Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa Siyaset ve Düşünce Forumu
www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com


Ticaret hukuku ders notları1

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Forumun Yeni Konsepti Dışında Kalan Yazılar
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
SÜVARİ
Emekli Yönetici


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 213
Konum: Tam ortası !

 MesajTarih: Cum Ksm 02, 2007 3:55 pm    Mesaj konusu: Ticaret hukuku ders notları1 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARET VE TİCARET HUKUKU

Bir özel hukuk dalı olan ticaret hukukunun çeşitleri,tanımları vardır.Ancak bu tanımlar da ortak bir noktaya ulaşılabilmiş değildir.Ticaret hukukunun kendine has özellikleri vardır.Hukuk kaidelerinin ticarete uygun kısmı denilebilir.

Ticaret: İktisadi bir faaliyet olup,ticaretle üretim faaliyeti ürünleri,tüketim faaliyeti haline getiriliyor.İşte bu üretimden tüketime kadarki her işlem ticarettir.Mal mübadelesinden ibaret olup,mal satmak ve satın almak faaliyeti olarak tanımlandırılabilir.Ancak 21. yy da mal mübadelesi kavramı yetersiz bir iktisadi süreç olmuştur.Bir organizasyon şekli olan ticaret,piyasa ekonomisi anlamını taşır.Buna göre
ticaret,modern iktisatta ticari bütün konuların,faaliyetlerin,method ve organizasyonun (ticari işletmenin)içindeki birimlerde geçen işlemler olarak nitelendirilebilir.

Ticaret Hukuku: Geniş anlamda ticari faaliyetlerden doğan ve iktisadi hayatla yakından ilişkisi bulunun bir takım hukuki durumlarla uğraşan hukuk şubesidir.Ticaret hukukunun anlamı hakkında çeşitli görüşler vardır;
· Bir görüş;”Ticaret hukuku,tacirlerin hukukudur” derken
· Bir görüş;”Muamele ticari ise bu,ticaret hukuku konusuna girmesi için yeterlidir” der.
· Yeni muamele teorisiyse;”yapanın tacir olup olmaması önemsizdir,o iş ticaret hukukunu oluşturur” görüşünü savunurlar.

Bizim hukukumuzda,Borçlar Kanununun yanında bir de ticaret kanunu vardır.Ticaret kanunu her ülkede bulunmaz.Hem Borçlar,hem de Ticaret Kanunu varsa buna hukukun ikililiği denir.Yani,hukuki muameleyi düzenleyen 2 kanun vardır.
TTK 1. md:TTK,TMK’nın ayrılmaz bir parçasıdır.Eğer hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari bir iş ortaya çıkarsa,mahkeme önce ticari örf ve adete,o da yoksa,umumi(genel) hükümleri uygular.
Örn:Yolda özel bir aracın frenleri boşalınca,bir dükkan vitrinine girerek durabildi.Burada haksız fiil var.Kişiye(dükkan sahibine)zararın tazmini gerekir.Mesela kazayı yapan borçlu,borcunu ödemede temerrüde düşerse,bunun hangi kanuna göre çözüleceğini bilmek gerekir.BK mı,TTK mı?
Bu yüzden Ticaret hukukunun uygulama alanını tespit etmek gerekir.

TİCARET HUKUKUNUN DÜZENLENMESİNDE SİSTEMLER
Ticaret hukukunun uygulama alanıyla ilgili bazı görüşler vardır.
1)Klasik Görüş:
a)Subjektif Sistem:Buna göre ticaret hukukunun uygulama alanı tespit ederken bizatihi ticari faaliyetin öznesini esas almış ve ticaret hukukunu “tacirler hukuku” olarak tebliğ etmiştir.Ticari faaliyetlerle uğraşan kişilere(tacirlere)uygulanan özel kurallar bütünü denmiştir.Yalnız tacir niteliğine haiz olanlara uygulanır demektedir.
b)Objektif Sistem:Buna göre ticaret hukukunun uygulanması bakımından “ticari muameleler” önde gelir.Bu görüş,1789 Fransız İhtilaliyle ortaya çıkmıştır,tacir hukukuna karşı çıkmışlardır.Muameleyi yapan kimsenin kim olduğu önemli değil,muamelenin yapılmış olması önemlidir.Ticaret hukukuna girmesi için muamelelerin ticari olması yeterlidir.
Örn:Ticari işleri yapan nakliye kamyonu eve girerek kaza yaptı.
c)Karma Sistem:Ticaret hukukuna sadece tacir hukuku yada hukuki muamele hukuku denmesi yanlıştır.Bu yüzden karma sistem oluşmuştur.Her ikisini de kapsar.Ancak bu sistemde bir belirlilik oluşmamıştır.Yani merkezi belirsiz olmuştur.

2)Modern Görüş(Ticari İşletme Sistemi):
Karma sistemde bir belirlilik olmaması nedeniyle modern görüş oluşmuştur.Buna göre,ticaret hukuku ne tacirlerin,ne de ticari muamele hukukudur.Ticaret hukuku,ticari işletmenin hukukudur demiştir.Gerçektende 20. yy’da iktisadi alanda tüm ticari faaliyetler ticari işletmeler eliyle yürütülür.Bunu işleten tacir,ticari işletme münasebetiyle yapılan işlemler ise ticari muameledir.Buna göre,ticaret hukuku,ticari işletmeyi ilgilendiren muamele,fiil ve işlerin düzenlendiği hukuk anlamındadır.

TÜRKİYE’DE TİCARET HUKUKUNUN DÜZENLENİŞİ
Bizim hukukumuz,ticaret hukukunu ticari işletme kabul eder.Ticaret kanununda düzenlenen kurallar ticaret hukuku kapsamına girer.
Örn:Bankalar kanunu ayrı bir kanundur,sigorta muratebesi ayrı bir kanundur.Ancak banka işlemleri Bankalar ticari işletmesinde yapılır ve bu da ticaret hukuku kapsamına girer.
Sonuç olarak;ticari işletmeyi ilgilendiren muamele,fiil ve işlemi düzenleyen diğer kanunlarda ticaret hukuku kapsamına girer.Uygulama alanları ticaret hukuku alanlarıdır.
Ticaret kanunu,ticaret hukukunun en önemli kaynaklarından birisidir,ancak yegane kaynak değildir.Türk Ticaret Kanunumuz;Başlangıç Hükümleri,5 kitap ve Son Hükümlerden oluşur.
1475 maddeli bir kanun olup,ilk 10 maddesini başlangıç hükümleri oluşturur.
Başlangıç hükümlerine 2 nevi düzenleme getirilmiştir;
İlk düzenleme kanunun tatbik safhasıyla ilgilidir;1)Ticari hükümler, 2)Ticari örf ve adetler 3)Ticari işler 4)Ticari davalar ve deliller 5)Ticari mahkemelerin iş sahası olarak düzenlenmiştir.
İkinci düzenleme çeşitli hükümlerdir.6-10 arası maddeleri içerir;6)Mürur-u zaman 7)Teselsül karinesi 8)Ticari işlerde faiz 9)Kanuni faiz miktarı ve ticari temerrüt faizi 10)Faizin başlangıcı olarak düzenlenmiştir.
Kitaplar; 1.Kitap:Ticari işletme hukuku(11-135 maddeler)
2.Kitap:Ticaret şirketleri(136-556 maddeler)
3.kitap:Kıymetli Evrak Hukuku(557-815 maddeler)
4.kitap:Deniz ticareti hukuku(816-1262 maddeler)
5.kitap:Sigorta hukuku(1263-1459 maddeler)
Son Hükümler ise;1460 ve 1475 maddeler ile düzenlenmiştir.
TTK’yı yazanlar Almanlardır,ancak,kaynakları Alman hukuku değildir,yerli ve yabancı kaynaklardan Almanların kaleminden yazılmıştır.
Ticaret hukukuna,Vergi Usul Kanunu defterlerle ilgili hükümlerle Medeni kanundaki ipotekle ilgili hükümler de kaynaktır.
Bizim hukukumuzda kaynaklar çok çeşitlidir ama ağırlık İsviçre’dedir.
TTK hükümlerinin hepsi maddi hukukla ilgili değildir,usule ilişkin hükümler de vardır.İspat hukuku,muhakeme usulü,salahiyetli mahkeme ile ilgili hükümler de vardır.Haksız rekabet,bayrak çekme,ticaret sicili,İdare hukukuna ilişkin Anonim,Limited Şirketlere ilişkin bayrak çekme;Devletler özel hukukuna ilişkin hükümler,maddi hukuka ilişkin hükümler de vardır.TTK meriyet tatbik kanunuyla da ilgilidir.

TİCARİ İŞ-TİCARİ İŞLETME
TTK 3:Ticari işler
TTK 21:Ticari iş karinesi
21. maddedeki kural tüzel kişiler olan tacirler açısından mutlaktır.Yani tüzel kişi tacirin özel işi yoktur.Ama gerçek kişi açısından karineyi çürütebilecek bazı şartlar öngörülmüştür.
3. maddede;
-Ticaret kanununda düzenlenen işler
-Bir ticari işletmeyi ilgilendiren işler;ticari iş olarak kabul edilmiştir.
TTK 11.md ticari işletmenin tanımıdır.
TTK’da ticari işletmeyi doğrudan ilgilendirmeyen,tarafları tacir olmayabilen ama bir kişinin yapabileceği işler de ticari işlerdir.
Örn;Mağazada alışveriş karşılığı bono aldık,bono TTK’da düzenlenmiştir,bu bir ticari iştir.
TTK 21/1 md:Ticari iş karinesine getirilen istisnalar vardır.Gerçek kişi açısından 2 istisna vardır;
1-İşin yapıldığı esnada işin ticari işletmeyle ilgisi olmadığı açıkça belirtilmişse bu iş ticari iş sayılmaz,adi iştir.
2-Durum ve şartlara göre yapılan işin ticari iş olmasına imkan yoksa yapan kişi tacir olsa bile o iş ticari iş sayılmaz.
Örn;Tacir oturmak üzere ev alıyor.Bu mesken amaçlıdır,ticari amaçlı değil

Bir taraf için ticari iş sayılan işler ticari iştir.
TTK 21/2 md:Yalnız biri için ticari iş sayılan mukaveleler(fiil ve iş demiyor)kanunda aksine hüküm yoksa… Yani;
a)Taraflardan sadece biri için ticari iş sayılan işlerin ticari sayılabilmesi için mukaveleye bağlı olması lazımdır.Sözleşmeye bağlı olmayan işlerde taraflardan birisi için ticari sayılsa bile,ticari iş sayılmaz.Burada bu kural geçerli değildir.Örn;Haksız fiile dayanan işler mukaveleye tabi olmadığı için TTK 21/2′de belirtilen kural uygulanmaz.
b)Taraflardan biri için ticari sayılan,sözleşmeye dayanan bir işin,iğer taraf bakımından ticari sayılabilmesi için kanunda aksine hüküm bulunmaması lazımdır.Örn;Bir tarafın diğer tarafı temerrüde düşürebilmesi veya sözleşmenin feshi için ihtarların yazılı olarak yapılması ve bunun içinde her iki tarafın tacir olması gerekir.Yani noter tarafından yapılmazsa geçerli olmaz.
Bunları bir başlık altında toplarsak;
Ticari iş olma şartları: 1.Ticaret kanununda düzenlenmiş olması
2.Ticari işletmeyle ilgili olması
3.Ticari iş karinesi
4.Bir taraf için ticari iş sayılması;a)Taraflardan biri için
b)Kanunda aksine hüküm yoksa
Bir İşin Ticari İş Sayılmasının Hukuku Sonuçları:
A)Teselsül Karinesi(Müteselsil Sorumluluk)
Teselsül,birden çok borçlunun her birinin alacaklıya karşı yada borçlunun birden çok alacaklının herbirine karşı borcun,tamamından sorumlu olması demektir.
BK 141 vd md teselsül düzenlenmiştir.
Müteselsil borçluluk,bir irade açıklaması veya kanun hükmü dolayısıyla bölünebilir bir edimin birden fazla borçlarından her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu;alacaklının ise tamamını ancak bir defa elde etmek üzere edimi borçlulardan birisinin ifası veya ifa yerini tutan fiili ile düğerlerini bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtaracakları bir birlikte borçluluk halidir.
BKya gore adi işlerde teselsül ya tarafların iradesinden yada kanundan doğar.Yani adi işlerde müteselsil sorumluluk istisnadır.İradeye veya kanuna dayanır.

TTK 7/1 md:Teselsül karinesi:İki veya daha fazla kimse,içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştırılmadıkça müteselsilen mesul sayılırlar.
TTK 7/2 md:Ticari borçlara kefalet halinde gerek asıl borçlu ile kefil gerek kefiller arasındaki münasebetlerde dahi hokum böyledir.
Yani borçlular arasındaki teselsül 2 halde sözkonusudur;
a)Müşterek borç altına girme durumunda(7/1)
b)Ticari borçlara kefalet durumunda/7/2) Adi borçlarda iradeyi açıkça belirtmek gerekir,ticari işlerde ise gerekmez.
Bu hükme gore borcun ticari olması halinde asıl borçlu ile kefil veya kefiller arasında müteselsil borçluluk esas olmaktadır.Ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler.Yani gerek müteselsil borçluluk,gerek ticari borçlarda kefaletten müştereken borç altına girenlerden veya ticari borçlarda kefalet esnasında bunun müteselsil borçluluk olduğu Kabul edilir.Yahut müteselsil borçluluk olmadığı açıkça belirtilebilir.O zaman borç ticari borç da olsa,müştereken borç altına girilse de müteselsil borçluluk yahut müteselsil kefalet olmaz.

TİCARİ İŞLERDE FAİZ:
Belirli para alacağının,alacaklısına sağladığı medeni semere olan faiz kanunlarımızda çok dağınık bir şekilde düzenlenmiştir.
TTK 8 vd md:Faiz düzenlenmiştir.Tabiki sadece buradaki hükümler yoktur.
BK 72,103 md:Burada da faiz düzenlenmiştir.6183 sayılı Amme alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanunda,90 sayılı Ödünç para verme işleri hakkındaki kanunda,Kat mülkiyeti kanununda,iş kanununda,3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizi hakkındaki kanunda da faiz düzenlenmiştir.Ama bunlarla da sınırlı değildir,daha birçok kanunda düzenlemeler vardır.

Faiz:Mahrum kalınan bir miktar paraya mahrumiyet süresi ve mahrum kalınan paranın miktarı ile orantılı olarak sağlanan medeni semereye denir.Faiz belirli bir meblağın,bu meblağ alacaklısına sağladığı medeni semeredir.Faiz,esas olarak ana paraya(resul mal)orantılı olarak yüzdeler ölçüsüne gore yapılır.

Faizin Hukuki Niteliği(Özellikleri):
1.Faiz Feri Bir Haktır
Faiz feri haklardandır(2. dereceden) ve anaparanın mukadderatına bağlıdır.Anapara ne olursa,faiz de aynı akıbete uğrar.Faiz feri haklardan olduğu için faizin varlığı asıl alacağın varlığına bağlıdır.Asıl alacak doğmamışsa faiz de doğmaz.Asıl borç ödeme yahut herhangi bir sebeple sona ererse faiz borcuda kural olarak sona ermiş sayılır.Alacaklı anapara(resul mal)için makbuz vermişse faizlerini de tahsil etmiş sayılır.Ancak makbuz verirken faiz alacağını saklı tuttuğunu belirtir.
Örn;Birine faizli borç para verildiyse,faizi saklı tutmadan asıl alacağı alıp makbuz vermişse,faiz de tahsil edilmiş sayılır.

