavuşacağımızı her halde meselenin özünü kavramış olan bütün hukukçular rahatlıkla söyleyebilecektir.


Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
Madde – (1) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu on beş asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Yargıtay ve Danıştay Başkanları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun doğal üyeleridir. Üç asıl ve bir yedek üye Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üye Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla, üç asıl ve bir yedek üye birinci sınıfa ayrılmış ve bu niteliğini kaybetmemiş adlî yargı hâkim ve savcılarınca, iki asıl ve bir yedek üye birinci sınıfa ayrılmış ve bu niteliğini kaybetmemiş idarî yargı hâkim ve savcılarınca kendi aralarından gizli oyla seçilir. Asıl ve yedek üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir daha seçilemez. Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca seçilecek üyelerin altmış yaşını tamamlamış olmaları şarttır.
(2) Kurulun seçimle gelen asıl ve yedek üyeleri, görevlerinin devamı süresince başka görev alamazlar.
(3) Asıl ve yedek üyeler tarafından seçimle gelen asıl üyeler arasından Kurulu temsil etmek ve sekretaryasını yürütmek üzere dört yıl için salt çoğunlukla ve gizli oyla bir Genel Sekreter seçilir. İkinci kez seçilmek mümkün değildir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Sekreteri, Kurulun idari ve mali işlerinden sorumludur.
(4) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adli Yargı ve İdari Yargı daireleri ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Genel Kurulundan oluşur. Adli Yargı Dairesi Yargıtay Başkanının başkanlığında adli yargıdan seçimle gelen üyelerden oluşur ve yedi kişi ile toplanır. Cumhuriyet savcılarına ilişkin konularda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanının da katılımıyla dokuz kişiyle toplanır. İdari Yargı Dairesi Danıştay Başkanının başkanlığında idari yargıdan seçimle gelen üyelerden oluşur ve beş kişi ile toplanır. Her daire kendi yargı alanıyla ilgili olarak beşinci fıkrada gösterilen konularda karar verir. Dairelerin verdikleri kararlara karşı itiraz Genel Kurula yapılır. Genel Kurul on beş üye ile toplanır. Genel Kurul toplantılarına başkanlık etme görevi, kararına itiraz edilen daire gözetilerek öteki daire başkanınındır. Diğer hallerde Genel Kurul toplantılarına Genel Sekreter başkanlık eder. Genel Kurulda ve dairelerde kararlar salt çoğunlukla verilir.
(5) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adlî ve idarî yargı hâkim ve savcı adaylığı yazılı ve sözlü sınavlarını yapma, başarılı olan adayları hâkimlik ve savcılık mesleğine kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemleri ile hâkim ve savcıların özlük işleriyle ilgili diğer tüm işlemleri gerçekleştirir. Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hâkimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki önerilerini karara bağlar. Ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
(6) Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile Kurula bağlı olarak çalışacak adalet müfettişleri ve tetkik hâkimleri Genel Kurulca atanır.
(7) Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usûlleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir.
Hâkim ve savcıların denetimi
Madde – Hâkim ve savcıların görevlerini hukuka uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı ve görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerine ilişkin inceleme ve soruşturma yapma yetkisi ve görevi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ait olup, Kurul bu görevi kendisine bağlı adalet müfettişleri eliyle yerine getirebilir.




Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yan Başlıklı Madde Gerekçesi:

