1924 anayasası hak ve özgürlükler bakımından bireysel hak ve özgürlüklerin hemen hemen hepsine yer vermiştir;doğal hukukçu,liberal ve bireyci bir yaklaşım bleirlemiştir.
ancak temel hak ve hürriyetlerin hangi hallerde ve hangi ölçülerde uygulanarak sınırlandırılacagı hususu anaysada düzenlenmemişti.bu nedenle, yasama organının temel hak ve hürriyetleri keyfi bir biçimde sınırlandırılmasının yolu açık bırakılmıştır.
1924 anayasası'çoğulcu' değil , 'çoğunlukçu' demokrasi anlayışına sahipti.burada tanınan hak ve hürriyetlerin yargısal güvencelerinin olmaması, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının ölçütlernin gösterilmemiş bulunması, keza bu dönemde bir anaysa mahkemesinin kurulmamuş ve yargı bağımsızlıgının tam anlamıyla saglanamamış olması gibi husular da çoğunlukçu demokrasi anlayışının pekişmesine, azınlık haklarının korunmamasına yol açmıştır.
hak ve özgürlükler bakımından tek parti rejimi baskıcı bir rol oynamıştır.14 haziran 1934 ve 25 aralık 1935 tarihli zorunlu iskan yasaları, köylü üzerinde angarya ve baskılar kişi hak ve hürriyetlerini örselemiştir.laikliğin militanlaşarak yer yer dinsel özgürlükleri sınırladığı(bazı camilerin ibadete kapatılması, haç iznin verilmemesi..) görülmüştür.
kolektif hak ve özgürlükler açısından da durum iç açıcı değildir.grev yasaktır.sendikalaşma sınırlı, pratikte izne bağlı ve güdümlüdür.
1938'de çıkarılan cemiyet kanunu ile dernek kurmak için gereken fiili izin hukuki zorunluluk halin getirldi.tck ve cemiyetler kanunu ile laiklik ve cumhuriyet karşıtlığı, ırkçı, bölgeci, ulusal bütünlüğü bozucu, altı ok ilkelerine aykırı örgütlenmeler yasaklandı.
devrimler otoriter yönetimlerle gerçekleştirilmesine rağmen, eşitlikçilik ve demokratik anlayış ve yapılar getiriyordu.otoriter yöneticilerin amacı çagdaşlaşma ve demokrasiydi.rejim otoriteliği ndeniyle muhalefete karşı hoşgörüşürzdü ama kendisini de demokratik bir toplum ve devlet düzenıne geçişte bir ara dönem olarak algılamıştı.
tek partili rejımn ekonomik, sosyal, politik ve kültrel uygulanamalarından geniş bir çevre huzursuzdu.bunların içinde reformlardan tedirgin olan gelenekçi ve dinci çevreeler ve köt enstitülerine tepki geliştiren büyük toprak sahipleri en hareketli kesimi olusturyordu.
dış siyasal koşullar çok partili hayata geçişte iç dinamiklerin yanında etkileyici olmuştr.1940 lı yıllarda önemli bir ayaklanma olmaması çok partili yönetime gecste yönetmn özellkleri, inönünü yaklasımı bu yargıyı destekleyciydi.
10 kasım 1938 ata'ının ölümünden sonra milli şef ismet inönünü 2. dünya savasıa kadar c.başkanlığı yapmıştr.bu dönem türk siyasetinde en otoriter dönem olmuştur.inkılaplar baskı yoluyla kökleştrlmeye çalışılmış.baskıcı politiklara dunya savasının zor şartları da eklenince özgürlük ve ekmek halkın birinci sorunu haline gelmiş.
orta sınıfı teşkil eden toprak sahipleri, tüccarlar ve sanayiciler ekonomik büyümeden en büyük payı alan kısımdı.bu mülk sahibi sınıf varlık vergisi hakkında ki kanunla, ormanların devletleştirlmesine ilişkin yasa nednıyle tedirgindi.mülkiyete daha saygılı bir arayış içine girdiler ve bu kesim öncülüğnde demokrat parti doğdu.
celal bayar önderliğindeki dp 7 ocak 1946 da kuruldu.bayar partisinin ' kemalizm ideolojisinden, yani tam bir demokrasiden mülhem olarak' kurulacagını belitmişti.
21 temmuz 1946 seçimlerine birçok konuda yolsuzluugn gölgesi düştü.gizli oy , açık sayımla döküm koşulları ve itirazların denetımı saglanamadı.bu sartlardaki seçmlerde chp 403, dp54 ve bagımsızlarda 8 meclis üyeliği kazandı.
bu seçimler sonucnda iktidar ve muhalefet arasındaki gerginlik arttı.dp birinci kongresi hürriyet misakınnı yayınlayarak parti genel başkanlıgı ile cumhurbaşkanlıgı görevlerinin ayrılmasını, anayasaya aykırı antidemokratik yasaların ayıklanmasının, seçim kanunun yenilenmesini ve idarenın tarafsızlğının saglanmasını talep etti.bu talep milletin sinesine dönme *ile müeyyidelendirdi.bunalım inönünün tavrı ile yumusatıldı.47 beyannamesi ile tarafsız devlet başkanı saıfatyla iktidar ve muhalefete eşit uzaklıkta kaldıgını göstererk yeni rejime güvenn verdi.
çok partili hayata geçişte yaşanan tıkanıklık ve sorunlarda yasaların anaysaya uygunlugununyargısal denetmin yargı inisiyatifi ile sağlanması, en başta gelen anayasal düzenlenme eksikliği olarak ortaya çıktı.toplumdaki gerilimi çatışmaya ve krize dönüştürmeden barışçı yoldan adil bir çözüme kavustrmak için son kertede yargıçlar, hukukn ne oldugunu ortaya koyan kararlar veremediler.
böyle bir ortamda 24 anayasası, dengeli ve güvenceli bir siyasal demokrasi için gerekli kurum ve mekanizmalar bakımından çok yetersizdi.
atatürk devriminden ve özellikle laiklik ilkesinden verilen bu tavizler de, bunların savunucusu olan aydın kesimi fazlasıyla tedirgin etmekteydi.
bu durumdayken 27 mayıs 1960 sabahı bir grup genç subay yönetime el koydu.tbmm kapatıldı.cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu üyeleri ve iktidar partisi millevekilleri tutklandı.
1924 anayasası, iç ve dış dinamiklerin etkisiyle; türk halkı 60 ihtilali ve onun getirdikleriyle 27 mayıs sabahı yüzleşti.