Bazı hallerde asıl alacak tahsil edilmesine rağmen faiz hakkı tahsil edilmemiş olabilir.Bu hallerde faiz alacağının saklı tutulduğunu alacaklı açıkça belirtmemişse yahut halin icabından faiz alacağını saklı tuttuğu anlaşılmıyorsa asıl alacak ödenmişse faiz alacağı da ödenmiş sayılır.Kanun koyucu bazı hallerde de asıl alacak ödenmiş olsa da faiz alacağının saklı kaldığını kanunda belirtmiş olabilir.Bu hallerde de asıl alacağın ödenmiş olması faiz hakkının varlığını ortadan kaldırmaz.
Faiz feri haklardan olduğu için asıl alacağın temliki,kural olarak faiz alacağının da temliki neticesini doğurur.Ancak temlik sözleşmesinde taraflar faiz alacağının temlikinin yapılmayacağını kararlaştırabilirler.
BK 162 vd md:Alacağın temliki
Faiz feri haklardan olduğu için menkul ve gayrimenkul rehni faiz alacağını teminat altına alır.Yine kural olarak kanunda aksi belirtilmedikçe asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz hakkı da zamanaşımına uğrar.Yani faiz hakkı asıl borcun zamanaşımı süresine tabidir.
BK 113/3 md:Gayrimenkul rehni ve kıymetli evrak.
Yani belirli istisnalar kanunda özellikle sunulmuş olabilir.

2.İstisnalar
Faizin anaparaya bağlı oluşunun bazı istisnaları olabilir;
a)Faizin feri haklardan olması istenmiyorsa,yani anaparanın mukadderatına bağlı olması istenmiyorsa taraflar serbest iradeyle bunu düzenleyebilirler.
Örn:Asıl alacak hakkı bir şahsa,faiz hakkıda bir başka şahsa temlik edilebilir.
b)Faiz hakkı asıl alacaktan bağımsız olarak dava veya icraya konu teşkil edebilir.İsterse ayrı ayrı dava konusu yapılır,isterse birlikte.Bunun sebebi;faiz ihtilaflıdır ve faiz davası daha uzun surer,asıl alacak ayrı dava edilip ana parayı daha önce alabilir.

Faiz Türleri:
Bir ayrıma göre;
a)Kapital Faizi:Muayyen bir meblağdan,muayyen bir sure mahrum olma dolayısıyla mahrum kalınan paranın miktarı ve mahrum kalma süresi ile orantılı olarak istenebilecek faize kapital faizi denir.Yani belirli bir kapitalden mahrum kalma sebebiyle istenir.
b)Temerrüt Faizi:Para borcunun zamanında yerine getirilmemesi dolayısıyla elde edilen faize denir.

Bir diğer tasnife göre;
a)İradi Faiz:Taraflar mahrum kalınan paradan,mahrumiyet süresi ile orantılı olarak isteyebilecekleri faizi serbestçe kararlaştırabilirler.Bu faize iradi faiz denir.
b)Kanuni Faiz:Temerrüt faizine ve sözleşmeyle öngörülmüş olmasına rağmen,miktarı tespit edilmemiş olan faize kanuni(nizami)faiz denir.Borçlunun faiz ödemesi gerekip de,faiz oranı belirlenmemiş olan hallerde uygulanacak faizdir.

Bir diğer tasnife göre;
a)Basit(adi)Faiz:Ödünç verilen muayyen bir meblağın üzerinden belirli bir süre için hesaplanan faizdir.Basit faizde faizin,anaparaya zammedilerek oluşacak yeni meblağa faiz yürütülmesi sözkonusu değildir.
b)Bileşik Faiz:Faizin muayyen devreler sonunda anaparaya ilave edilerek mütakip devrede anapara ve faizden oluşan yeni meblağa faiz yürütülmesine mürekkep(bileşik)faiz denir.Kısaca faize faiz yürütülmesidir.TTK bazı istisnalar dışında mürekkep faize izin vermemiştir.BK da ise yasaktır.TTKdaki bazı istisnalar(8/2);
-Cari hesaplarda;3 aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı yalnız cari hesaplarda
-Borçlu bakımından ticari mahiyeti haiz olan karz akitlerinde muteberdir.
Yani bu iki durumda 3 aydan aşağı olmamak üzere uygulanabilir.

Adi İşlerde Faiz-Ticari İşlerde Faiz:
Ticari sayılmayan işlere tatbik edilecek faize,adi işlerde faiz ismi verilir.Ticari işlere uygulanacak iradi veya kanuni faize ise ticari işlerde faiz denir.
TTK 8/1 md:Ticari işlerde faiz miktarı serbestçe kararlaştırılabilir.
Ticari işlerde faizin,ticari olmayan işlerden farklı olarak bazı özellikleri vardır.

Ticari İşlerde Faizin Özellikleri:
1)Ticari işlerde şart edilmemiş olsa bile faiz verilmesi lazımdır.
BK 307 md:Ticari olmayan işlerde faiz şart kılınmamış ise faiz lazım gelmez.
Yani adi işlerde özellikle faiz belirtilmemişse,ödünç sözleşmesine faiz lazım gelmez.
BK 307/2:Ticaret muamelelerinde şart edilmemiş olsa dahi faiz verilmek lazım gelir. Yani ticari işlerde kanuni faiz oranında faiz lazım gelir.Kanuni faiz oranı 3095 sayılı kanunda düzenlenmiştir.

2)Ticari işlerde faizin miktarı serbestçe tayin olunabilir.Taraflar bu hususta sözleşme yapmakta serbesttirler.herhangi bir sınırlamaya tabi değillerdir.Tacir,fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez.Ancak bunun istisnaları da vardır.

3)Ticari işlerde mürekkep faiz bazı hallerde caizdir.Daha önce bahsettiğimiz cari hesaplar ve borçlu bakımından ticari mahiyeti haizdurumlar gibi.
NOT:Kanun böyle diyor ancak irade serbestisinden hareket ederek 3 aydan ağaşı yapılabiliyor.

4)Ticari işlerde temerrüt faizi deserbestçe kararlaştırılabilir.Kararlaştırılmamışsa kanuni faiz belirler.Temerrüt faizinin kapital faizinden daha fazla olması mümkündür.Kapital faizi belirlenmiş olmasına rağmen temerrüt faizi belirlenmemişse ve kapital faizi temerrüt faizinden yüksekse,kanuni temerrüt faizi yerine kapital faiz oranı istenebilir.

5)Ticari işlerde aksi kararlaştırılmadıkça faiz vadenin bitiminde,vade yoksa ihbar gününden itibaren işlemeye başlar.
TTK 10. md:Aksine mukavele yoksa ticari bir borcun faizi,vadenin bitiminden veya belli bir vade yoksa ihbar gününden itibaren işlemeye başlar.

6)Ticari işlerde temerrüt faizi anaparayı geçebilir.Cumhuriyetten once yapılan Murebaha Nizamnamesi 1984e kadar devam etti.84te 3095 sayılı kanun çıktı.84e kadar resul mal faizi kaç yıl geçerse geçsin resul malı geçemez hükmü vardı.84te kaldırıldığı için artık geçebiliyor.

Faiz Oranları:
3095 sayılı kanunun 1 ve 2. md Anayasa Mahkemesince iptal edildi ve %30luk miktarın %80ine kadar artırma eksiltme yetkisini Bakanlar Kuruluna veren bu madde kaldırıldı.99dan beri Merkez Bankasının faiz oranları esas alınmaya başlandı.

1)Kapital Faizinde;
Gerek adi gerek ticari işlerde kapital faiz oranını taraflar serbestçe belirleyebilirler.
TTK 8/1 md. de ve
3095 s.k. da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Bunun sınırı BKdır.Ahlaka,adaba,kanuna aykırı olamaz hükmüdür.BK 17-23
Taraflar faiz oranını serbestçe kararlaştırmaktan başka tarafladan birisine faiz oranını değiştirme yetkisi de verilebilir.Bu yetkinin MK 2.md(dürüstlük) kuralına uygun şekilde kullanılması gerekir.
3075 SK 1. md:Taraflar kapital faizin ödenmesinin kanunen gerekli olduğu hallerde faiz oranını göstermemişlerse gerek adi,gerekse ticari işlerde kanuni kapital faizi yıllık TC Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı üzerinden yapılır.

Reeskont:Bir bankanın iskonto ettiği ticari senedi TC Merkez Bankasına tekrar iskonto ettirmek suretiyle kredi sağlamasıdır.
Yani sözkonusu reeskont oranı 30 Haziran günü,önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından 5 puan veya daha çok farklı ise yılın 2. yarısında bu oran geçerli olur.

Gerek adi gerekse ticari işlerde taraflar faiz oranını blirlemede serbest bırakılmıştır.Bunun sınırı BK 19 ve 22. md.
TTK 9.md:Ticari işlerde faiz miktarı hakkında BKnın 72.md vardır.Yani;
Faizin işlemeye başladığı tarihte ödeme yerinde benzer muameleler için daha yüksek faiz ödenmekteyse bu faiz oranı dikkate alınır.

2)Temerrüt Faizi;
3095 S.K 2/1 :Para borcunu içeren adi ve ticari işlerde taraflar,borçlunun temerrüde düşmesi halinde istenebilecek temerrüt faiz oranını serbestçe kararlaştırabilirler.

a)Genel Olarakà Eğer taraflar temerrüt faiz oranını belirlememişlerse 3095 sayılı TCMBM adlı kanun uygulanır. Yani reeskont faiz oranına göre temerrüt faizi uygulanabilir kuralı vardır.Yine, merkez bankasının reeskont faiz oranı 30 Haziran döneminde,31 Aralık döneminden 5 puan fazlaysa yılın 2. yarısına uygulanacak temerrüt faiz oranı bu şekildedir.(Şekli bi anlasam!) Yani 30 Haziran tarihindekine uygulanır.
Avans:Teminat olarak alınan ticari senet ve vesikalar ile devlet tahvilleri ve borsada kayıtlı sağlam tahviller karşılığında ödünç verme sistemidir.TC Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı reeskont faiz oranından fazla ise,orada sözleşme olmasa olmasa bile temerrüt faizi olarak bu oran(avans faiz oranı) istenebilir.
Temerrüt bir nevi cezadır.Borçluya borcu ödetmek istendiği için bu oran yüksek tutulmaya çalışılır.
Kapital faiz oranı belirlenmiş olmasına rağmen,temerrüt faiz oranı belirlenmemiş ve kanuni faiz oranı kapital faizden daha düşükse alacaklı temerrüt faiz oranı olarak kapital faiz oranını talep edebilir.Yani hangisi yüksekse onu tercih edebilir.
BK 105. md:Munzam zararın tazmini
3095 sayılı kanuna göre diğer kanunların bu kanunda öngörülen orandan fazla temerrüt faizi ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır.
Örn:Kat mülkiyeti kanununa göre eğer ortak giderlere yardımcı değilseniz aylık %10 faiz alınır.Bu özel bir kanundur.

b)Yabancı Para Borçlarındaà Kanunlarda hep para borcundan söz edilmiş.Ancak bunun TL olması şart değildir.Ecnebi bir para birimiyle borçlanılabilir.Kanun koyucu bu durumda borçlunun ödeyeceği temerrüt faizi ile ilgili de ayrı bir düzenleme yapmıştır.Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme(temerrüt) faizi kararlaşırılmadığı hallerde yabancı para borcunun faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiz oranı uygulanır.

c)Kambiyo Senetlerindeà TTK 637 md:Bono,police,çek(kıymetli evrak) vs. Poliçe,bono ve çek için TTK ayrı bir düzenleme yapmıştır.Poliçe ve bononun vadesinde ödenmemesi halinde senedin hamili borçlulara müracaat ederek,senedin ödenmemiş olan bedelini şart kılınmışsa,faizini vadenin gelmesinden itibaren işleyecek %10 hesabıyla temerrüt faizini,protesto ihbar masraflarını,komisyon ücretlerini isteyebilir.Çeklerde ise hamil,çekin ödenmemiş olan bedelini ibraz gününden itibaren %10 faizini ve protesto ihbar masraflarını birlikte ister.Buradaki %10 temerrüt faizini ifade ettiğinden temerrüt faizi ile ilgili kanuni faiz hadlerinin uygulanması gerekir.
BK 105 md:Alacaklının düçar olduğu zarar,geçmiş günlerin faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.
Yani temerrüt faizi uygulamasına rağmen alacaklının zararı faizle dahi karşılanamamış olabilir.

Faizin Durması ve Düşmesi:
Faiz doğduktan sonar çeşitli hallerde durur,işlemez;bazı hallerde de düşer.
İşlemediği haller;
1)Acz vesikasına bağlanan alacaklarda faiz işlemez.Borç ödemeden aciz belgesi alması halinde,bu durum devam ettiği müddetçe borçlunun aleyhine faiz işlemez.
2)İflas halinde rehinle temin edilmemiş tüm alacakların faizleri,iflasın açılmasıyla müflise işlemez.
3)Konkordato; dürüst borçluların önerip,en az 2/3 alacaklısının kabulü ile ticaret mahkemesinin tasdiki ile ortaya çıkan bir anlaşma olup,alacaklılar bununla alacaklarının bir kısmından vazgeçer.Borçlu da konkordato da kararlaştırılan borcunu ödemek suretiyle borcundan kurtulur.Borçlu da işlemiş ya da işleyecek faizleri kaldırmak veya durdurmak kaydıyla konkordato akdetmesi halinde faiz işlemez.Faiz hakkı burada durur.

Faizin düştüğü haller;
1)Gayrimenkul rehniyle temin edilmiş bir borcun borçlusunun iflası.Bu halde iflasın açıldığı veya gayrımenkulün satılması talep edildiği zamanda vadeleri dolmuş bulunan 3 senelik faizler ile son vadeden başlayarak işleyen faizler MKnın 875. maddesine göre düşer.
2)Borç herhangi bir sebeple düşmüşse faiz hakkı da düşer.Bunun istisnası faizin saklı tutulduğuna dair kayıttır.
3)Asıl alacağın zamanaşımına uğraması.Asıl alacak hakkı mürur-u zamana vaki olunca faiz vs. feri alacak hakları da mürur-u zamana vaki olmuş olur,kural olarak (BK 131. md)

NOT: Reeskont ve avans işlemlerinde uygulanan faiz oranları:TCMB her yıl birkaç kez reeskont ve avans işlemlerinde kullanılacak faiz oranlarını belirler.8 Ekim 2003te reeskont %43;avans faiz oranı %48 olarak tespit edilmiştir.15 Haziran 2004te yeni oranlar tespit edilmiş;reeskont için %48,avans için %42 olmuştur.Yani 2004 yılı için;yılın ilk yarısına kadar %43,5 puan ve daha fazla olduğu için yılın ikinci yarısında %38dir.