Genel Olarak:
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, hâkim ve savcıların mesleğe alımı da dahil tüm özlük işleri, atama ve meslekte yükselmeleri, disiplin ve meslekten çıkarılmaları gibi konularda karar verecektir. Kurul, yargıdaki adli ve idari ayırımı ve adli yargıdaki hâkimlik ve savcılık mesleklerinin özellikleri ve farkları da gözetilerek düzenlenmiştir. Bir hukuk devletinde olması gereken ve “idarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı denetimi dışında bırakılamaz” genel ilkesine uygun olarak, kurul kararlarına yargı yolunun kapalı olması şeklinde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kurulun seçimle gelen üyeleri başka görev alamayacaktır. Kurulun sürekli görev başında bir Genel Sekreteri mevcut olduğundan ve mesleğin tarafsızlığı ve bağımsızlığıyla bağdaşmadığından, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hizmetin aksamaması için ilk toplantıda onaya sunulmak üzere dahi olsa, hâkim ve savcıların Adalet Bakanınca geçici yetki ile görevlendirilmesi hükmüne yer verilmemiştir. Ayrıca yine hâkim teminatı ve tarafsızlığına uygun olarak Adalet Bakanlığının merkez teşkilatında çalışacak olanlar da dâhil bütün hâkim ve savcıları atama yetkisi sadece Kurula verilmiştir. Hâkim ve savcıların denetimini yapacak Adalet müfettişleri de Kurul tarafından atanır ve Kurula bağlı olarak çalışır. Kurulun, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına uygun olarak çalışacağı doğal olduğundan böyle bir hükmün konulmasına gerek görülmemiştir.


(1) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu on beş asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Yargıtay ve Danıştay Başkanları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun doğal üyeleridir. Üç asıl ve bir yedek üye Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üye Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla, üç asıl ve bir yedek üye birinci sınıfa ayrılmış ve bu niteliğini kaybetmemiş adlî yargı hâkim ve savcılarınca, iki asıl ve bir yedek üye birinci sınıfa ayrılmış ve bu niteliğini kaybetmemiş idarî yargı hâkim ve savcılarınca kendi aralarından gizli oyla seçilir. Asıl ve yedek üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir daha seçilemez. Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarınca seçilecek üyelerin altmış yaşını tamamlamış olmaları şarttır.
Gerekçesi:
İlk fıkrada kuruluş düzenlenmiştir. Üyelerin dağılımı konusunda; adli yargı-idari yargı, hâkimlik-savcılık, yüksek mahkeme üyesi-birinci sınıf hâkim, yargı mensubu-yürütme mensubu ayrımlarının tümünde temsili tam olarak sağlayan dengeli ve katılımcı bir yapı öngörülmüştür. Bu sayede yargı üzerinde oluşabilecek bir takım siyasi baskılara ve özellikle yüksek hâkimler arasında oluşabilecek birtakım oligarşik eğilimlere fırsat vermeyecek şekilde düzenleme amaçlanmıştır. Asıl üyelerden beşinin doğal üye, beşinin seçilmiş yüksek mahkeme üyesi ve beşinin de birinci sınıf hâkim ve savcıların kendi aralarından seçtiği üyelerden oluşması, doğal üyelerin de üçünün bulundukları makama seçimle gelmiş ve yargıyı temsil kabiliyeti olan kişilerden ( Yargıtay ve Danıştay Başkanları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ) olması dikkate alınırsa, kurulun demokratik bir yapıda oluşturulduğu rahatlıkla söylenebilir.

Kurula ikinci kez seçilmenin mümkün olmaması ve Yargıtay ile Danıştay Genel Kurullarınca seçilecek üyelerin altmış yaşını tamamlamış olmalarının şart koşulması, üyelerin ikinci kez seçilme kaygısı düşünmeden ve mesleki açıdan herhangi bir kişisel beklenti içinde olmadan tam bir tarafsızlıkla görevlerini yapmasını sağlamaya yönelik hükümlerdir. Keza Yargıtay ve Danıştay Başkanları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı gibi meslekte en tepeye gelmiş ve şahsi olarak mesleki beklentileri kalmamış kişilerin doğal üyeliği de aynı amaca matuftur. Diğer bir amaç ise sembolik açıdan yargının başı olarak görülen bu kişilerin gerçekten yargının başı durumuna gelmelerini ve kendi kurumlarının mensuplarını seçerken söz sahibi olabilmelerini sağlamaktır. Bunun yanı sıra Yargıtay ve Danıştay’da şu anki seçim karmaşasını daha fazla arttırmadan bu kurumların Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki temsili de artmış olacaktır. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarının Kurulla olan görev ilişkileri ve yürütmenin de yargıda temsili düşünülerek Kurula doğal üye olmaları kabul edilmiştir. Müsteşarın birinci sınıf hâkim statüsünde olması da yüksek mahkeme üyeleri karşısında dengenin sağlanması açısından ayrıca düşünülmüştür.