TİCARİ HÜKÜMLER
TTK 1. mdde hangi hükümlerin ticari hükümler olduğu belirlendikten sonra,2. fıkrada hakkında ticari hüküm bulunmayan ticari işlerde de mahkemenin,ticari örf ve adete,bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verileceği belirtilmiştir.
TTK 1/1:Bu kanundaki işlemlerle bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen herhangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele,fiil ve işlere dahil diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler ticari hükümlerdir.
Bu hüküm nazara alındığında 2 tür ticari hokum görüyoruz;
a) TTKda yer alan hükümler ticari hükümlerdir.Buna mutlak ticari hükümler denir.Bu hükümler sadece ticaret kanununda düzenlendiği için ticari sayılırlar.
b) Ticari işletmeyi ilgilendiren diğer kanunlarda yazılı olan özel hükümlerdir.Buna nisbi ticari hükümler adı verilir.Bu hükümlerin ticari hokum olarak adlandırılabilmesi için ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerekir.
Örn:TTKda düzenlenmemiş ancak özel kanunda düzenlenmiş Sigorta Murakebe Kanunu ayrı bir hüküm ama doğrudan doğruya ticari işletmeyi ilgilendirdiğinden ticari hüküm sayılır.

TİCARİ İŞE UYGULANACAK HÜKÜMLERİN UYGULAMA SIRASI:
1.derecede ticari hükümler vardır.(mutlak-nisbi) 2. derecede ticari örf-adetler vardır.3. dereceyi ise genel hükümler teşkil eder.Medeni hükümler,medeni örf ve adet ve hakim tarafından yaratılacak hukuk kaideleri vs.

1)Emredici Hükümlerà Öncelikle buna bakılır.Emredici hükümler kanunlarda yer alır.TTK,MK,BK vs.

2)Sözleşme Hükümlerià Emredici kurallara aykırı olmayan sözleşme hükümleri uygulanır.Emredici hükümlerde bir hüküm yoksa sözleşme hükümlerine bakılır.

3)Tamamlayıcı Hükümler(Düzenleyici Hükümler) à (Yedek hukuk kuralları) Taraflar kendilerine tanınmış irat serbestisinden yararlanmazlarsa yahut sözleşme yaparken bazı ihtimalleri düşünmezlerse bu tür hukuki ilişkilerde boşluğu doldurmaya yarayan kurallardır.
Örn:Faiz serbestçe kararlaştırılabilir.Kararlaştırılmamışsa kanuni faiz uygulanır.Bu kural emredicidir,kişi iradesini belirtmemiş,kanun onu tamamlıyor.

4)Yorumlayıcı Hükümler à Tarafların bir hukuk işleminde kullandıkları ve ne anlama geldiğini açıklamadıkları hususların veya bir kimsenin davranışını ,beyanını yorumlamaya yarayan yedek hukuk kurallarıdır.
Örn:Borcun aybaşında ödeneceği belirtilmiş ancak hangi gün olduğu belirsiz.Bu durumda kanunkoyucu şunu yorumluyor;ayın 1i,15i,son günü gibi.

5)Ticari Örf ve Adet à Kanunda uygulanabilecek hüküm yoksa;eğer bölgede örf ve adet varsa önce o uygulanır.Ticaret ve sanayi adaları bölgelerindeki örf ve adeti tespitle görevlidir.
Örn:Faturaya damga basılmış ama ödendi ibaresi basılmamış.O faturada damga ve imza varsa ödendi sayılır.Bu bir örf,adettir.

6)Genel Hükümler à Yukarıda sayılan hallerin hiçbirinde bir hüküm yoksa genel hükümler uygulanır.Genel hükümler MK ve BKda düzenlenen hükümlerdir.

7)Medeni Örf ve Adet à Medeni hükümlerde de konuyla ilgili bir kural yoksa medeni örf ve adete bakılır.

8)Hakim hukuku à Eğer bu durumların hiçbirinde uygulanabilir bir hüküm yoksa hakim,kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir düzenleme yapacak idiyse o şekilde olayı çözümler.

TİCARİ YARGI
(Ticari Davalar,Delilleri ve Ticaret Mahkemelerinin İş Sahası)

Bir davanın ticari dava olarak kabul edilip,belirlenmesi,bu davanın ticaret mahkemelerinde görülüp görülmeyece- ğine ve bazı özel usul kurallarına bağlı olup olmayacağına bağlıdır.
Ticaret mahkemeleri toplu mahkemelerdir,3 hakimden oluşur.Ticaret davalarına uygulanan hükümler ticari hükümlerdir.Her yerde ticaret mahkemesi yoktur,bu durumda ticaret mahkemesi sıfatıyla tek hakimli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.
Ticaret mahkemeleri ticari hayatın gerektirdiği sürat ve emniyet temin etmek maksadıyla uzman kişiler tarafından görülmesi arzu edilmiştir.Diğer bazı ülkelerin kanunlarında bu tür düzenlemeler vardır.Hatta bazı ülkelerdeki mahkemelerde ticaret mahkemesi hakimleri özel ihtisas gerektirdiği için hakimlerden değil,özel ticaret erbabından oluşur.
Ticaret davalarının hepsi ticaret mahkemelerinde görülmeyebilir.Hukukumuzda tahkim müessesesi kabul edilmiştir.Önemli ticaret davalarında ihtilafı hakim önüne getirmek,devlet mahkemeleri önüne getirmek yerine,özel ihtisas sahibi kişiler eliyle çözümlenmesi de kabul edilmiştir.Diğer bir ifadeyle uyuşmazlıklar hakim vasıtasıyla değil,hakem vasıtasıyla çözülecektir diye şart koşulabilir.Buna tahkim şartı denir.Yahut sözleşmede hüküm olmamakla birlikte ihtilaf çıktıktan sonra taraflar mahkeme yerine hakeme gitme hususunda anlaşabilirler.Buna da tahkim sözleşmesi adı verilir.
Tahkim sözleşmesinde veya şartında her 2 taraf da birer hakem seçer ve bu seçilen 2 hakem biraraya gelip tek bir hakem seçer.Bu hakem herhangi bir tarafın hakemi değildir,hakim gibi hareket eder.Verdiği kararlar mahkeme kararı gibi uygulanır.

TİCARİ DAVALAR VE DELİLLERİ (TTKda) :
TTK 4. md :Ticari davalarda dahi deliller ve bunların idamesi HUMK hükümlerine tabidir.
TTK 4. md:21. mdnin 1.f. gereğince her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tafarların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirli hususlardan doğan davalar ticari davalardır.
Yani ticari davanın belirlenmesinde 2 kıstas vardır;
a) Her 2 tarafın tacir olup olmadığına ve ihtilafın konusunu teşkil eden sebepten dolayı tacir sayılması
a) Tarafların sıfatına bakılmaksızın,işin mahiyeti sebebiyle ticari sayılan davalar

Ticari davaları bu şekilde 2ye ayırırız:Mutlak ticari davalar ve nisbi ticari davalar:
TİCARİ DAVALAR:
A)Mutlak Ticari Davalar à
Tarafların sıfatına bakılmaksızın ,işin mahiyeti gereği ticari sayılan davalar mutlak ticari davalardır.Tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlaka ticari sayılan davalar TTK 4.mdnin 1 ve 6 nolu bendlerinde düzenlenmiştir.
1)Ticaret Kanunundan Doğan Davalar:TTKda düzenlendiği için ticari davadır.Örn:Alacak-borç ilişkisi sırasında bono tahsis edilmesi,taraflar tacir olmasa da ticari davadır.
2)MKdan Doğan Davalar: MKnın rehin mukabilinde ikrar ile meşgul olanlar hakkındaki 962 ve 969. maddeleri arasındaki hükümlerden doğan davalardır.MK 962.mdàİşletme olarak taşınır rehni karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak isteyenler yetkili makamdan izin almak zorundadır.Yani bankalar ödünç verip,bunu geri tahsis ederken yaptıkları ticari işler ticari dava sayılır ve ticaret mahkemesinde görülür.
3)BKnın Bazı Hükümlerinden Doğan Hukuk Davaları: a)BK 179,180. mdà Bunlardan doğan ihtilaflar TTKda düzenlenmemiş olsalar da ticari davalardır ve ticaret mahkemelerinde görülür.BK 179:Bir mamelekin veya bir işletmenin devralınması; BK 180:Bir işletmenin diğeriyle birleşmesi ve şeklini değiştirmesi
b)BK 348-352. mdàRekabet memnuiyeti ve Memnuiyetin nihayeti Hizmetlilerin rekabet yasağıyla ilgili olarak sevkedilmiş maddelerdir.
c)BK 372-285. mdà Neşir mukavelesi(yayın sözleşmesi) ile ilgili olan davalar da ticaret mahkemelerinde görülür.
d)BK 399 vd-403. mdà İtibar mektubu,İtibar emri
e)BK 416 vd-429. mdà Komisyon ve ticari mümessil ile ilgili davalar ticari davalardır.Komüsyon
f)BK 449 vd-456. mdà Ticari mümessil,Diğer ticaret vekilleri
4)Markalar Kanunundan Doğan Davalar: Markalar kanunu ile ilgili davalar;lisans yahut ihtira(buluş) beratı,patent ve telif haklarından doğan davalar ticari davalardır ve ticaret mahkemelerinde görülür.
5)Ticarete Mahsus Yerlere İlişkin Özel Hükümlerden Doğan Davalar: TTK 135. mdàBorsa,sergi,panayır gibi yerlerle ilgili davalar da ticari dava niteliğindedir.
6)Bankalar ve Ödünç Para Verme İşlerinden Doğan Davalar: Bunlardan doğan hukuk davaları da ticari davadır ve ticaret mahkemesinde görülür.
7)Kooperatiflere İlişkin Hukuk Davaları: Bunlar da ticari davalardır.

Bazı hallerde de özel kanun hükümleri gereğince mutlak anlamda ticari dava sayılan davalar vardır.
Örn:Ticari işletme rehninden doğan davalar ticari davalardır.(mutlak ticari)
Odalar,Borsalar başkanlıklarının işlerinden doğan davalar 5590 sayılı kanunda düzenlenmesine rağmen mutlak anlamda ticari davalardır.
507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatlar Kanunundan doğan bazı davalar,finansal kiralamadan doğan davalar mutlak anlamda ticari davalardır.

B)Nisbi Ticari Davalar à
Her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davalardır.TTK 4/1e göre 21. md gereğince her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın nisbi ticari dava kabul edilmiştir.
Bu açıdan bir davanın ticari sayılabilmesi için ihtilafın her iki tarafın tacir ve ihtilafında ticari işletmeyle ilgili olması yeterlidir.Bu 2 şartın burada gerçekleşmesi şarttır.
Yargıtaya göre;haksız fiilden doğan davalar,örneğin 2 taşıtın birbirine çarpması durumunda,araç sahipleri tacirse ve araçlar ticari işte kullanılıyorsa ticari dava niteliğindedir.
Örn:Taraflar tacir ve ihtilaf ticari işletmeler münasebetiyle çıkmışsa,kira sözleşmesinden doğan davalar da ticari dava sayılır.
Bir ticari işletmeyle ilgili olan davalar ticari davalardır.
TTK 4. mdà Bazı ihtilaflarda her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması da aranmamaktadır.Maddenin bu husustaki düzenlemesine göre,ilgilinin ticari işletmenin sıfatına sahip olmadan ticari dava sayılabilecek halleri şunlardır:1-Havale hakkındaki BK hükümleri,BK 457 vd Örn:Bankaya yatırılan para
2-Vedia hakkındaki BK hükümleri,BK 463 vd
TİCARİ DAVALARDA USUL:
TTK,ticari davalarla ticari olmayan davalar arasında usul ve deliller açısından esas itibariyle herhangi bir farklılık öngörmemiştir.Her ikiside HUMKdaki usul düzenlemelerine tabidir.Yine de bazı ticari davalarda bazı usul farklılıkları vardır.
Örn:Ticari defterlerin delil olarak kullanılması belli şartlara,esaslara bağlanmıştır,belli şartlar dairesinde delil olarak tanzim edilebilir.
TTK 20/3 md:Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih etmek yahut ondan rücu maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır.
TTK 23. md:Bir başka özel düzenlemedir.Fatura ve teyit mektubuyla ilgilidir.Bunlar özel ispat gücüne bağlıdır.

Ticari davalar ticaret mahkemelerinde görülmektedir.Bir davanın hukuki niteliğine göre Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğine dair ilk itiraza işbölümü itirazı adı verilir.İşbölümü itirazı,ilk itirazlardan olduğu için cevap süresi içinde yapılmalıdır.Süresi içinde yapılmayan itirazlar reddedilir.Red kararı bir ara karardır.Ancak esas hükümle birlikte temyiz edilebilir.İşbölümü itirazını mahkeme kabul ederse dava dosyası ilgili mahkemeye gönderilir,bundan böyle davaya dosyanın gönderildiği mahkemede bakılır.Dava dosyası kendisine gönderilen mahkeme,gönderme kararını yanlış bulsa bile kendisine gönderilen davaya bakmak zorundadır.

Mürur-u Zaman(Zamanaşımı) à
TTK 6. md: Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan kanunlarla tayin olunan zamanaşımı süreleri sözleşme ile değiştirilemez.
Yani sözleşme ile değiştirilebilmesi için kanunda açık bir hüküm olmalı.
Örn:25. md;Belirli hallerdeki süreler sınırlandırılabilir.

Özetle;bu bölümdeki,yani başlangıç hükümlerindeki ana başlıklar şunlardır;
TTK 1 : Ticari hükümler
TTK 2 : Ticari örf ve adet
TTK 3 : Ticari işler
TTK 4 : Ticari davalar ve delilleri
TTK 5 : Ticaret mahkemelerinin iş sahası
TTK 6 : Zamanaşımı
TTK 7 : Teselsül karinesi
TTK 8,9,10 : Ticari işlerde faiz

TİCARİ İŞLETME
Ticari işletme TTK 11 ve 13. maddelerinde izah edilmiştir.
TTK 11. md:Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır.
TTK 12. md:Hangi müesseselerin ticarethane veya fabrika sayılacağı izaha çalışılmıştır.
Özellikle ticarethane ile ilgili hüküm verilmemiştir.
Bazı kuramlar ticari işletme münasebetiyle sıkça tekrarlanırlar.Bunların başında iktisadi faaliyet gelir.
İktisadi Faaliyet:Gelir temin etmek maksadıyla yapılan bütün faaliyetlerdir.Gelir temin etmek maksadıyla yapılan bu faaliyetlerin devmlı olup olmaması,iktisadi işletmeye bağlı olması şart değildir.
Eğer iktisadi faaliyet devamlı değilse ve gelir açısından belli sınırları aşmamışsa bu bir ticari işletme değildir.Yani her iktisadi faaliyet ticari işletme olarak nitelendirilemez.

İktisadi İşletme:İktisadi faaliyetlerin,emek ve sermayenin muayyen organizasyon ile yapılmasına iktisadi işletme adı verilir.İktisadi işletmede aslolan gelir temin etmektir.
Örn:10 YTLye arabanı yıkayayım denirse,emek ve sermayenin muayyen organizasyonu yok.
Araba yıkama servisinde ise,emek ve sermayenin muayyen bir organizasyonu var.
Örn:Bir kimsenin gelir temin etmek maksadıyla tamir atölyesi,fabrika kurması bir iktisadi işletmedir.
Gelir teminine yönelik,ancak bir organizasyonu gerektirmeyen faaliyetler iktisadi işletme değildir.
Örn:Kendi evini kiraya vermekàorganizasyon yok
Evleri kiraya vermek için şirketàorganizasyon var

Her iktisadi işletme bir ticari işletme değildir.
Her ticari işletme bir iktisadi işletmedir.

Ticari Teşebbüs: Devamlı bir gelir sağlamak amacıyla bağımsız olarak yapılan bütün iktisadi faaliyetler ticari teşebbüstür.Buna göre ticari teşebbüs;devamlılık + gelir sağlama + bağımsızlık unsurlarını taşır.Bir üst kavramdır.

Her ticari işletme bir ticari teşebbüstür.
Her ticari teşebbüs bir ticari işletme değildir.

Ticari teşebbüs esnaf işletmesini de içine alan bir üst kavramdır.
Örn:At arabasıyla eşya taşıyan kişià Ne zaman eşya bulursa yani sürekli bu işi yapıyor,gelir sağlama amacıyla ve kendi adına yapıyor.Hepsi var ama ticari işletme sayılmaz çünkü esnaf faaliyeti sınırlarını geçmek gerekir.Yani kazandığı para belli bir sınırın üstünde olmalı.

TİCARİ İŞLETMENİN UNSURLARI:

Gerçek veya tüzel kişi olan bir müteşebbüs tarafından iktisadi menfaat temin etmek amacıyla emek ve/veya sermayenin daimi surette,bağımsız şekilde biraraya getirilmesi şeklinde tanımlanabilir.
TTK 11 ve 13. md.ler arasında ticari işletmenin unsurları tanımlanmaya çalışılmıştır.Ancak tam anlamıyla buradan tanımlamak mümkün değildir.
Ticaret Sicil Tüzüğü 14/1 md:TTKnın 12. md.de tarif edilen ticarethane veya fabrikalar ile 13. md. de tarif edilen ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletmedir.
TST 14/2 md:Bir gelir sağlamayı hedef tutmayan veya devamlı olmayan faaliyetlerle TTKnın 17. md.de tarif edilen esnaf faaliyeti sınırlarını aşmayan faaliyetler ticari işletme sayılmaz.
Yani fabrika,ticarethane ve ticari şekilde işletilen sair müesseseler ticari işletmedir.Gelir sağlamayı hedef tutmayan devamlı olmayan ve esnaf faaliyeti sınırlarını aşmayan müesseseler ticari işletme değildir.

1)Gelir sağlamayı hedef tutma:Gelir sağlamayı hedef tutmayan yani iktisadi menfaat teminine yönelik olmayan müesseseler ticari işletme sayılmazlar.Gelir sağlamanın amaçlanması lazım ve kafidir.Bu amacın elde edilmesi şart değildir.Şirket zarar edebilir.

2)Devamlılık:Bir iktisadi işletmenin ticari işletme olarak değerlendirilebilmesi için sürekli gelir sağlamayı amaçlayarak faaliyette bulunması gerekir.Yani geçici olarak yapılan işler,işin hacmi ne kadar büyük olursa olsun ticari işletme değildir.
Sürekli faaliyetin amaçlanması lazım ve kafidir.Bu amacın gerçekleşmesi şart değildir.Ayrıca süreklilik hergün çalışmak anlamına da gelmez.Örn:Kayak işletmeleri sadece kışın çalışır.Ama her kış çalıştırma niyeti vardır.
Plaj işletmeleri sadece yazın çalışır,ama her yaz çalıştırma niyeti vardır.

3)Esnaf Faaliyeti Sınırlarını Aşmak: TTK 17. md : Esnafın tanımı verilmiştir.Buna göre iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmaya dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret erbabı esnaftır.Bunlar tacir değildir.
NOT: Bakanlar Kuruluna tacir,esnaf,sanayici ayrımı yapmak üzere yetki verildi.Bu yetki 30 yıl kullanılmadı.Bu yüzden ortaya çıkan sorunlarda yargı kararlarından yararlanıldı.1986 yılında Bak. Kur. Bir kararname çıkardı.
Esnaf faaliyeti sınırlarının geçilebilmesi için iktisadi faaliyetin nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmaya dayanması,elde edilen gelirin de geçimini sağlamaya yetecek derecede olması,bu işi yapanlarında sanat ve ticaret erbabı olması gerekir.Hangi faaliyetlerin esnaf faaliyeti sınırını aştığı Bakanlar Kurulu kararnamesinde belirtilmiştir.
86/10313 sayılı kararname : Esnaf ve küçük sanatkarlar kanununa göre kurulan tacir ve esnafı belirleme koordinasyon kurulunca belirlenecek esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup gelir vergisinden muaf olanlar ve kazançları götürü usulde vergilendirilenler,işletme usulüne göre defter tutanlardan iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan,kazançları geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan, vergi usul kanununun 177.md sinin 1 ve 3 nolu bendlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını;2 nolu bendinde yazılı olan miktarın tamamını aşmayanlar esnaftır;bunu aşan tacirdir.
507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu à
Yani gelir vergisinden muaf olamlı.99da götürü usulü kaldırıldı,yerine basit usul getirildi.Kısaca esnaf;
· Gelir vergisinden muaf
· Basit usulde vergiye tabi
· Nakdi sermayeden ziyade bedenen çalışmasına dayanan
· Vergi kanununun 177. md.sinin 1 ve 3. fıkralarındaki her sene değişen meblağı aşmayanlardır.
NOT: Bu miktar geçen yıl 65 milyar idi.Burada kastedilen karı değil,gayri safi hasılası yani satış cirosudur.Bunu geçiyorsa tacirdir.

4)Bağımsızlık: TSKda sayılmayan bir unsurdur.Gelir getirici,esnaf faaliyeti sınırlarını aşan devamlı faaliyet- lerin ticari işletme olabilmesi için bağımsız olarak yapılması gerekir.
Örn:Tacir yardımcısı,müstahdem,hizmetli,memur vb. Sıfatlarla çalışmaması gerekir.Buna göre,ticari mümessil, memur,hizmetli vb. Bağımsız olmadıkları için ticari işletme sayılmazlar.
Yani herhangi bir yerden talimat almadan faaliyetini yerine getiren mümesseseler ticari işletmedir.
Örn:KİTler bir ticari işletmedir.Sermayesini devlet veriyor,bağımsız değildir denilemez.

TİCARETHANE:
TTK 12. md: Hangi müesseselerin ticarethane ve ticari işletme sayılacağına örnek olarak gösterilmiştir.Aşağıda yazılı veya mahiyetçe bunlara benzeyen işlerle uğraşmak üzere kurulan müesseseler ticarethane sayılır;
1)Menkul malların satılmak veya kiraya verilmek üzere tedariki ve bunların aynen veya başka bir şekle sokularak satılması yahut kiraya verilmesi
Örn:Otomobil kiralama,kıyafet(gelinlik,smoking)kiralama müesseseleri
2)Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki,557. md kıymetli evrak
3)Her çeşit imal ve inşa
4)Madencilik
5)Matbaacılık,gazetecilik,kitapçılık,yayın ilan ve istihbarat (daha ziyade firma hakkında istihbarat kastediliyor.)
6)Tiyatro,sinema,otel,han ve lokanta gibi umumi mahaller,hususi mektep ve hastane ve açık satış yerleri
7)Umumi mağazalar ve sair depo ve ambarların işletilmesi
8)Borsa ve kambiyo işleri,sarraflık,bankacılık (Kambiyo:para değişim işleri)
9)İçtimai sigortalar hariç olmak üzere sigortacılık (İçtimai sig:Örneğin sosyal sigorta)
10)Kara,deniz ve havada,nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak
Bunlardan başka;Su,gaz ve elektrik dağıtma,telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın;Acentecilik,tellallık,komisyonculuk ve sair bütün tavassut işleri (tavassut:aracılık)

FABRİKA:
TTK 12/son : Fabrikalık hammadde veya diğer malların,makina yahut sair teknik vasıtalarla işlenecek yeni veya değerli mahsuller vücuda getirilmesidir.
Buna göre;fabrikacılıktan sözedilebilmesi için;
1)Hammadde yahut diğer malların makine veya diğer vasıtalarla işlenmesi gerekir.
2)Bunlardan yeni ve değerli mahsuller meydana getirmesi gerekir.
Her imalathane fabrika değildir.İmalathane gelir sağlamaya yönelik,devamlılık ve bağımsızlık unsurlarını içerir.Fabrika ayrıca bunların yanında esnaf faaliyeti sınırlarını geçmiş olmak unsurunu da içermeli.

TİCARİ ŞEKİLDE İŞLETİLEN DİĞER MÜESSESELER:
TTK 13. md: Bazı müesseseler fabrika veya ticarethane içine konulamaz.Ama hacim ve önemi ticari işletme olmasını gerektirir.Bunlar TTK 13. md.de belirtilen;
1)Zirai faaliyetler
2)Esnaf ve güzel sanatlarla ilgili olanlardır ;bunlarında 4 unsuru taşıması gerekir.
a)Bir toprak sahibinin veya çiftçinin,mahsullerini olduğu gibi veya zirai sanatı dolayısıyla bir tezgahta şeklini değiştirerek satması
b)Esnaf veya güzel sanatlar erbabından birinin gerek bizzat gerek işçi çalıştırarak veya makine kullanarak eserler vücuda getirmesi ve bu eserleri satması
3)12. md.de belirtilen ticarethane veya fabrika kapsamına girmeyen 4 unsuru taşıyan işler.

TİCARİ İŞLETMENİN HUKUKİ YAPISI:
Ticari işletme iktisadi bir değerdir.Hukuki niteliği tartışmalı olmakla birlikte iktisadi bir bütün teşkil ettiği kabul edilir.Bu şekliyle TTK 11/2de belirtilen işletmeler de ticari işletme sayılır.
Buna göre bütün teşkil eden ticari işletmenin iktisadi unsurları(mameleki)2 grupta ele alınır;
1)Maddi unsurlar
2)Maddi olmayan unsurlar

1)Maddi Unsurlar à Bazı işletmeler buluşlarını veya işletme tekniklerini kiraya verebilirler.Patentini başka birinden almak suretiyle kullanabilir.Bu durumda ona bağımlı değildir.Ayrıca işletme tekniğini kiralayabilir ama bu durumda da işletme kendisindedir.
Örn:Lisans sözleşmesi
a) Tesisat: Ticari işletmenin ticari ve sınai faaliyetlerinin yapılmasına tahsis edilen gayrimenkuller ile bunların mütemmim cüzleri ve teferruatlarıyla aynı amaca tahsis edilmiş menkul mallardır.
Örn:Fabrikanın binası,makineleri,otomobilleri tesisattır.
b) Mallar maddi unsurların bir diğeridir.Kanunda bununla ilgili birşey yoktur.Ama doktrinde her türlü mal iktisadi unsurlara dahil sayılır.
Diğer maddi unsurlar;işletme sermayesi,hammadde,üretilmiş mal stoğu ile benzer değerlerden oluşur.

2)Maddi Olmayan Unsurlar à Bir kısmı kanunda,bir kısmı doktrinde bulunuyor.
a)Kiracılık Hakkı: 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları hakkında kanun;Kiracı,kiralayanın onayı olmadan kira hakkını başkasına devredemez. Bunun istisnası 2.fıkrada verilmektedir;kiracılık hakkı işletmenin devriyle devralana geçer.
b)Sınai (Endüstriyel) Haklar:
· Ticaret ünvanı:Tacirin ticari işletmesi münasebetiyle kullandığı ad ticaret ünvanıdır.Taciri tacirlerden ayırır.
· İşletme adı:TTK 55;İşletme sahibi hedef tutmadan,işletmeyi işletmeden ayırmak için kullanılan isimdir.
· Marka:Malı maldan ayırmaya yarar.
· Patent: (İhtira beratı,buluş belgesi)Yeni tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilen,buluş sahibine veya haleflerine bu buluştan belirli bir sure için sadece kendisinin faydalanabileceğine dair verilen bir belgedir.Bir işletmenin patenti varsa o işletmenin değeri artar.
Know-how gibi bişi J : Patent niteliğinde olmasa bile,işletme içinde üretim,dağıtım,organizasyon,yönetim gibi alanlarda yararlanılan teknik ve beceri bilgisi
· Sınai Model:Sınai ürünün üretiminde tip hizmeti gören ve ürüne kendisine mahsus şeklini veren gayri maddi mala denir.
c)Müşteri HakkıSadÇevresi)Bir işletmenin belirli bir sure aynı yerde hizmet görmesi sebebiyle bir müşteri çevresi edinmesidir.İktisadi bir değerdir.Ticari işletmenin sevk ve yönetimiyle müşteri çevresinden gördüğü rağbete goodwill(inanmıosan kitaba bak!) ismi verilir.

TİCARİ İŞLETMENİN HUKUKİ NİTELİĞİ:
Ticari işletmenin hukuki niteliği tartışmalıdır.Buna göre ticari işletme özel bir malvarlığı oluşturmaktadır.Ticari işletme ayrı bir malvarlığı,tacirin malvarlığı ise ayrı bir malvarlığı mıdır?Ticari işletme özel bir malvarlığı oluşturmaz kanaatindeyiz.Yani ticari işletmeyi işleten tacir hem ticari işletme ile hem de özel malvarlığı ile sorumludur.

TİCARİ İŞLETMEDE MERKEZ VE ŞUBE KAVRAMI:
Ticari işletmenin iktisadi faaliyetleri sadece belirli bir yerden yürütebileceği gibi,iktisadi faaliyetin gerekliliğine uygun değişik yerlerde amaca ulaşmak için işyerleri açabilir.Bunların bir kısmı merkezden aldığı talimatla merkezin yaptığı işler türünden işleri yapabilir.Örn:Bankalar
Bazıları ise işletmenin faaliyeti için gerekli olmasına rağmen merkezin yaptığı işleri yapamaz.Merkezin yaptığı işleri yapabilenler şube olarak addolunur.
NOT:İmalathanenin hukuki bir değeri yoktur.İşletmenin malvarlığı içinde tesisat içine girer.
Şube merkezin yapmış olduğu işlerin tamamını veya merkezden aldığı yetkiye dayanarak bir kısmını yerine getirir.
Ticari işletmenin merkezi ise;
TTK;Her tacir ticari işletmenin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde ticari işletmesini ve ünvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeye mecburdur.
Ticari işletmenin merkezi,işletmenin idari,hukuki,mali,ticari faaliyetlerinin toplandığı ve yürütüldüğü yerdir.Bu yer işletmenin teknik faaliyetlerinin yürütüldüğü yerden farklı bir yer olabilir.Her ticari işletmenin bir merkezinin bulunması gerekir.Bir tacirin birden fazla ticari işletmesi ve buna bağlı olarak birden fazla şubesi olabilir.Şube alınabilmesi için aynı konuda iş ypması gerekir.Bir tacirin birden fazla ticari işletmesi varsa her şubesi için ayrı bir merkezi olmalı ve bunları tescil ettirmeli.
Ticari işletmenin merkezi ticari işletmenin idare edildiği yerdir şeklindeki yoruma karşı,tüzel kişilerin yerleşim yerini düzenleyen MK 51. md.sine uygundur.
MK 51. md à Tüzel kişinin yerleşim yeri,kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça işletmenin işlerinin yönetildiği yerdir.
Ticari işletme merkezi aynı veya birbirine bağlı konularda çalışan şube veya şubelere iç idare bakımından emir ve direktif veren,şube hesaplarının neticede toplandığı yerdir.Bir ticari işletmenin birden ziyade şubesi olabilsede merkezi tektir.Ancak bir tacirin birden fazla ticari işletmesi ve buna bağlı olarak birden fazla merkezi olabilir. Bir tacirin birden fazla birbirinde ayrı ticari işletmesinin olabilmesi için her işletmenin idaresinde tam bir bağımsızlık olması,işletmeler arasında şube-merkez ilişkisinin bulunmaması gerekir.Ancak bu halde,ayrı ayrı ticari işletmelerden ve ayrı merkezlerden bahsetmek mümkün olur.
Örn:Bir maden işletmesi yapıp,şubelerini açabilir.
Şube kavramı TTKda tanımlanmamıştır.5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları ve Borsaları Birliği kanunu,4389 sayılı Bankalar kanununda tanımlanmıştır.Ticaret Sicil Tüzüğünde temas edilmiştir.
5590 S.K:Bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi merkezde tutulan veya müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yerler şubedir.
4389 S.K:Banka şubesi,bankaların elektronik işlem cihazlarından ibaret birimleri hariç,mevduat kabulü veya diğer bankacılık işlemleriyle uğraşan sabit ya da seyyar büroları gibi her türlü yerel teşkilatlarını ifade eder.
TST 52 vd:Şubelere tahsis edilmiştir.Şube,bulunduğu yerin ticaret siciline tescil olunur.Şube,merkezin ünvanını şube olduğunu belirtmek suretiyle kullanır.