(2) Kurulun seçimle gelen asıl ve yedek üyeleri, görevlerinin devamı süresince başka görev alamazlar.
Gerekçesi:
Böylelikle bu üyelerin Kurulun faaliyetlerine etkin bir şekilde katılmaları amaçlanmıştır. Geçmişte yaşanan bazı tecrübeler Kurula seçilen Yüksek Mahkeme üyelerinin kendi görevlerinin de devamı nedeniyle Kurula ilişkin işlerini yeterince yapamadıklarını göstermiştir. Bazı üyeler Kurulla ilgili faaliyetlerin ikinci planda kaldığı, örneğin binlerce hâkim ve savcının yerini değiştiren kararname taslaklarını diğer görevlerinden fırsat bulup yeterince inceleyemedikleri şeklinde yakınmalarda bulunmuşlardır. Düzenlemenin amacı bu gibi endişelere kesin olarak son vermektir. Yargıtay ve Danıştay Başkanları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanlığı müsteşarı Kurul üyeliğinin yanı sıra kendi görevlerini de sürdüreceklerinden bunların görev nedeniyle veya hastalık, izin gibi sebeplerle Kurul toplantılarına katılamamaları halinde Yargıtay ve Danıştay Birinci Başkanvekillerinden biri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ve Müsteşar vekillerinden biri asıllarının yerine toplantılara katılabileceklerdir. Adalet Bakanının ve seçimle gelen üyelerin yerine yedek üyeler toplantılara katılarak toplanma sayılarını tamamlayacaklardır.


(3) Asıl ve yedek üyeler tarafından seçimle gelen asıl üyeler arasından Kurulu temsil etmek ve sekretaryasını yürütmek üzere dört yıl için salt çoğunlukla ve gizli oyla bir Genel Sekreter seçilir. İkinci kez seçilmek mümkün değildir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Sekreteri Kurulun idari ve mali işlerinden sorumludur.

Gerekçesi:
Kurulun üyeleri arasında gerek söz ve oyda, gerekse onursal açıdan eşitlik sağlamaya özen gösterilmiştir. Bunun sebebi, yüksek mahkemeler başkan ve üyeleri ile başsavcısı, Adalet Bakanı ve müsteşarı ile birlikte birinci sınıf hâkim ve savcıların her birinin eşit bir şekilde temsil edildiği bir kurul oluşturma gereğidir. Kurul üyeliği haricinde üstlük-altlık anlamına gelebilecek bir takım farklı makamlar Kurul dâhilindeki görüşme ve oylamalarda bir baskı veya farklılık yaratmamalı, herkes düşüncesini ve kararını özgürce ileri sürebilmelidir. Bu yüzden başkanlık ve başkanvekilliği gibi statüler arasında fark yaratacak makamlar ihdas etmekten özenle kaçınılmıştır. Maddede geçen başkanlık ibareleri bir makam olarak değil fakat toplantılara başkanlık etmek şeklinde bir görev olarak algılanmalıdır. Ancak kurulun bağımsız bir sekretarya teşkilatı ve mali yapısı olacağı öngörülerek sürekli olarak bu teşkilattan sorumlu olacak, yazışmaları yürütecek, bazı durumlarda Genel Kurul toplantılarına başkanlık edecek, kanunla verilen diğer görevleri yerine getirecek ve Kurulu temsil edecek bir kişinin bulunması gerekliliği düşünülerek bir Genel Sekreterlik düzenlenmiştir. Yedek üyelerin de Kurulun mensubu oldukları düşünüldüğünde temsilin tam olarak sağlanabilmesi ve daha demokratik bir seçim için asıl ve yedek üyelerin tamamı, seçimle gelmiş asıl üyeler arasından bir kişiyi salt çoğunlukla ve gizli oyla Genel Sekreter seçer. Daha önce üyelikte geçirilen süre ne olursa olsun Genel Sekreterin görev süresi seçimden itibaren dört yıldır. Kurula yeniden üye seçilememe hükmüne paralel olarak ikinci kez Genel Sekreter seçilmek mümkün değildir.

(4) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adli Yargı ve İdari Yargı daireleri ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Genel Kurulundan oluşur. Adli Yargı Dairesi Yargıtay Başkanının başkanlığında adli yargıdan seçimle gelen üyelerden oluşur ve yedi kişi ile toplanır. Cumhuriyet savcılarına ilişkin konularda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanının da katılımıyla dokuz kişiyle toplanır. İdari Yargı Dairesi Danıştay Başkanının başkanlığında idari yargıdan seçimle gelen üyelerden oluşur ve beş kişi ile toplanır. Her daire kendi yargı alanıyla ilgili olarak beşinci fıkrada gösterilen konularda karar verir. Dairelerin verdikleri kararlara karşı itiraz Genel Kurula yapılır. Genel Kurul on beş üye ile toplanır. Genel Kurul toplantılarına başkanlık etme görevi, kararına itiraz edilen daire gözetilerek öteki daire başkanınındır. Diğer hallerde Genel Kurul toplantılarına Genel Sekreter başkanlık eder. Genel Kurulda ve dairelerde kararlar salt çoğunlukla verilir.

Gerekçesi:
Adli yargı ve idari yargı ayırımına uygun olarak ve bu bölümlerde çalışan hâkim ve savcıların oransal miktarı da gözetilerek Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlerini Adli ve İdari yargıda ayrı ayrı daireler şeklinde çalışarak yerine getirmesi öngörülmüştür. Bu dairelerin toplantılarına başkanlığı yüksek mahkeme başkanları, olmadıklarında ise vekilleri yapacaktır. Böylelikle adli ve idari yargının sembolik açıdan başı olarak görülen bu kişiler, yargı üzerinde gerçek anlamda söz sahibi olacaklardır.

Adli Yargı Dairesi, Yargıtay Başkanı’nın başkanlığında Yargıtay Genel Kurulunca seçilmiş üç üye ve birinci sınıf olan ve bu niteliğini kaybetmemiş adli yargı hâkim ve savcılarının kendi aralarından seçtiği üç üye olmak üzere toplam yedi kişi ile toplanacaktır. Cumhuriyet savcılarının görevleri ve mesleki özellikleri göz önüne alınarak bunlarla ilgili kararların verileceği Adli Yargı Dairesi toplantılarına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanının da katılması kabul edilmiş ve toplantı yeter sayısı dokuz olarak belirlenmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın herhangi bir sebepten toplantıya katılamaması halinde yerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Adalet Bakanı’nın yerine ise öncelikle Yargıtay Genel Kurulunca seçilen yedek üyenin katılması mümkün olacaktır. Başsavcı ve Bakan adli yargı hâkimleriyle idari yargı hâkim ve savcılarına ilişkin daire toplantılarına ise katılamazlar.

İdari Yargı Dairesi, Danıştay Başkanı'nın başkanlığında Danıştay Genel Kurulunca seçilmiş iki üye ve birinci sınıf olan ve bu niteliğini kaybetmemiş idari yargı hâkim ve savcılarının kendi aralarından seçtiği iki üye olmak üzere toplam beş kişi ile toplanacaktır.

Dairelerin yanı sıra dairelerde verilen kararlara itiraz halinde bu itirazları karara bağlamak ve verilen diğer işleri yapmak üzere on beş üyenin katılımıyla oluşacak bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Genel Kurulu öngörülmüştür. İtiraz halinde Genel Kurula başkanlığı öteki dairenin başkanı yapacaktır. Böylelikle kararına itiraz edilen dairenin herhangi bir üyesinin, itirazı görüşen Genel Kurula başkanlık yapma ihtimali ortadan kaldırılarak, itiraz edilen kararın olabildiğince objektif bir şekilde yeniden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Genel Kurul’un diğer görevleri ise Anayasa ve kanunlarla belirlenecektir. Bunlar arasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ilke kararlarının alınması, Adalet Bakanlığı merkez kuruluşunda ve Hakimler ve Savcılar Yüksek kuruluna bağlı çalışacak tetkik hâkimleri ve adalet müfettişlerinin atanması sayılabilir. Yargıtay, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesine üye seçimi de Genel Kurulca yapılacak olup kanun tekniği açısından Anayasa’nın bu mahkemelerle ilgili maddelerinde ve özel kanunlarında belirtilmesi daha uygun görülmüştür. İtirazların görülmesi haricinde kalan Genel Kurul toplantılarına Genel Sekreter başkanlık eder.