Bütün bunlara göre şubenin unsurlarıà
1)Merkeze Bağımlı Olma:Şube merkeze tabi olmalıdır.Şubeler merkeze tabi olduğundan kendi nam ve hesabına hareket yetkisi yoktur.Şubeler merkezden aldığı yetkiye istinaden merkezin uğraşıalanına giren konularda faaliyet gösterir.

2)Dış İlişkilerde Bağımsızlık:Şube merkezden aldığı yetkiye istinaden hareket etmesine rağmen dış münasebetlerde,yani 3.şahıslarla olan ilişkilerinde bağımsızdır.İç münasebetlerde merkez nam ve hesabına muamele yapamayan şube,3.şahıslarla yaptığı dış münasebetlerde merkez nam ve hesabına serbestçe hareket edebilir.Dış münasebetlerde bağımsız olması şube olma özelliğini değiştirmez.
Şubenin merkeze tabi olmasının neticeleri à
a)Şubenin kar ve zararı merkeze aittir.Şubenin hesapları şubede de merkezde de tutulabilir.Şubenin hesapları ayrıca tutulur.
b)Şubenin malvarlığı merkeze aittir,ayrı bir mameleki yoktur.Şubeye merkez tarafından tahsis edilmiş bir mamelek vardır.
c)Şube işletme politikası bakımından merkeze bağlıdır.İşletme politikası;Bir işletmenin faaliyeti sırasında takip ettiği personel,fiyat,yönetim vb. Politikayı ifade eder.Şube,merkezin tespit ettiği bu işletme politikalarına uygun hareket eder.
d)Şubenin teşkilatlanması esas itibariyle merkeze tabidir.Örn:Şube personelinin tayini,terfi vb. Merkezden yapılır.Eğer bunu şube yapıyorsa merkezden aldığı yetkiyi kullanmaktadır.
Şube de,dış ilişkilerinde sınırlı bir bağımsızlığa sahiptir.Sınırı merkezin verdiği yetkidir.Merkezden aldığı yetkiyi aşarsa bu halde merkez,şubenin yaptığı işlemlerden dolayı iyiniyetli 3.kişilere karşı sorumludur. Örn:Şube kredi verirse,merkez sorumludur.

3)Faaliyet Benzerliği:Şube ve merkez arasında faaliyet yönünden bir benzerlik olmalıdır.Yani faaliyet konularında kesin bir aykırılık olmamalı,benzer veya aynı olmalıdır.

4)Aynı Kişiye Ait Olma:Şube ve merkez aynı gerçek yada tüzel kişiye ait olmalıdır.Merkez bir şahsa,şube bir şahsa ait olamaz.Örn:Mc Donalds şube değildir.Aynı satım lisans tekniğini satın alan tek bir işletmedir.

5)Mekan Ayrılığı:Merkez ve şube arasında mekan ayrılığı olmalıdır.Ayrı mekanlarda olması demek mutlaka çok uzak olması demek değildir.Örn:Ziraat Bankası genel merkezi Ulusta,yanında şubesi vardır.Şekerbank genel merkezi Bakanlıklarda,şubesi alt katında
Merkezin idaresiyle şubenin idaresi birbirinden farklıdır.Bu yüzden idare farklılığını ortaya çıkartacak bir mekan farklılığının bulunması gerekir.

6)Aynı Ticari Ünvan:Şube,merkezin kullandığı ticari ünvanı kullanmalıdır.

Bu unsurları taşıyorsa o yer şubedir yoksa ayrı bir ticari işletmedir.

Şube-Merkez Ayrımının Neticelerià
1)Şubeler ticari işletmenin bir parçası oldukları için işletmenin akıbetine tabidirler.Buna göre hak ve alacaklar şubeye değil,merkeze aittir.Yani şubelerin 3. şahıslarla yaptıkları işletmeden doğan hak ve borçlar merkeze aittir.Şubelerin 3.şahıslarla yaptığı muamelelerden doğan ihtilaflarda dava merkezin yahut şubenin bulunduğu yerde açılabilir.
2)Ticaret ünvanının alınıp kullanılması mecburdur.(İşletme ünvanı ihtiyaridir.)Şube,merkezin kullandığı ticari ünvanı,şube olduğunu belirtmek suretiyle kullanır.
3)Merkezi dışarda bulunan ticari işletmelerin Türkiyedeki şubeleri için ikametgahı Türkiyede bulunan tam yetkili bir ticari mümessil tayin edilmesi gerekir.
4)Ticaret siciline tescil:Şube,bulunduğu yerin ticaret siciline tescilidir.İlana tabi tutulur.
5)Ticaret ve sanayi odalarına kaydolmak:Şube bulunduğu yerin ticaret ve sanayi odasına kaydolur.
6)Temsil yetkisi:Ticari mümessilin(tacirin yaptığı her işi yapabilir.2 istisnası var;Birlikte imza ve şube işlemlerinde temsil)temsil yetkisi şube ilişkileriyle sınırlandırılabilir.
7)Ticari işletmenin devri esas itibariyle şubelerinde devri sonucunu doğurur.

Ticari işletme iktisadi maksada yöneliktir.Kimi zaman fabrika,atölye vb. Kurar.Burada malları üretirken bir lisans,patent kullanabilir.Bu mallar maddi veya gayrimaddi olabilir.Bu mallar belirli bir iktisadi değeri oluşturur.Bu iktisadi değer tacirin mamelekinin içindedir.Tacir bu yüzden ticari işletmesini de satabilir,ancak ticari işletmenin özelliği sebebiyle otomobil satmak kadar kolay değildir.

_________________
Karanlık aydınlıktan
Yalan doğrudan kaçar
Güneş yalnızda olsa
Etrafına ışık saçar
Üzülme doğruların
Kaderidir yalnızlık
Kargalar sürü ile
Kartallar yalnız uçar..!!!
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Yahoo Messenger MSN Messenger
SÜVARİ
Emekli Yönetici


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 213
Konum: Tam ortası !

 MesajTarih: Cum Ksm 02, 2007 3:59 pm    Mesaj konusu: ticaret ders notlarının devamı Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARİ İŞLETMENİN DEVRİ:
BK 178.md:Bir mamelekin veya bir işletmenin devralınması
BK 180.md:Bir işletmenin diğeriyle birleşmesi ve şeklini değiştirmesi.Yeni bir işletmenin diğer işletmeyle aktif ve pasifiyle birlikte ticari işletmenin karşılıklı olarak devarlınması suretiyle birleştirilmesini düzenlemiştir.
BK 179.md:Ticari işletmenin devri,aktifi ve pasifiyle birlikte ticari işletmenin devredileceği hususunda hayatta bulunanlar arasında yapılan bir sözleşmedir.
BK 179/1 md:Bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse,bunu alacaklılara ihbar veya gazetede ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur.Şu kadar ki iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisi ile müteselsilen mesuldur.Bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olarak borçlar içinde muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Yani ticari işletmenin devri için bir devir sözleşmesi yapılması gerekir.Devir sözleşmesi ticari işletmenin devir borcunu doğurmak maksadıyla yapılan bir sözleşmedir.Ticari işletmenin aktif ve pasifiyle birlikte devredilmesi gayesini taşıyan hayatta bulunanlar arasında yapılan bu sözleşmeye ticari işletmenin devri sözleşmesi denir.Ticari işletmenin devri sözleşmesi kural olarak işletmenin bütününü konu edinir.Buna rağmen işletmeye dahil olan bazı unsurların devredilmesi şart değildir.Ancak işletmenin devrinden bahsedebilmek için işletmenin faaliyetini devam ettirecek asli unsurların devredilmesi gerekir.Kural olarak işletmenin faaliyetinin devam etmesi için gerekli olan unsurların devredilmemesi mümkün değildir.Örn:Makineler devredilmemesi mümkün değil,otomobil devredilmeyebilir.

Devir Sözleşmesi:
Ticari işletmenin devri,hayatta bulunanlar arasında yapılan bir sözleşmedir ki ticari işletmenin aktif ve pasifi ile devredilmesini düzenler.Ticari işletmenin devredilmesi için bir devir sözleşmesine ihtiyaç vardır.Devir sözleşmesi ticari işletmenin devri borcunu doğurmak maksadıyla akdedilir.Ticari işletmenin aktif ve pasifini devretmek gayesini güden hayatta bulunanlar arasındaki bir sözleşmedir.
Ticari işletmenin devrinde işletmenin bütününün devredilmesi gerekir.Ama unsurlarından bazılarının devredilmeyip muhafaza edilmesi de mümkündür.Örn:Fabrika devredilirken hizmet veya makam otomobili devredilmeyebilir.Ancak ticari işletmenin devrinden bahsedebilmek için işletmenin faaliyetine,devamına imkan sağlayan asli unsurların devredilmesi gerekir.Asli unsurlar işletmenin mahiyetine göre belirlenir.
Devir sözleşmesi esas itibariyle herhangi bir şekle bağlı değildir.Borçlar kanununda düzenlenen rızai akitlerdendir.Ancak bazı durumlarda kanunun özel hükümleri sebebiyle devir sözleşmesi şekle bağlı kalacaktır.

· Devir Sözleşmesinin Mahiyeti Gereği Şekle Bağlılık:
Örn:Devir sözleşmesi bir bağışlama taahhütü olabilir.O zaman yazılı yapılır.Ölünceye kadar bakım mahiyetinde olan devir sözleşmeleri miras hükümlerine tabidir.Sulh hakimi önünde yapılır yada noterde yapılır.

· Devir Sözleşmesine Dahil Unsurlara Göre Şekle Bağlılık:
İşletmenin unsurları içinde devri özel şekle tabi olanlar varsa onların devri konunun öngördüğü şekilde yapılmadığı müddetçe geçerli değildir.Örn:İşletmenin muamelesi içindeki gayrimenkuller varsa tapu sicilinde yapılır.

Devir Sözleşmesinin Kapsamı:
Devir Sözleşmesi ticari işletmeye dahil olan tüm unsurların devredilmesi neticesini gösterir.Bu unsurlar;TTK 11/2:Tesisat kiracılık hakkı,ticaret ünvanı ve diğer adlar ihtira beratları,markalar,bir sanata müteallik veya bir şahsa ait model ve resimler gibi bir müessesenin işletilmesi için doğru bir tarzda tahsis olunan unsurlar,mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça ticari işletmeye dahil sayılırlar.
Gibi maddi ve maddi olmayan unsurlar devir sözleşmesinin kapsamındadır.Yani ticari işletmeye dahil olan tüm unsurlar sözleşmeye konu olabilir.Ama bazıları sözleşme kapsamı dışına çıkartılabilir.Sözleşme ile hangi unsurların devre konu teşkil edileceği açıkça belirtilebilir.Yani bazı unsurlar devir sözleşmesi kapsamında bırakılabilir.Ancak ticari işletmenin bazı unsurlarının devir için ayrı bir özellik taşır.Buna göre;
1.Ticaret ünvanı:İşletmeden ayrı olarak bir daha devredilemez.TTK 51.md ;Ticaret ünvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez.Bir işletmenin devri;aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça ünvanın dahi devrini tezemmüm eder.
Yani aksi açıkça belli edilmemişse bir işletmenin devri ünvanında devredilmiş olduğunu kabul eder.Bununla birlikte ünvanı saklı tutarak yani devir sözleşmesi dışında bırakarak işletme devredilebilir.
2.İşletme adı:Ticari işletmenin unsurları arasındadır.İşletmenin devri,işletme adının devri neticesini doğurur. Ticaret ünvanına uygulanan kurallar burada geçerli değildir.Yani ticari işletme başkasına ticari işletme adı bir başkasına devredilemez.
Devir Sözleşmesinin Hukuki Unsurları:
A)Devredenin Borçları:
1.İşletmenin aktiflerini devretmek zorundadır.aktiflerin devralana geçebilmesi için devir sözleşmesinden başka,işletmenin unsurlarına dahil olan malların özel devrini gerçekleştirmesi gerekir.
Örn:Gayrimenkullerin devri için tapu siciline gitmesi,menkullerin devri için teslim etmesi gerekir.
2.Devreden ayrıca alacakları da devretmek mecburiyetindedir.Alacakların devri alacağın temliki suretiyle olur ve yazılı şekilde gerçekleşmek mecburiyetindedir.
3.Rekabette bulunmama borcu vardır.Devreden,devralanla rekabette bulunmamalıdır.Bu emredici mahiyette değildir,taraflar aralarında anlaşmak suretiyle aksini kararlaştırabilirler.

B)Devralanın Borçları:
1.Devralan ivazlı ise edimde bulunmak zorundadır.
2.Devraldığını ihbar veya gazetelerde ilan etmek mecburiyetindedir.
3.Devralan ,işletmenin borçlarını da devralmış olur.Devraldığı tarihten itibaren bütün borçları üstlendiği gibi devraldığını ihbar veya ilan ettiği tarihten itibaren işletmenin evvelki borçlarından da sorumludur.Devredenin de 2 yıl müddetle devralanla birlikte müteselsilen sorumludur.Bu müddet müeccel borçlar için muacceliyet tarihinden itibaren 2 yıl,muaccel borçlar için ilan veya ihbar tarihinden itibaren 2 yıldır.Sözleşme ile bu hüküm bertaraf edilemez,emredicidir.
4.Ticari işletmeyi devreden kişi,artık bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmediği için tacir sıfatını kaybeder,tacir sıfatı artık devralana geçer.

TİCARİ İŞLETMENİN BİRLEŞMESİ:
BK 180 md:Bir işletme diğer bir işletmeyle aktif veya pasiflerin karşılıklı olarak devralınması suretiyle birleştirilirse,her iki işletmenin alacaklıları bir mamelekin devralınmasından doğan hakları haiz olup bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler.
Ticari işletmenin birleşmesi,çeşitli ticari işletmelerin tasfiye edilmek suretiyle bir işletme haline gelmesi ve birleşen işletme veya işletmelerin sahiplerine bu işletmeden pay verilmesidir.Yani 2 veya daha fazla işletme biraraya gelip,yeni bir işletme kurarlar veya biri diğerine katılır yani iltihak eder,içine girer.
Devirde devreden işletmeyle bağlantısı olmaz ama birleşmede bağlantısı olur.
Birleşmede bütün malvarlığı aktif ve pasifiyle iltihak edilir veya yeni kurulan işletmeye geçer.