Genel Kurulda ve Dairelerde meslekten çıkarma da dâhil bütün kararlar salt çoğunlukla verilir.

(5) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; adlî ve idarî yargı hâkim ve savcı adaylığı yazılı ve sözlü sınavlarını yapma, başarılı olan adayları hâkimlik ve savcılık mesleğine kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemleri ile hâkim ve savcıların özlük işleriyle ilgili diğer tüm işlemleri gerçekleştirir. Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hâkimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki önerilerini karara bağlar. Ayrıca Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Gerekçesi:
Fıkrada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yetki ve görevleri genel olarak belirtilmiştir. Yapacağı işlemlerin sınırlı olarak sayılmış olmadığı; yalnızca vurgulamak açısından sayıldığı “… ile hâkim ve savcıların özlük işleriyle ilgili diğer tüm işlemleri gerçekleştirir.” şeklindeki ifadeden anlaşılmalıdır. Bu yetkileri her daire kendi yargı alanına ilişkin olarak kullanır. Fıkra ile getirilen bir yenilik, hâkim ve savcıların mesleğe alınışıyla ilgilidir. Hâkimlik ve savcılık mesleği mensuplarının da herkes gibi dünya görüşlerinin olması elbette ki doğaldır. Ancak görevlerini yaparken bütün bu düşünceleri bir kenara bırakıp yalnızca adalet idealine ulaşmak için tarafsızlıkla çalışacak kadar da olgun düşünceli kişiler olmaları gerekir. Bu nitelikteki kişilerin belirlenmesi yalnızca adayların objektif yazılı sınavlarda gösterdikleri başarı ile ortaya çıkan bilgi düzeyleri ve hâkimlik mesleği için gereken kişilik özelliklerine sahip olup olmadıklarının tespitiyle mümkündür. Adaylığa kabulde bunlar dışında hiçbir ölçüt gözetilemez. Siyasi düşünceye göre aday seçme mesleğe en büyük zararı verir. Bu bakımdan mesleğe alınacak adayların siyasi iktidarın dışında olan bir organca belirlenmesi zorunludur. Açıklanan sebeple Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna sadece ” mesleğe kabul” yetkisi verilmekle yetinilmemiş, “adli ve idari yargı hâkim ve savcı adaylığı yazılı ve sözlü sınavlarını yapma” yetkisi de verilmiştir. Kurulun bu yetkisine dayanarak ÖSYM gibi Devletin ölçme ve değerlendirme ile ilgili kurumları aracılığıyla sınav görevini yerine getirmesi de doğal olarak mümkündür.

(6) Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile Kurula bağlı olarak çalışacak adalet müfettişleri ve tetkik hâkimleri Genel Kurulca atanır.

Gerekçesi:
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Genel Kurulu’nun atamaya ilişkin bazı yetki ve görevleri gösterilmiştir.

(7) Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usûlleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi esasları kanunla düzenlenir.

Gerekçesi:
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun özel kanununda düzenlenecek Kurulun görevlerini yerine getirmesi, seçim ve çalışma usûlleriyle itirazların Kurul bünyesinde incelenmesi gibi esasların çerçevesi düzenlenmiştir.

Hâkim ve savcıların denetimi Yan Başlıklı Madde Gerekçesi:

Madde – Hâkim ve savcıların görevlerini hukuka uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı ve görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerine ilişkin inceleme ve soruşturma yapma yetkisi ve görevi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ait olup, Kurul bu görevi kendisine bağlı adalet müfettişleri eliyle yerine getirebilir.

Gerekçesi:
Kanun tekniği açısından Adalet müfettişlerinin atanmaları Kurula ilişkin maddede, hâkim ve savcıların denetimi takip eden maddede düzenlenmiştir. Hâkim ve savcıları denetleme yetkisinin ve görevinin tamamen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna ait olduğu vurgulanmış, Kurulun bu görevini kendisine bağlı ve kendisince atanan adalet müfettişlerince yerine getirebileceği belirtilmiştir.

SONUÇ

Yeni anayasa tartışmalarının gündemde olduğu şu günlerde adliyelerde büyümüş ve adalet idealine büyük bir aşkla bağlı genç bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak olup bitenleri büyük bir endişeyle izliyorum. Bütün toplum yaşamına yön veren temel norm olan anayasaya ilişkin hiçbir derinliği olmayan, bütünüyle sığ ve şekli bir tartışma alabildiğine sürüp gitmektedir. Anayasa tartışması maalesef beklediğim gibi sadece türban konusuna indirgenmiş, Türkiye’nin gerçek sorunları olan sosyal adalet, seçim ve parti içi demokrasi, toplumun örgütsüzlüğü, halka dayanmayan çoğulculuktan uzak dar siyaset, değerlerde yaşanan yozlaşma ve insan onurunu sağlamayı hedef tutan hak anlayışı gibi meseleler bütünüyle unutulmuştur.

Hukuk kuralları da diğer her şey gibi yalnızca insanın mutluluğu içindir. Eğer bir anayasa bütün insanların mutluluğuna hizmet edecekse iyi bir anayasadır. Mevcut kuralı insanların mutluluğu yönünde köklü olarak değiştirmeyecek değişiklik, kuralın aynen kalmasından daha kötüdür. Kural aynen kalsa en azından hukukun sürekliliği ve istikrarı korunacaktır. Eğer iyi yönde ve köklü bir değişiklik yapılmak isteniyorsa meseleler ciddiyetle ve önyargısız bir biçimde ortaya konularak tartışılmalıdır.

Yeni anayasaya taslakları hazırlanmaktadır. Maalesef bu taslaklar bence yukarıda saydığım konularda hiçbir köklü gelişme içermemektedir. İşte bu nedenledir ki ben de bir hukuk öğrencisi olarak kendi kafamda oluşturduğum anayasayı kaleme almaya karar verdim. İlk olarak en önemli alan olarak gördüğüm yargıdan işe başladım. Anayasaya sadece “hâkimler bağımsızdır ve tarafsızdır” diye hüküm koymakla ne bağımsızlığın ne de tarafsızlığın sağlanamayacağının bilinciyle, bunlar gerçek anlamda nasıl sağlanır diye düşündüm ve bunun mekanizmasını tasarladım. Hazırladığım önerinin bu konudaki tartışmalara katkı sağlamasını ve küçük de olsa bir ışık yakabilmesini umuyorum.


Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Anayasa Önerisi, İlhan GÜLEL,
Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



En son igulel tarafından Çrş Ekm 10, 2007 10:41 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
gerçek aydın
Koşan-Umut Vaad Eden Demokrat (Puanı:40)


Kayıt: 02 Eyl 2007
Mesajlar: 143

 MesajTarih: Pts Ekm 08, 2007 12:23 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

çok güzel tespitler.
çalışmlarına ve bunları bizlerle paylaşmana devam etmeni dilerim.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
roxanne
Hacettepe Üni. Temsilcisi


Kayıt: 03 Eyl 2007
Mesajlar: 497
Konum: konu mu? ne konusu, ne alaka şimdi :))))

 MesajTarih: Pts Ekm 08, 2007 1:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

ellerine sağlık...
ben hukuk konusunda çok bilgili olmadığım için;
derin eleştiriler de yapamayacağım açıkçası ( hukukçu arkadaşlar ne güne duruyor Wink )

ama hakkı hukuku önemseyen bir vatandaş olarak;
okuduğumdan genel olarak benim anladığım;
nesnel olunulmasını, adam kayırılmamamasını, her organın gerçekten üstüne düşeni yapmasını, yani hukukun layıkıyla işlemesini arzu ediyorsun.

hepimizin arzusu bu yönde tabi ki
(hukuk deyince gerçekten hukuku anlayanlar için en azından )

önerinden benim anladığım hoşuma gitti yani Very Happy
başarılar...