TİCARİ İŞLETMENİN REHNİ:
Borçlu vadesi gelmiş olmasına rağmen borcunu ödemede temerrüde düşerse alacaklının başvuracağı bazı yollar vardır.Mesela alacaklı alacağını tahsil etmek maksadıyla,borçlunun borcunu vadesinde ödememesi tehlikesine karşı bir menkul malı teminat olarak gösterebilir.Menkul malın rehin olarak verilmesi için teslime ihtiyaç vardır.Bir gayrimenkulün rehin verilebilmesi için de tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Ticari işletmelerde rehin verilebilir.İşletmedeki maddi ve maddi olmayan unsurlar ,gayrimenkuller vb vardır. Sahibine,teminat oluşturduğu alacak vadesinde ödenmediği takdirde bunu elde etmek için hakkın konusu olan malın değerine elatmak yetkisini veren mahdut yani sınırlı bir ayni hak olarak tanımlanan rehin hakkı,alacaklılar arasında borçlunun malvarlığı üzerinden alacaklarını tahsil bakımından eşitliği ortadan kaldırır.Rehin hakkı sahibi öncelik sahibidir.Yani rehin hakkı sahibi,bu hakkın sahibi bulunan alacaklıya,alacağın ödenmemesi halinde ,öbür alacaklıları gözönünde tutmaksızın kendi alacağını,borçlunun malvarlığını oluşturan belirli bir maldan öncelikle alma hakkına sahiptir.Rehin sadece borçlunun malvarlığı üzerinde kurulmaz,3. bir şahıs üzerinde de kurulabilir.
MK 850 vd:Gayrimenkul(taşınmaz) rehni;Taşınmaz rehni ancak ipotekle,ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabilir.
MK 939 vd:Taşınır rehni ;kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar,ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir.
Menkul rehni için kanuni istisnalar hariç,teslim şarttır.Bu yüzden teslimi meşrut(şart kılınmış teslim) denir.Ticari işletmenin rehni ise buna getirilen önemli bir istisnadır.Ticari işletmenin rehni TTK veya MKda değil,ayrı bir kanun olan 1447 sayılı Ticari İşletmenin Rehni Kanununda düzenlenmiştir.Bu kanun ticaret veya esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bir ticari işletme üzerinde rehin hakkının kapsamını düzenler.Buna göre,ticari işletme rehnine konu olabilecek işletmeler;Ticaret siciline kayıtlı olanlar veya esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olan işletmelerdir.Bu sicillere kayıtlı olmayan işletmeler ticari işletme rehnine konu teşkil etmez.

Rehnin Kapsamı:
1447 S.Kun 3.mdsinde düzenlenmiştir.Buna göre ticari işletmenin rehnine dahil olan unsurlar;
1)Ticaret ünvanı ve işletme adı rehin kapsamına girmelidir.
2)Rehnin tescili anında mevcut işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makine,araç,alet ve motorlu nakil araçları
3)Patent,marka,model,resim ve lisans gibi sınai haklar rehnin kapsamına dahil sayılırlar.
Bunlardan anlaşıldığı gibi ticari işletmenin iktisadi unsurlarına dahil olan gayrimenkuller ticari işletmenin rehni kapsamında değildir.Ticari işletmenin rehni,teslimi şart olan rehine bir istisna getirmiştir.

Rehin Sözleşmesi:
Ticari işletme rehninin kurulabilmesi için bir rehin sözleşmesi yapılması gerekir.Rehin sözleşmesinin tarafları 1447 SKnun 2. mdsinde belirtilmiştir.Rehin kurma taahhütü 2 tarafa borç yükleyen bir hukuki muameledir.Rehin sözleşmesi,rehin konusu olan ticari işletme veya esnaf işletmesi maliki ile alacaklı arasında yapılan bir sözleşmedir.Buna göre,malik ticari işletmesi üzerinde rehin hakkı kurmayı alacaklıya karşı taahhüt eder.Bu sözleşme alacaklıya malikten rehnin kurulmasını isteme hususunda bir talep hakkı verir.Hem rehin alana,hem de verene borç yükleyen bir sözleşmedir.
TİRK 2.md:Rehin sözleşmesinin tarafları belirtilmiştir.Buna göre,rehin veren ticaret veya esnaf siciline kayıtlı işletme sahibi(gerçek yada tüzel kişi olabilir) ve rehin alan kanunda tahdidi(örnek olarak) belirtilmiştir.Bunların dışında kalan kişiler lehine ticari işletme rehni tesis edilemez.Bunlar tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleridir.Yani bankalar veya banka yetkisine sahip olan kuruluşlardır.Bunlar;
1)Kredili satış yapan gerçek yada tüzel kişiliği haiz müesseselerdir.Tefecilik yapan(borç para veren her türlü kuruluş) ve kredili satış yapan her türlü kuruluş
2)Kredili satış yapan kooperatifler.Sadece kredi kooperatifleri değil,kredili satış yapan her türlü kooperatif.
Rehin alan,rehin sözleşmesi yapıldıktan sonra rehinli alacağı üçüncü bir kişiye devredebilir.Alacağı temellük eden kişi rehin alan statüsünde olmasa bile rehin hakkından yararlanmaya devam eder.Yani rehin sözleşmesinin kurulabilmesi için tarafların mutlaka TİRK 2.mdde sayılanlar olması gerekir.Ama taraflarda daha sonra değişiklik olması rehin hakkından faydalanmasını engellemez.Sonradan alacaklı tarafın değişmesi rehnin sona ermesine sebep olmaz.
Rehin Sözleşmesinin Şekli àRehin sözleşmesi ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu bir sicil çevresindeki bir noter tarafından tanzim edilir.
TİRK 4.md:Buna göre,sözleşmede rehne dahil unsurların tam listesinde ayırdedilmelerini mümkün kılacak özellikleriyle birlikte yer alması gerekir.Noter tarafından resen tanzim edilmesi geçerlilik şartı olan ticari işletmenin rehni sözleşmesinde yer alan liste rehne dahil unsurların ayırdedilmesine yarar.Örn:Baskı makinesinin markası,üretim yılı,kapasitesi vb. yeralır.
Mahiyeti icabı bu liste sözleşmenin bir eki değil,bir parçasıdır.Rehin sözleşmesi işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil çevresi dışındaki bir noterde yapılırsa geçerli olmaz.Çünkü yetkisiz noterde yapılan sözleşme kurulmamış olur.

Rehin Hakkının Doğması:
TİRK 5. md:Rehin hakkı ticari işletme sahibinin veya kredi müessesesinin veya alacaklının yazılı talebi üzerine, ticari işletmeye kayıtlı bulunduğu ticaret siciline veya esnaf ve sanatkarlar siciline tescili ile doğar.
Ticari işletmenin rehni için sözleşme yeterli değildir.hakkın doğması için tescil gerekir.Rehin hakkının doğumu için sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 10 gün zarfında tescil ve talep edilir.İlgili sicil memurluğunca bu işlem yerine getirilir.Zamanında yapılmazsa sözleşmenin yenilenmesi gerekir.
Rehnin tescilinde alacaklının ticaret ünvanı,açık adresi,ikametgahı,alacağın TL olarak miktarı,muayyen değilse ticari işletmenin ne kadar miktar için teminat temin edeceği(azami hal rehni),alacak faizli ise faiz nispeti konur.
Rehin tescil edildikten sonra diğer sicillerede bildirilmesi gerekir.Buna göre,tescili müteakip sicil memuru derhal bir bildiri yapar.Buna göre,ticari işletmenin rehni tapu siciline;marka,patent,lisans gibi sicillere,maden siciline,motorlu araç siciline,eğer rehni veren işletmenin şubeleri varsa o yerdeki ticaret sicillerine derhal rehni bildirmek zorundadır.
Ticari işletmenin rehni sicili alenidir.Herkes sicilde bir kayıt bulunup bulunmadığını,niteliğini inceleyebilir.Ticaret veya esnaf sicilindeki kayda isnad ederek rehin hakkı iktisap edenin bu iktisabı geçerlidir.Rehnin kapsamı 3.mdde belirtilmiştir.Buna gore,ticari işletmenin malvarlığı unsurlarının tamamı rehne dahil edilemez.(11/2 md)
Ticari işletmenin malvarlığı,rehin kapsamına dahil olanlar açısından 2ye ayrılır;
1)Rehin kapsamında yer alması zorunlu olanlar:Ticaret ünvanı,işletme adı,işletme faaliyetine tahsis olunan menkul işletme tesisatı rehne dahil olmak zorundadır.Bunlar rehin kapsamına alınmazlarsa ticari işletme rehni doğmuş olmaz.
2)Zorunlu olmayanlar:Rehin kapsamı dışı bırakılabilirler.(istisnai haklar)Patent,marka,lisans gibi haklardır.Burada kredili satış yapan müesseseler lehine kurulan ticari işletme rehni özelliğini taşır.Kredili satış yapan müesseseler lehine kurulan ticari işletme rehninde,vadeli satışa konu olan ve ticari işletme faaliyetine tahsis edilen makine,araç,motorlu nakil araçları rehin kapsamı dışında bırakılamaz.
Menkul işletme tesisatı denilen işletmenin faaliyetini yürütebilmesi için gerekli olan araç,alet,gereç,menkul rehni kapsamına dahildir.Bu hüküm sınırlandırıcı bir şekilde yazılmıştır.3. mddekiler haricinde rehinde bulunması şart değildir.
Sınai haklar ticari işletmenin rehni kapsamına giren unsurlardır.Bu bendde gibi ifadeleri kullanıldığından bu hakların benzerleri(mesela know-how) rehin kapsamına dahil edilebilir.

Rehnin Hükümleri:
Rehin hakkı 3. şahıslara karşı ileri sürülebilir.TİRK 9.mdye göre,alacaklının bu kanundan doğan rehin hakkı ticari işletmeyi devralan herkese karşı ileri sürülebilir.
1)Rehin veren ticari işletme sahibi işletmenin normal faaliyette bulunabilmesi için gerekli her türlü tedbiri alıp,gerekli her türlü mameleki yapma yetkisine haizdir.
2)İşletme normal faaliyetine devam eder.Ancak iş sahibi ticari işletme veya rehne dahil münferit unsurları devredemez,bir ayni hakla sınırlayamaz,başka bir yere taşıyamaz,başka bir şeyle değiştiremez.Bunları yapabilmesi için alacaklının muvaffakitini almak zorundadır.Muvaffakkatini almadan bu işleri yaparsa ağır para ve (1-3 yıl) para cezası ile tecyize edilir.Eğer uğranılan zarar fahiş ise bu cezaların azamisine hükmedilir.
3)Rehin konusu işletmenin devredilebilmesi mümkündür.Rehin hakkı devralan herkese karşı ileri sürülebilir.Rehinden haberdar olmaksızın ticari işletmenin sicil bölgesi dışındaki münferit unsurlar üzerinde mülkiyet veya diğer ayni hakkı iktisap eden hüsnüniyet sahibi 3. şahıs hakkı korunur.
4)Ticari işletme rehnine dahil olan unsurların tamamı veya bir kısmı için tazminat veya sigorta bedeli ödenmesi icap ettiği takdirde tazminat veya bedel işlerinde de alacaklının rehin hakkı devam eder.Yani rehin alanın hakkı sadece rehinli işletme tesisat üzerinde değilse ve onlar sigorta edilmemişse veya herhangi bir şekilde risk gerçekleşmişse alacaklının hakkı sigorta tazminatı veya sigorta bedeli üzerinden devam eder.
5)Ticari işletmenin merhun değerinin(rehinli değerinin) muhafazası,korunması.Ticari işletme sahibi rehne dahil unsurları kullanabilir ancak kullanırken rehinli değeri korumak için gerekli ihtimamı göstermek zorundadır. Alacaklının zararına olarak rehinli değer düştüğü taktirde ek teminat vermek veya evvelki hale iade etmek mecburiyetindedir.Hakimin vereceği mühlet içinde bunlar yerine getirilmezse,talep üzerine alacaklıya teminat noksanına tekabül edecek bir miktarın ödenmesine hükmolunur.
6)Alacaklı 3.şahsın müdahalesinin menini isteyebilir.Ticari işletme veya rehne dahil unsurlarına rehnin sağladığı teminatı,tehlikeye düşürecek şekilde 3.şahıslar tarafından vuku bulacak fiillerin men edilmesini alacaklı dava edebilir.
7)Ticari işletmenin rehni sözleşmesinde mülkiyeti kazanma şartı geçersizdir.Borçlu borcunu ödemediği takdirde alacaklıya ticari işletme veya münferit bir unsurunu temellük etme hakkı (kendi mülkiyetine geçirme hakkı) veren her türlü mukavele hükümsüzdür.
8)Aynı işletme üzerinde birden fazla rehin tesis edilebilir.Bu durumda alacaklının hakları rehnin tescili sırasına gore tayin olunur.
9)Borcun vadesinde ödenmemesi üzerine rehin konusu paraya çevrilir.
TİRK 14 vd:Rehnin paraya çevrilmesi,Borçlu borcunu vadesinde ödemezse alacaklı merhunun satış bedelinden alacağını istifa eden işletme rehnine dahil her unsure borcun tamamına karşılık teşkil eder.İşletme rehnine dahil her unsure borcun tamamına karşılık teşkil eder.Ancak satılacak unsurların ve satışın kapsamını alacaklının ve ticari işletmenin veya münferit unsurlarının ihtiyaten haczini isteyebilir.Bu takdirde ihtiyati haciz tamamlama merasimi rehnin paraya çevrilmesi yoluyla olur.
Rehnin Paraya Çevrilmesi:
Herşeyden önce satış talebinde bulunulması gerekir.Ticari işletme veya münferit unsurlarının paraya çevrilmesinde İcra ve İflas Kanununun menkul rehninin paraya çevrilmesine dair hükümleri uygulanır.Alacaklı ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde ticari işletme rehninin satışını isteyebilir.İsteemzse takip düşer ve yenilenmesi gerekir.
Paraya Çevirmenin Kapsamı à Alacaklı rehin konusu işletmenin paraya çevrilmesini talep edebilise de satılacak unsurların ve satışın kapsamını alacaklının ve işletme sahibinin haklı menfaatlerini nazara alarak icra memuru tayin eder.
İcra memuru satışına karar verilen işletmenin veya münferit unsurların muhafazası,idaresi veya işletilmesi için lüzumlu tedbirleri alır.İcra memuru paraya çevirme sonucunda elde edilen paraları resen alacaklılara paylaştırır.Paylaştırmayı rehin sırasına gore yani tarih sırasına gore yapar.

Rehnin Sona Ermesi:
Rehin alacağının son bulmasıyla sona erer.Alacağın son bulması halinde işletme sahibi sicildeki rehin kaydının terkini yani silinmesini alacaklıdan isteyebilir.Alacak son bulmasına rağmen alacaklı terkin talebinde bulunmazsa, işletme sahibi mahkemeye müracaat ederek rehnin silinmesini isteyebilir.Borcun vadesi gelmesine rağmen alacaklı alacağını tahsil etmekte gecikiyorsa yahut alacaklı gaip ise borçlu borcunu icra dairesine yatırmak suretiyle icra tetkik merciinden rehin kaydının terkini isteyebilir.Bu şekilde rehnin terkini sicil memuru tarafından diğer sicillere bildirilir.