_________________
kimvurduya gitmesin; aşkıma ses ver..
uçarı değilim; kadir bilirim...
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
rüzgar
Emekli Yönetici


Kayıt: 31 Ağu 2007
Mesajlar: 347

 MesajTarih: Pts Ekm 08, 2007 7:44 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Bir hukukçu olarak soylediğin ve önerdiklerinle ilgili birebir aynı düşündüğümü söylemek istiyorum.Şöyle ki erkler ayrılığına ait olan bir sistemdekarşılıklı etkileşim harıcınde bu yanlı siyasal objelerın yargıya gölge seklınde mudahalesi hukukun bağımsızlığına kara leke çalmaktadır.Bilindiği üzere geçmiş zamanda yapılmış olan Hakim ve Savcıllık sınavının milakatında da bu yuzden yurutmeyı durdurma kararı alınmıstır ve bu haklı bir tavırdır.Ben ayrıca savcılar için süylediğn kısma değinmak istiyorum.Savcılık bilindiği gibi devlet makamı ve devleti temsil eder ama günümüzdeki durumu biraz sığ bakış acısıyla devlet kontrolunde kaldıgına ısaret edıyor ,organların ıcınde cok mukaddes bır gorev ıcraa eden yargının bağımsızlığın mutlak olabilmesi için içerisinde yer alan siyasi unsurların çıkarılması şarttır aksı takdırde var oluşları dahi yargıya gölge düşürecektir,uygulamalarda açıkca görülmektedir bu durum.Benim gibi düşünen bir hukukçuyla aynı sitede yer almaktan onur duydum ,başka önerilerini de paylasman ve tartısmak dileğiyle..

_________________
yol kenarındaki yağmur mazğallarını

kumbara sanıp

harçlığımı atardım

bu yüzden en çok

denizden alacaklıyım..
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
igulel
Tembel-Sömüren Demokrat (Puanı: 5)


Kayıt: 19 Eyl 2007
Mesajlar: 22
Konum: İstanbul

 MesajTarih: Pts Ekm 08, 2007 10:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Güzel sözler ve düşünceler için teşekkürler.Ben de sizlerle aynı siteyi paylaşmaktan onur duydum.Ayrıca şunu belirtmeliyim ki bu öneriyi Yüksek Mahkeme Başkanlarına, S.T.Ö'lere, Barolara,Siyasi Partilere yolladığım halde bir tek Yar-Sav Derneği Başkanı dışında henüz kimseden dönüş alamadım.O bakımdan gösterdiğiniz ilgi ve duyarlılık beni memnun ediyor ve yine ne varsa bizde yani gençlikte diyorum, umutlanıyorum. Sizden ricam bu önerinin site dışında da kitlelere ulaşmasını sağlamanızdır.O zaman belki bu konuda kendi çapımızda da olsa bir duyarlılık yaratabiliriz ve kim bilir belki birilerinin dikkatini çekebiliriz.

_________________
Tam bir hukuk devleti ancak tam bağımsız bir yargıyla olur
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
YOKARKAMDAHİÇKİMSE
Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 30)


Kayıt: 25 Eyl 2007
Mesajlar: 88

 MesajTarih: Sal Ekm 09, 2007 11:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

emret bakanım : sit-com

igulel'in yazısı : gerçek!


ve bu ikisi de aynı şeyden bahsediyor...

sit-comluk gerçek! ağır bir sorunumuz var !

güldürerek anlatmaya çalışmışlar olmamış belli ki ..

igulel emeğine sağlık, düşünmüşsün ki çok ayrıntılı olmuş.. kafadan şöyle olsun, böyle olsun dememişsin..
umarım dikkate alınır !

umarım önemsenir!
(şahsen ben önemsedim)

_________________
BAŞKALARININ HAYATINI YAPBOZ'LA KARIŞTIRMAMAK LAZIM Smile
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    FORUM KAPANMIŞTIR Forum Ana Sayfa -> Siyasi,Ekonomik,Güncel Konular Tüm zamanlar GMT + 4 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Cobalt 2.0 v2.0.3 phpBB theme/template © 2002-2006 Jakob Persson (readme) (forumthemes/bbstyles)

Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu


Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.337