İşletme Kaydının Sicilden Silinmesi:
Ticari işletme kaydının silinmesi halinde alacağın tamamı muaccel olur.Vadeye bağlanmış olsa bile muaccel sayılır. Ticari işletme kaydının sicilden silinmesini sicil memuru alacaklıya bildirir.Alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 2 ay zarfında tescil edilmiş bulunan işletme,rehnin paraya çevrilmesi yoluyla alacak temin edilir.Takibi yapılmadığı zaman rehin hakkı düşer.Düşen ticari işletme rehnidir.Alacak hakkı değildir.Alacak hakkı genel hükümlere gore talep edilebilir.
Gayrimenkul rehnine dahil hükümlerin bazıları ticari işletme rehninde uygulanır.
TİRK 20.md:Ticari işletmenin rehni hakkında bu kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde gayrimenkul rehni hükümlerinden bu kanun hükümlerine aykırı olmayanlar uygulanır.
TİRK 20.md:Bu kanunun uygulanmasından çıkacak anlaşmazlıkların halledilmesi ticaret sicilinin bulunduğu mahalin ticaret mahkemesi görevi dahilindedir.

TACİR VE TACİR OLMANIN HÜKÜMLERİ
TACİR SIFATI:
A)GERÇEK KİŞİ TACİR:
TTK 14.md:Bir ticari işletmeyi,kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.Bir ticari işletmeyi kurup,açtığını sirküler gazetede,radyo ve sair ilan vasıtasıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Gerçek kişi tacir olabilmenin unsurlarıà
1)Bir ticari işletmenin bulunması gerekir.Ticari işletme bulunmadıkça kural olarak tacir sıfatı oluşmaz.Bazı istisnai hallerde 14/3te belirtildiği gibi ticari işletme mevcut olmasa bile ticari işletme açmış gibi muamelelerde bulunan kişiler hüsnüniyet sahibi 3.şahıslara karşı tacir gibi sorumlu olur.
TTK 14/3 md:Bir ticari işletme açmış gibi,ister kendi adına ister adi bir şirket veya her ne surette olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına (ortak sıfatıyle) muamelelerde bulunan kimse,hüsnüniyet sahibi 3.kişilere karşı tacir gibi mesul olur.
Bu kişiler tacir sıfatının külfetlerine katlanır,nimetlerinden istifade edemezler.
Örn:Tacir gibi iflasa tabi tutulur ama tacirin haklarından olan ücreti isteyemez.
TTK 14/2de ticari işletmeyi kurup açtığını halka bildiren ve işletmesini ticaret siciline tescil ettiren kişileride tacir saymıştır.Kural ticari işletmenin mevcut olmasıdır.Ama bu gibi istisnalarla mevcut olmasa da tacir sayılabilir.
2)İşletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletilmesi.Yani ticari işletmenin işletilmesi gerekir.Ancak bazı istisnai hallerde fiilen işletmeye başlamamış dahi olsa tacir sayılır.Buna göre,fiilen işletmeye başlamamış olan kişiler, işletmeyi kurup,açtığını herhangi bir yolla halka bildirmişse tacir sayılır.Fiilen işletmeye başlamamış olan kimse,işletmesini ticaret siciline tescil ve ilan ettirirse fiilen işletmeye başlamamışsa dahi tacir sayılır.Bu şekildeki tacirler,tacir sıfatının hem nimetlerinden hem külfetlerinden istifade eder.
3)Ticari işletmenin kısmen dahi olsa kendi adına işletilmesi.Ticari işletmenin kimin tarafından işletildiği önemli değildir.Ticari işletmenin kimin adına işletildiği önemlidir.
Örn:Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten veli veya vasi tacir sıfatını almaz.Çünkü kendi adına değil,küçük yada mahcurun adına işletiyordur.Tacir sıfatı küçük yada mahcurundur.
İşletmenin tamamının o kişi adına işletilmesi de yeterli değildir.Kısmen dahi olsa işletilmesi lazım ve kafidir. İşletmenin kısmen dahi olsa kendi adına işletilmesi gerekir ama kendi hesabına işletmesi şart değildir.
Komandit,Limited,Anonim,Kooperatif şirketi değilse,ayırıcı özellikleri yoksa adi şirkettir.İki veya ziyade kişinin bir iktisadi amaç için emek ve/veya sermayelerini birleştirmesiyle oluşur.

Tacir Sıfatının Kazanılması:
Tacir sıfatı tacir olma unsurlarının oluşmasıyla kazanılır.Buna gore,bir ticari işletme kısmen dahi olsa kendi adına işletmeye başladığı anda,başkaca hiçbir muameleye ihtiyacı olmadan tacir sıfatı iktisap edilir.Yani tacir sıfatının kazanılması için bir yerden izin almaya,kaydolmaya gerek yoktur.
Bazı hallerde ticari işletme olmaksızın tacir sıfatı kazanılabilir.Bu husus TTK 14/2de belirtilmiştir.Ticari işletme fiilen işletmeye başlamamış olsa bile ticari işletmeyi tescil ettirirse veya tescil ettirmese de gazette vs ile ilan ettirirse tacir sıfatını kazanır.

Küçük ve Kısıtlıların Tacir Sıfatı à
TTK 15. md:Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten veli ve vasi,tacir sayılmaz.Tacir sıfatı,temsil edilene aittir.Şu kadarki,kanuni mümessil ceza hükümleri bakımından tacir gibi mesul olur.
Yani veli yada vasi tacir sayılmaz.Tacir sıfatı,temsil edilen küçük yada mahcura aittir.Veli yada vasi tayin edilen bu kişilere bu madde uygulanır.Tacir sıfatından doğan ceza hükümlerinden kanuni mümessil sorumludur.

Ticaretten Men Edilenlerin Tacir Sıfatı à
TTK 16.md:Şahsi halleri veya yaptığı işlerin mahiyeti yahut meslek ve vazifeleri itibariyle kanuni veya kazai bir yasağa aykırı olarak veyahut başka bir şahsın iznine veya resmi bir makamın ruhsatına lüzum olup da izin veya ruhsatname almadan bir ticari işletmeyi işleten kimse de tacir sayılır.Bu hareketin doğurduğu hukuki,inzibati, cezai mesuliyet mahfuzdur.
Görüldüğü gibi şahsi halleri sebebiyle bazı kişilerin bazi işleri yapması yasaktır.Örneğin;
· Bazı işleri sadece vatandaşlar yapabilir.Bir ecnebi bu işi yaparsa 16. mdye gore yine tacir sayılır.
· Bazı hallerde bazı kanunlardan dolayı yasaklamalar sözkonusudur.Mesela TCKda meslek ve sanattan yasaklama cezası verilebilir.Bu kişiler bu yasağa rağmen ticari işletmeyi kendi adlarına işletirlerse tacir sayılırlar.
· Bazı yasaklar işin mahiyetinden doğabilir.Bazı yasakların yapılması mutlak olarak devletin tekelinde bulunabilir.Sadece devlet tarafından yada onun görvlendirdiği müesseseler tarafından bu işler yapılır.Örn:Posta işleri,PTTye aittir.Kişilerin bu işleri yapmamaları gerekir.Yaparsa tacir sayılırlar.
· Bazı işlerin yapılabilmesi izin veya ruhsata bağlıdır.Örn:Otel,sinema,kahvehane açmak için ruhsat;ödünç para verme işiyle uğraşabilmek için izin gerekir.Bu ruhsat,izin alınmadan iş yapılırsa da kişi tacir sayılır.
· Bazı yasaklar vazife ve mesleklerden dolayı ortaya çıkabilir.Çeşitli kanunlarda bazı vazife ve mesleklerin ticaretle bağdaşamayacağı öngörülmüştür.Örn:Hakimler,noterler,hekimler vs ticaret yapamazlar.
Yasaklamalara rağmen ticaret yapanlar,ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletenler tacir sayılır, bunların cezai sorumlulukları saklıdır.Örn:Devlet memurları kanunu 28.mdye gore,devlet memuru ticaret yapamaz.Yaparsa tacir sayılır ama ayrıca memuriyetine de son verilir.
Ruhsatsız lokanta açılırsa,tacir sayılır ancak belediye ceza verir.

Tacir Sıfatının Kaybedilmesi:
Gerçek kişilerde,tacir sıfatını teşkil eden unsurlardan birinin ortadan kalkması tacir sıfatının sona ermesine neden olur. Ticareti terk yani işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmekten vazgeçmesi şeklinde ortaya çıkar.Fakat ticaret siciline tescil edilmiş bir tacirin tacir sıfatının sona erdiğinin 3. şahıslara karşı ileri sürülebilmesi için ticaret sicilindeki kaydın silinmesi veya 3. kişinin bu durumu bildiğinin ispat edilmesi gerekir.Yoksa tacir sıfatını kaybetmesine rağmen tacir gibi sorumluluğu devam eder.
Kanunkoyucu,alacaklıları korumak maksadıyla tacir sıfatı sona eren gerçek kişilerle ilgili bazı tedbirler öngörmüştür;(İcra iflas K.43-44,çeşitli kanunlar)
1)Ticareti terkeden tacir 15 gün içinde durumu kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifini alacaklıların isim ve adreslerini gösteren bir şekilde mal beyanında bulunmaya mecburdur.Ticareti terkeden tacirin ticareti terkettiği ayrıca ilan olunur.İlan Türk Ticaret Sicil gazetesinde veya muğlak vasıtalarla olur.
2)Bu ilan tarihinden itibaren 1 sene içinde ticareti terkeden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılır.İflas tacirlere mahsustur. Hükmünün istisnalarından biridir.
3)Ticareti terkeden tacir,mal beyanını tevdi tarihinden itibaren 2 ay müddetle haczi kabil mallar üzerinde tasarrufta bulunamaz.
4)Mal beyanını alan ticaret sicil memurluğu keyfiyeti(durumu) tapu veya gemi sicil dairelerine bildirir.Bu bildiri üzerine sicile temlik hakkının 2 ay süre ile tahdid edilmiş(sınırlandırılmış)olduğu şerhi verilir.

B)TÜZEL KİŞİ TACİR:
TTK 18.md:Ticaret şirketleriyle,gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet,belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılır.
Esas olan ticari işletmenin kısmen dahi olsa kendi adına işletilmesidir.Bunu hem gerçek,hem tüzel kişiler yapabilir.Bunun yanında 18.mdde belirtilen kişiler ticari işletmeyi işletmeseler dahi tacir sayılırlar.
Örn:18.mdde vakıflarla ilgili bir düzenleme yok ama ticari işletme işletiyorlar,kanunda sayılmamış ama tacir sayılırlar.

Buna göre,tacir sayılan tüzel kişilerin başında,
1)Ticaret şirketleri:TTK 136.md:Ticaret şirketleri;kollektif,komandit,anonim,limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
Bunlar ticari işletme işletse de işletmese de tüzel kişi tacirdir.
2)Gayesine varmak için ticari işletme işleten dernekler:Dernekler kazanç paylaşma amacı dışında her türlü amaç için kurulabilir.Ama derneklerin ideal amaçlarla kurulması gerekir.Bu ideal amacın gerçekleşmesi için ticari işletme işletilir.Ama katiyyen kazanç paylaşma amacı gütmezler.
Örn:Kızılay;maden suyu işletmesi;Kanarya sevenler derneği,kanarya çiftliği
Amacına ulaşmak maksadıyla ticari işletme işleten dernekler tacir sayılırlar.Ama bu dernek kamu yararına çalışan bir dernekse,TTK 18/2ye gore tacir sayılmazlar.Tacir sıfatı bu halde derneğin işletmesine aittir.TTK 18/2: Devlet,vilayet,belediye gibi amme hükmi şahısları ile umumi menfaate hadim cemiyetler,bir ticari işletmeyi ister doğrudan ister amme hukuku hükümlerine gore idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs eliyle işletsinler kendileri tacir sayılmazlar.
Örn:Kızılay Maden Suyu İşletmesi tacir sıfatını alır,Kızılay almaz.Kanarya sevenler derneği tacir sıfatını alır.
3)Kanunla belirtilmemesine rağmen ticari işletme işleten vakıflar da vardır.Vakıflar ideal maksatlı kurulurlar.Bu maksata ulaşmak için ticari işletme işletmek mümkündür.Buna gore,ticari işletme işleten vakıf da tacir sıfatını alır.Vakıflarda da kamu yararlı-kamu yararlı olmayan vakıflar diye ayrım yapan görüşler vardır.Bunlar Kabul edildiği takdirde dernekler için söylenenler geçerli olur.
4)Kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerdir.TTK 18e göre,kendi kuruluş kanunları gereğince hususi(özel)hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet,vilayet,belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılır.
· KİT(Teşebbüsler):İktisadi devlet teşekkülü,kamu iktisadi kuruluşunun müşterek adıdır.İDTnün sermayesinin tamamı devlete ait,iktisadi hayatta faaliyet gösteren teşekküllerdir.KİK devletin tekel niteliğindeki işleri yapan ve sermayesinin tamamı devlete ait olan teşekküllerdir.Müessese,iktisadi devlet teşekkülü veya kamu iktisadi kuruluşu tarafından kurulan ve sermayesinin tamamı bunlar tarafından verilen kuruluşlardır. (özel hukuk hükümlerine gore idare edilirler.)Bu kuruluşlar,devlete ait iktisadi alanda ticari esaslara gore faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsleridir. Ziraat Bankası,Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikası(SEKA),Petkim,Devlet Malzeme Ofisi,Makine Kimya,TMOgibi kuruluşlardır.Sermayesi devlete ait olan ve tekel mahiyetindeki temel mal ve hizmetleri üretip pazarlamak için kurulan,kamu hizmeti mahiyeti ağır basan kuruluşlar kamu iktisadi teşebbüsüdür.PTT,TDDY,Çaykur,Tigem,Devlet Hava Meydanları İşletmesi Müdürlüğü gibi.İktisadi devlet teşekkülleri karlılık ve verimlilik üzerine çalıştıkları için ticari şekilde işletilirler.KİTlerde sosyal fayda ağır basar.İDTler ticari işletme işlettikleri için tacirdir.KİTlerin tacir niteliğini taşıyabilmesi için,kuruluş kanunlarında özel hukuk hükümlerine tabi olduğuna dair hüküm bulunmalıdır.
· Müessese:Sermeyenin tamamı iktisadi devlet teşekkülüne veya KİTe ait olup,ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğudur.Etibanka ait Ergami Bakır İşletmeleri,Petkime bağlı Yarımca Petro Kimya gibi
· Bağlı Ortak:Sermayesinin %50sinden fazlası İDT veya KİTe ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan AŞlerdir.Etibanka bağlı Çinko kurşun sanayi AŞ,Devlet Yatırım Bankasına bağlı Güven Sigorta AŞ gibi.
· İştirak:İDTlerin veya KİTlerin veya bağlı ortaklıkların,sermayesinin %15inden %50sine kadar sahip bulundukları anonim şirketlerdir.İşletme müesseselerin ve bağlı ortaklıkların mal ve hizmetlerini üreten fabrika ve diğerleridir.
TTK 18den anlaşılacağı gibi,KİT yanında özel hukuk hükümleri çerçevesinde ticari şekilde işletilen diğer teşekkül ve müesseseler de tacir sayılır.Bu müesseseleri kamu tüzel kişileri kurar.Örn:Ordu Yardımlaşma Kurumu,özel hukuk hükümlerine bağlı olarak ve ticari şekilde işletilmek üzere Milli Savunma Bakanlığına bağlı olarak kurulmuştur.Bu müesseseler tacir sayılmasına rağmen,bu müesseseleri kuran kamu kuruluşları tacir sayılmaz.Milli Savunma Bak. Tacir değildir.Tacirler işletmelerdir.

Tacir Sıfatının Kazanılması ve Kaybedilmesi:
Ticaret şirketleri tüzel kişilik kazanmakla tacir sıfatını kazanırlar.Gayesine varmak için bir ticari işletme işleten dernekler ticari işletme işlettikleri için tacirdirler.Ticari işletmeyi işletmeye başladıkları anda tacir sıfatını kazanırlar.Devlet,vilayet,belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan müesseseler tescil ile tüzel kişilik ve tacir sıfatını kazanırlar.
Ticaret şirketlerindetüzel kişiliğin sona ermesiyle tacir sıfatı sona erer.Şirketin sona ermesi tüzel kişiliğin sona ermesi anlamına gelmez.Şirket sona erdikten sonar tasfiye haline girer,tasfiye halindeki şirket tüzel kişiliğini devam ettirir.Tasfiye tamamlandığında tüzel kişilik sona ermiş olur.
Gayesine varmak için ticari işletme işleten dernekler ticari işletmeyi işletmeyi bıraktıklarında tacir sıfatı sona erer.Ama tacir sıfatını terkeden gerçek kişi tacir gibi,1 yıl süreyle sorumluluğu devam eder.
TTK 19.md:Tacirlere dair olan hükümler donatma iştiraki hakkında da tatbik olunur.
TTK 951. md:Birden ziyade şahsın müşterek mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi,aralarında yapmış oldukları akit gereğince,cümlesi nam ve hesabına deniz ticaretinde kullanmaları halinde donatma iştirakı mevcuttur.

TACİR OLMANIN HUKUKİ NETİCELERİ:
Tacir olmanın hukuki neticeleri,gerçek ve tüzel kişi tacir için geçerlidir.TTK 20 vd maddelerde düzenlenmiştir.
TTK 20/1. md:Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidirler.
1)Tacir olmanın ilk neticesi iflasa tabi olmaktır.Alacaklı,tacir sıfatını haiz borçluyu iflas yoluyla takip edebilir. Tacirin iflasının istenebilmesi için borcun mutlaka ticari işletme münasebetiyle ortaya çıkmış olması şart değildir.Buna gore,tacirlerle tacir gibi sorumlu olanlar iflasa tabidirler.İflas tacirlere mahsus bir takip yoludur. Ama istisnai hallerde kişinin tacir olmamasına rağmen iflasa tabi tutulabiliyor.Buna gore,ticareti terkeden tacir 1 yıl süreyle iflas yoluyla takip edilebilir.(Terkin ilan tarihinden itibaren 1 yıl)Kollektif ve komandit şirketlerde ticari işletme,şirket tüzel kişiliğine aittir.Bununla birlikte kollektif şirket,şirket borçları münasebeti sebebiyle iflas yoluyla takip edilebilmektedir.Aynı hüküm komandit şirketlerin yaptığı atıf sebebiyle komandit şirketler için de geçerlidir.
Bankaların kredi komitesinin üyeleri bankaya vermiş oldukları zarardan dolayı ve bu zararla sınırlı olmak üzere iflasa tabidir.Sermaye Piyasası Kanununa göre,sermaye piyasası kurumlarının iflası durumunda,iflasa sebebiyet verdiği tespit edilen ortakların,yöneticilerin iflası istenebilir.Bunun için ortakların %13ünden fazla sermayeye sahip olması gerekir.
2)Ticaret ünvanını seçmek ve kullanmak;TTK 20.mdde bu husus belirtilmiştir.
Tacirin ticari işletmesi münasebetleriyle kullandığı isime ticaret ünvanı denir.Ticaret ünvanı,taciri tacirden ayırmaya yarar.Tacirler kanuna uygun olarak ticaret ünvanı seçmekten başka,bu ünvanı kullanmak mecburiyetin- dedirler.Senet vb. evraklarda bu ünvan altına imza atılır.Ünvanın işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil edilmesi gerekir.
3)İşletmesini ticaret siciline kaydettirmek;TTK 42/1. md:Her tacir ticari işletmenin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret ünvanını işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeye mecburdur.
4)Ticari defterler tutmak;Her tacir,işletilmesi için kanunun gösterdiği zorunlu defterler ile işletmenin kapasitesinin gerekli kıldığı defterleri tutmak zorundadır.
TTK 66vd md:Tacirin hangi defterleri tutacağı belirtilmiştir.Tacir defter tutmazsa,tacir sıfatını kaybetmez. Sadece vergi ve ticaret kanunları gereğince sorumlu tutulur.
5)Ticaret ve Sanayi Odalarına kaydolmak;5590 sayılı Odalar Birliği Kanununa göre,Tacir sıfatına haiz tüm gerçek ve tüzel kişilerle şubeleri ve fahri birimleri,bulundukları yerin mensubu bulundukları odalarına kaydolmak zorundadır.
6)Tacirin basiretli bir işadamı gibi hareket etme mükellefiyeti;TTK 20/2 md:Her tacirin,ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi lazımdır.
Basiret;ilim,tecrübe,öngörü,bulup değerlendirme hususlarını kapsayan bir kavramdır.Buradaki basiret özen ölçüsüne göre belirlenir.Buna göre,kişiden beklenen aynı iş kolundaki kişilerde olması gereken basirettir.Bu basiret,tacirin sadece ticaretine ilişkin işlerinde aranmaktadır.
7)Tacirler arasındaki belirli ihtar ve ihbarlar da şekle tabidir.
TTK 22/3. md:Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu maksadıyla yapılacak ihtar veya ihbarların muteber olabilmesi için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır.Bu hükmün uygulanabilmesi için 2 tarafın da tacir olması şarttır.
Her iki taraf tacirse; a)Diğer tarafı temerrüde düşürmek
b)Sözleşmeyi fesih
c)Sözleşmeden rücu maksadıyla yapılacak olan ihtar ve ihbarlar belirli şekilde yapılmak mecburiyetindedir.Yoksa geçersizdir.
Şekle tabi ihbar ve ihtarların tacirin ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.Şekle tabi ihtar ve ihbarlar sadece yukarıdaki üç husus için geçerlidir.
Bunların dışında serbestçe yapılabilir.Bu şekil şartı değil,sıhhat şartı yeri geçerlilik şartıdır.
8)Ticarilik Karinesi;TTK 21/1. md:Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Gerçek kişi tacirlerde bunun istisnası vardır.Tüzel kişi tacirlerde ise mutlaktır.
9)Ücret ve faiz isteme hakkı;TTK 22.md:Tacir olan veya olmayan kimseye ticari işletmesi ile bir iş veya hizmet görmüş olan tacir münasip bir ücret isteyebilir.Bundan başka verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de hak kazanır.
İster gerçek,ister tüzel kişi olsun tacir hiçbir işi ücretsiz yapmaz.Kararlaştırılmış olmasa dahi tacir yaptığı işlerden dolayı ücret isteyebilir.Tacirin ücret hakkı kanundan doğar.Anlaşmanın kurulması şart değildir.
10)Fatura verme ve faturaya itiraz;TTK 23/1. md:Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olsa tacirden,diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bununda faturada gösterilmesini isteyebilir.
Fatura,satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşteriye verilen ticari vesikadır.Vergi usul kanunu fatura verilmesini bir mükellefiyet olarak öngörmüştür.
TTK 23/2. md:Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmazsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu Kabul etmiş sayılır.
Bu karinenin uygulanabilmesi için,2 şartın gerçekleşmesi gerekir;
a)Taraflar arasında geçerli bir borç doğurucu bir ilişki bulunmalı ve faturada bu nedenle düzenlenmelidir.
b)Faturanın ispat aracı olarak kullanılması ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler hakkında geçerli olur.
Faturanın içeriği,faturanın bu temel özelliği;8 günlük itiraz süresinin geçirilmesi hususu yazılı delil haline getirilemez.Faturayı alan kimse faturayı gönderen kimse gibi tacir olması gerektiği hususu tartışmalıdır.Bir görüşe göre her iki tarafında tacir olması şarttır.Bu hakkaniyet-menfaat dengesinin neticesidir.Diğer bir görüşe göre de,hükmün uygulanabilmesi için faturayı alan kimsenin tacir olması gerekli değildir.
TTK 23/3. md:Teyit mektubu düzenlenmiştir.Sözlü olarak telefon yada telgraflar yapılan mukavelelerin veya beyanların muhtevasını teyit eden bir yazıyı alan kimse,aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
Teyit mektubu ticari hayatta sıkça karşılaşılan icap ve kabul safhasının sözlü olarak telefon veya telgrafla vuku bulduğu akitlerde akdin yapılmasından sonra gönderilen veya akdin kurulmasıyla şartlarını ihtiva eden ticari bir belgedir.
Teyit mektubuna 8 gün içinde itiraz etmezse içeriğini kabul etmiş sayılır.Bu,aksi ispat edilebilen bir karine oluşturur.Yani 8 gün içinde itiraz ederse teyit mektubu gönderen mektup içeriğinin doğruluğunu ispat etmek zorundadır.Etmezse alan ispat yükümlülüğündedir.
11)Aşırı olduğu iddiasıyla ücret ve cezaların indirilmesini isteyememek;TTK 24. md:Tacir sıfatını haiz bir borçlu BK 124/2 ile 161/3 ve 409. mdde yazılı hallerde,fahiş olduğu iddiasıyla bir ücret veya cezanın indirimini mahkemeden isteyemez.
Ücret ve cezanın indirilmesinin istenemeyeceği haller;
a)Faizin mütedahil irad veya bağışlandığı bir miktar paranın ödenmesinde geciken borçlu meblağın ödenmesinde temerrüde düşmüşse orada öngörülen cezai şart.
b)Akdin icra edilmemesi veya eksik olarak icra edilmesi hali için öngörülen cezai şart.
c)Hizmet sözleşmesi ve gayrimenkul satış imkanı hazırlamak veya bunlardan birisinin icrası hususunda aracılık için kararlaştırılan ücret.
12)Tacirler hakkında ticari örf ve adet kuralları uygulanır.Örf ve adet kuralları ticari hükümlerden sonra uygulanır.Ticari örf ve adet kuralının uygulanabilmesi için her iki tarafın tacir olması gerekir.Eğer taraflardan biri tacir sıfatını taşımıyorsa bu kimse hakkında bu kuralın uygulanması o kimsenin bu kuralı bilmesine veya bilmesine gerek olup olmamasına bağlıdır.
Ticari defterler delil olarak kullanılabilir.Tacirler arasında ticari işlerden çıkan anlaşmazlıklarda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir.
13)Tacirler arasında hapis hakkı ile ilgili karine; MK 950/1. md:Alacaklı borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı borcun muaccel olması ve niteliği itibariyle bu eşyanın alacak ile bağı bulunması halinde borç sona erinceye kadar eşya hapsedebilir.
MK 950/2. md:Zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa tacirler arasında bu bağlantı varsayılır.
MK 950/1,hapis hakkı ile ilgili belli şartlar getirmiştir.Bilhassa borç ile taşınır veya kıymetli evrak bir ilişki bulunması gerekir.
MK 950/2de eğer bu borç tacirler arasında kurulmuş ise ticari ilişkiden doğan bir borçsa bu ilişkinin varolduğu hususundabir karine düzenlenmiştir.Tacirlerin ara hapis hakkından istifade edebilmesi için her iki tarafın tacir olması gerekir.
Taraflar tacir olmasına rağmen yapılan muamele taraflardan sadece birinin ticari işletmesi ile ilgili ise tacirler, hapis hakkına karineden istifade edemezler.Hapis hakkından istifade edebilmek için taşınırın veya kıymetli evrakın zilyetliğinin borçlunun rızası ile alacaklıya devredilmesi gerekir.Alacaklı borçlunun taşınırına veya kıymetli evrakına rızasıyla zilyet olmalıdır.Hapis hakkının uygulanabilmesi için borcun muaccel olması gerekir.
Alacaklının zilyetliğinde bulunan borçluya ait zilyed arasında bir irtibat bulunmalıdır.

Tacirler Arasında Ticari Satış ve Trampa:
TTK 25. md:Aşağıdaki husussi hükümler mahfuz kalmak şartıyla tacirler arasında ticari satış ve trampa hakkındaki BKnın satış ve trampa hakkındaki hükümleri tatbik olunur.
BK 182. md:Satım bir akittir ki onunla satıcı satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder.
Satım rızai bir akittir.BK 232de satım hakkındaki trampada da tatbik olunur.Trampa satımın bir çeşidi sayılır. Ancak burada mal para ile değil,başka bir mal ile değiştirilmektedir.Trampada da değiştirilecek mallar arasında bir değer eşitliği gerekir.Eğer değer eşitliği yoksa denklik parası ödenir.
Tacirler arasında satış ve trampada esas itibariyle bu hükümler geçerlidir.25. mdde tacirler arasında her iki taraf içinde ticari iş niteliğinde satış ve trampa akitleri için bazı özel hükümler öngörülmüştür.
TTK 25/1. md:Mukavelelerin mahiyetine,tarafların maksadına veya emtianın cinsine göre satış mukavelesinin kısım kısım icrası kabil veya bu şartların mevcut olmasına rağmen alıcı kısmen yapılan teslimi,ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin Kabul etmişse,mukavelenin yerine getirilmemesi yüzünden alıcının haiz olduğu haklar yalnız teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.
Burada kısım kısım icra edilen satışlar düzenlenmiştir.Talep sadece ifa edilmeyen kısımla sınırlıdır.
TTK 25/2. md:Nevi satışını düzenler.Alıcının temerrüdü halinde satıcının malın satışını isteme hakkı düzenleni-
yor.Satıcı malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir.
TTK 25/3. md:Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı,2 gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur.Açıkça belli değil ise alıcı emtiayı teslim aldıktan sonar 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.Diğer hallerde BKnın 198/2 ve 3 tatbik olunur.
TTK 25/5. md:Sif satış ve diğer denizaşırı satışlar hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
Cif satış;mal bedeli,sigorta ve nakliye bedellerinden ibaret bir satış fiyatı karşılığında yüklemede teslim alınacak emtia için satıcıya ayrıca denizcilik risklerine karşı sigorta ve deniz yolu ile mukavelede kararlaştırılmış yere (yani limana) sevk mükellefiyet yükleyen denizaşırı satış şeklidir.
Denizaşırı satışlarda özel hükümler vardır.

NOT:Tacir olmanın hukuki neticeleri esnafa uygulanmaz.TTK 17. maddesinde esnafın tanımı yapılırken,tacir değildirler ifadesi kullanılmıştır.Bakanlar Kurulunun bir kararnamesi vardır;Gelir vergisinden muaf olanlar kazançları götürü usulde vergilendirilenler yıllık gayri safi hasılası ne olursa olsun esnaf sayılır. Bunun en önemli hukuki neticesi;esnaf tacir sayılmasa da ücret isteyebilir,işletme adı kullanabilir,hapis hakkı ile ilgili haklardan istifade edebilir.

_________________
Karanlık aydınlıktan
Yalan doğrudan kaçar
Güneş yalnızda olsa
Etrafına ışık saçar
Üzülme doğruların
Kaderidir yalnızlık
Kargalar sürü ile
Kartallar yalnız uçar..!!!
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Yahoo Messenger MSN Messenger
Önceki mesajları göster: