Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa Siyaset ve Düşünce Forumu
www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com


Ticaret Hukuku Pratikleri

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Forumun Yeni Konsepti Dışında Kalan Yazılar
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Admin
Site Admin


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 183

 MesajTarih: Çrş Ağu 15, 2007 4:55 pm    Mesaj konusu: Ticaret Hukuku Pratikleri Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARET HUKUKU PRATİK ÇALIŞMA 30.11.2006

OLAY:

Memur M dedesinden kendisine miras olarak kalan yalıyı otel olarak işletmek amacıyla işlemlere başlamıştır.Bu işlemler çerçevesinde M otelin ihityacı olan masa ve sandalyeler için E ile görüşmüş ancak anlaşamamıştır.Buna rağmen E masa ve sandalyelere ilişkin bir fatura düzenlemiş ve M ye göndermiştir.M söz konusu faturaya itiraz etmemişitir.

M henüz işlemler tamamlanmadan otelin faaliyetlerine başladığına ilişkin gazetelere ilan vermştir.Bu ilanı okuyan Ahmet Selçuk Ltd.Şti. yetkilileri ve avukat A, M ile rezervasyon yaptırmışlar ve 500'ER YTL kapora ödemişlerdir.Rezevervasyon tarihi geldiğinde otelin henüz işletilmeye başlanmadığı anlaşılmıştır.

SORULAR ve CEVAPLAR

1)M'nin ticaret hukuku açısından sıfatını tartışınız.

Olayımızda bir gerçek kişi söz konusudur.Gerçek kişinin tacir olabilmesi için 3 şart vardır. Bunlar;
-Bir tcari işletme olacak
-Ticari işletme işletilecek
-Kısmen dahi olsa kendi adına işletilecek

Burada bir ticari işletme vardır.Yani ilk şart gerçekleşmiştir.Ama ikinci şart gerçekleşmemiştir.Yalnız bu şartın gerçekleşmesini sağlayacak iki tane ikame unsur vardır.Bunlar;
-Ticaret siciline tescil ve ilan
-İlan yoluyla halka duyurma

İkame imkanı ilk durumda değil ama ikinci durumda söz konusudur.(yani ilan yoluyla halka duyurma şartı gerçekleşmiştir)Böyle durumlarda ikamenin hepsi yapılmış sayılır ve ikinci şartt gerçekleşmiş olur.
üçüncü şart;bu işletme kısmen dahi olsa memur M adına işletilecek olması bir işletme kast ve niyeti anlamına gelir.Bu yüzden üçüncü şartta gerçekleşmiştir.Bu üç şart olduğuna göre M tacirdir.

Normal şartlarda memur ticaretten yasaklı kişidir.Tacir olmayan ancak hakkında ticaret yapma yasağı olan bir kişi bir ticari işletmeyi kısmende olsa kendi adına işletiyorsa tacir sayılır.

2)Ahmet Selçuk Ltd.Şti. ünvanının kanuna uygunluğunu tartışınız.

Burada tüzel kişi söz konusudur.
Tüzel kişilerden sermaye şirketi söz konusudur.
Şirketlerden limited şirketi söz konusudur.

Burada kullanılan ifade ticaret ünvanıdır.Ticaret ünvanı tacirleri birbirinden ayırmaya yarayan işaretlerdir.
Burda bir tüzel kişi söz konusu ve sermaye şirketi söz konusudur.Sermaye şirketinin ticaret ünvanı şartları;
-işletme konusu
-şirket türü belirtilir
Burada işletme konusu yoktur.Şirket türü olmasına rağmen,bu şart gerçekleşmediği için bu ünvan kanuna uygun değildir.

Bir sermaye şirketinin ünvanında gerçek kişinin ad ve soyadı yer alıyorsa hiçbir kelimenin kısaltılmadan yazılması gerekir.Burda şirket türü kısaltma yazpıldığı için de kanuna aykırıdır.

Dolayısıyla olayımızda 2 ayrı hukuka aykırılık vardır.
1-İşletmenin konusunun olmaması(ünvanda)
2-Kısaltmaların kullanılması

3)M'nin E tarafından gönderilen faturaya itiraz etmemesinin hukuki sonuçlarını açıklayınız.

Olayımızda fatura söz konusudur.Bir faturada olması gereken şartlar;
-Düzenleyenin tacir olması gerekir
-Alan kişinin tacir olması gerekir
-Geçerli bir sözleşme olacak
-Faturanın olağan .çeriğine ilişkin kayıt olacak

Burada ilk iki şart gerçekleşmiştir ancak üçüncü şart gerçekleşmemiştir.Çünkü tarafların birbirine uygun irade beyanı yoktur.Bu yüzden sözleşme kurulmamıştır.Bu nedenle 8 günlük süre içinde M itiraz etmese bile fatura ispat aracı olarak kullanılamaz.(VUK m.230 faturanın olağan içeriği konusundadır.Fatura sonuna vade farkı eklenmişse bu ispat aracı olarak kullanılamaz olağan içeriğine dahil değildir.)

4)Limited Şirketin ve avukat A'nın ödemiş oldukları kaporayı geri almak için açacakları davalar hangi mahkemelerde görülmelidir?

Öncelikle soracağımız soru,burada ticari dava var mı yok mu;varsa hengi mahkemelerde görülür?

Ticari davalar ikiye ayrılır.a)Mutlak ticari davalar, b)Nispi ticari davalar

a)Mutlak ticari davalar: Şartları;
-TK' da düzenlenen bütün hususlara ilişkin uyuşmazlık olacak
-TK M.4' te sayılacak

Burdaki sözleşme kira yada otelcilik sözleşmesidir.Karma bir sözleşmedir ve TK da düzenlenmez.Bu nedenle mutlak ticari dava değildir.

b)Nispi ticari dava:Şartları;
-İki taraf tacir olmalı
-İki tarafında ticari işletmeyle ilgili bir uyuşmazlık olmalı

Avukat A ile memur M açısından;iki taraf tacir olmadığından ticari dava değil.
Memur M ile ticaret şirketi;her iki tarafta tacir ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgilidir.Bu yüzden dava asliye ticaret mahkemesinde görülmeli.Ancak TK m.5/1 uyarınca bir istisna var.
Uyuşmazlık konusu miktar 5OOO YTL'den aşağı olduğu için dava Sulh Mahkemelerind görülür.

5)Rezervasyon tarihi gelmeden otelin işletilmeye başlanmadığını öğrene şirket yetkilileri ve avukat A'nın
sözleşmeyi feshetmek için yapacakları ihbar ve ihtarın şeklini tartışınız.

Tacirler arasında yapılan ihbar ve ihtarların belli şekle tabi olup olmadığını soruyor.

Şekle tabi olmasının şartları;
-İki tarafta tacir olacak
-İki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olacak
-Diğer tarafı temerrüde düşürmek yada sözleşmeyi fesih yada sözleşmeden rücu için bir ihbar yada ihtar olacak

Olayda memur M ve avukat A açısından;iki tarafta tacir olmadığından bu ihbar ve ihtar istenilen şekilde yapılabilir.

Memur M ve Limited Şirketi açısından; ilk iki şart gerçekleşmiş ve üçüncü şartta durumlarda her hangi biri olsa yeterlidir.Bu yüzden ihbar veya ihtar noter marifetiyle iadeli taahütlü mektupla yada telgrafla yapılmalıdır.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Admin
Site Admin


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 183

 MesajTarih: Çrş Ağu 15, 2007 4:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARET HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI 12/12/2006

Olay:

Mehmet Akın ve kardeşlerine ait " Mehmet Akın Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş." Konya'da bir un fabrikası satın almış ve buranın yönetimi için kendi adına imza atma yetkisi verdiği (V)' yi görevlendirmiştir. (V) , un fabrikasındaki makinelerin yenilenmesi için (B) Bankasından kredi almış ve karşılığında un fabrikasını rehnetmiştir.(V) fabrikanın ihtiyacı için çiftçi (Ç)'den de 10 ton buğday almıştır.

SORULAR ve CEVAPLAR:

1) "Mehmet Akın Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş." Ticaret Kanunu'na uygun bir ticaret ünvanı mıdır? Neden?

"Mehmet Akın Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş." T.K.'ya uygun bir ticaret ünvanı değildir.Ticaret ünvanı tacirleri birbirlerinden ayırmaya yarayan bir tanıtma işaretidir.Olayda bir anonim şirket vardır. Anonim şirketin ticaret ünvanında :
1-İşletme türü
2-İşletme konusu ,yazmak zorundadır.Bu 2 şartın gerçekleştiği bir anonim şirket ticaret ünvanı kanuna uygun olur.
Ancak olayda bir istisna söz konusudur.Bir anonim şirket ticaret ünvanına gerçek kişinin adı yazıldığında ünvanda kısaltma yapılamaz.A.Ş. kısa yazıldığı için bu ünvan kanuna aykırıdır.Kısaltılmadan yazılması gerekirdi.

2)A.Ş. tarafından işletilen un fabrikasının hukuki niteliğini belirtiniz?

A.Ş. tarafından işletilen un fabrikasının hukuki niteliğini T.K.md.11,12,13'e göre değerlendireceğiz.T.K.md.12'de işletmelerin karine olarak ticari işletme olduğu kabul edilir.Şartlarıysa T.K.md.11'de sayılmıştır.Olaydaki işletme T.K.md.12'deki karineye dayanılarak ticari işletme kabul edilir.
Ticari işletmenin nitelikleri:
*İktisadi faaliyetle gelir sağlama hedeflenmeli
*Devamlılık
*Bağımsızlık
*Kapasite
Bir ticari işletmenin olabilmesi için bu 4 şartı içinde barındırması gerekir.Bunların kanunda sayılıp belirtilmiş olması önemli değildir.4 unsurda 1'i gerçekleşmezse bir ticari işletmeden bahsedemeyiz.
Bu şartlar doğrultusunda tacir gerçekleştirdiği iktisadi faaliyet sonucunda bir gelir sağlamayı hedeflemelidir.Elde ettiği gelirin az ya da çok olması ya da tacirin bu ticari faaliyetle gelir elde edip etmemesi önemli değildir.Önemli olan bir gelir elde etme hedefiyle iktisadi faaliyette bulunmasıdır.
Ticari işletmenin bir süreklilik arzetmesi gerekir.Kişi işe başlarken,sürekli olarak bu işi yapma niyetiyle yola çıkmalıdır.Kişinin bu işi sürekli olarak yapma niyetine nispi süreklilik niyeti denir.Kişinin elinde olmayan sebeplerden dolayı ya da işin mahiyeti gereği bu süreklilik kesintiye uğrayabilir.İşin niteliğinden kaynaklanan kesintiler devamlılık unsuruna zarar vermez.
Bir ticari işletmenin faaliyetine başlayabilmesi , bu faaliyetleri sürdürebilmesi için başka bir kişi veya şirketin müdahalesi olmamalıdır.Bu içte ve dışta bağımsızlıktır.Ticari işletme mal alıp satarken 3. kişilere danışabilir ama bu bağımlılık değildir.Ancak ticari işletme içte karar verirken 3. kişilere danışıyorsa burda bir ticari işletmeden söz edemeyiz şube söz konusu olur.
Kapasite şartının gerçekleşmesi içinse nitelik ve nicelik şartlarının gerçekleşmesi gerekir.Nitelik bedeni çalışmadan çok nakdi sermayenin gerçekleşmesidir.Nicelikse kendi geçimini sağlayacak miktardan fazla gelir elde edilmesidir.Geçimini sağlayacak miktardan fazla gelirin belirlenmesinde ticari işletmenin sahiplerinin şahsi özellikleri göz önünde bulundurulmaz.Objektif bir kıstasa göre belirlenir.Bu objektif miktar Vegi Usul Kanunu md.177'de belirtilmiştir.Bir işletme V.U.K.md.177/1.ve 3. bentlerindeki miktarların yarısını ; 2.bentteki miktarın tamamını geçen gelir elde ediyorsa,geçimini sağlayacak miktardan fazla gelir elde ediyor demektir.
Olaydaki fabrikanın bir gelir elde etme niyeti vardır.Aksi belirtilmediği için devamlılık da vardır.Fabrikanın şube olup olmadığı olayda belirtilmediği için bağımsız olduğunu kabul ederiz.Nakdi sermaye bedeni çalışmanın önündedir; nicelik bakımındansa kapasite şartının da gerçekleştiğini kabul ederek burda bir ticari işletme olduğunu var sayıyoruz.

3)V il A.Ş. arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini belirtiniz.V'nin görevlendirilmesi herhangi bir şekle tabi midir?V'nin yetkileri sınırlandırılabilir mi?

Burada V murahhaz üye olabilir.Ticari vekil, tacir yardımcısıdır;ticari mümessildir.Yönetim Kurulu içinde murahhaz üye ,yönetim kurulu dışında murahhaz müdür olabilir.Eğer şirketin işlemleri bir kişiye bırakılmışsa, kendi adına imza atma yetkisi verilmişse ticari mümessildir.Ticari mümessilin atanabilmesi için herhangi bir şekil şartı yoktur.Mümessil atandığında ticaret siciline tescil edilebilir, bu tescil ihdasi değil ihbari niteliktedir.
V'nin yetkileri ancak birlikte imza ve şuba işleriyle sınırlı olmak üzere sınırlandırılabilir.

4) V'nin Ç ve B ile yaptığı hukuki işlemlerib niteliğini belirtiniz.

Olayda bir ticari işin olup olmadığı soruluyor.Bu sorunun içinde 2 soru var:
1-V'nin Bile arasında olan ilişki
2-V'nin Ç ile arasındaki ilişki
Öncelikle V'nin B ile arasındaki ilişkinin mutlak ticari iş olup olmadığına bakarız.V il B arasında kredi sözleşmesi (karz akdi) var.Kredi sözleşmesi B.K.'da düzenlenmiştir.T.K.'da düzenlenen bir iş , dolayısıyla mutlak bir ticari iş yoktur.Sonra nispi ticari iş olup olmadığına bakarız.Olayda 2 tarafda tacirdir.' tarafında ticari işletmesiyle ilgilidir.Dolayısıyla nispi ticari iş vardır.Aslında olaydaki 2 tarafda tacir değildir.Hukuki ilişkinin tarafı V olarak görünsede A.Ş.'dir ve anonim şirketler tacirdir.Bankada A.Ş. olarak kurulması zorunlu olduğu için tacirdir. Dolayısıyla nispi ticari iş vardır.
V ve Ç arasındaki ilişkideyse bir satım sözleşmesi vardır.Satım sözleşmesi B.K.'da düzenlendiği için mutlak ticari iş yoktur.Nispi ticari iş olup olmadığına bakılır.V'nin adına hareket ettiği A.Ş. tacirdir Ç ise çiftçidir.' tarafda tacir olmadığı için nispi bir ticari iş de yoktur.
Yanlız burada bir istisna var.T.K.md 21/2'deki yayma kriterine göre bir taraf içöin ticari olan bir iş diğer taraf içinde ticari iş niteliğindedir..Bunun taraflardan biri tacir olmalı ,onun ticari işletmesiyle ilgili olmalı ve arada bir sözleşme olmalıdır.V açısından bu şartlar gerçekleştiği için arada bir ticari iş
vardır deriz.

5)V un fabrikasını rehnedebilir mi?

Burada bize ticari işletme rehni sözleşmesinin geçerli olup olmadığı soruluyor.Ticari işletme rehni sözleşmesinin geçerli olabilmesi için:
1-Şekil şartı
2-Taraf şartı,gerçekleşmelidir.
Taraflardan rehin veren ticari işletme sahibi veya esnaf işletmesi sahibi olabilir.Rehin alansa tüzel kişiliği haiz sermaye şirketiniteliğine sahip kredi müessesi olmalıdır.Olayda rehin alan bankadır.Rehin verense V yani ticari mümessildir.Geçerli bir rehin sözleşmesi yoktur.Ticari mümessilin işletme adına rehin kurabilmesi için yetki belgesinde rehin verme yetkisinin verilmesi gerekirdi.Olaydaysa böyle bir yetkiden bahsedilmiyor.V'nin böyle bir yetksi olmadığı içinde burada bir ticari işletme rehninden söz edemeyiz.

6)A.Ş.'nin hem Konya'daki satış mağazasının girişindeli tabelada hem de pazarladıkları unların üzerinde yer alan "Akın Un" ibaresinin hukuki niteliğini belirtiniz.

Burada bir tanıtma işaretinin hukuki niteliği soruluyor.Her şeyden önce "Akın Un"
ibaresi tanıtma işaretidir.Bu ibare bir veya birkaç yerde kullanılmış olabilir.Tabelada yer aldığı için bir işletmeyi benzer diğer işletmelerden ayırdığı için öncelikle işletme adıdır.Malların üzerinde yer aldığı , bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrıma fonksiyonunu yerine getirdiği içinse markadır.Malın üretildiği fabrikanın sahip olduğu markayla ürünün üzerinde yazan markanın aynı olmasından dolayı hem fabrika markası ;markanın aynı zamanda malı ticarete sunan işletmeye ait olmasından dolayı he mde ticaret markasıdır.Ayrıca marka olarak kişi adı kullanıldığu için ferdi markadır.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Admin
Site Admin


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 183

 MesajTarih: Çrş Ağu 15, 2007 4:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARET HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI : 19/12/2006

OLAY:
Un fabrikası sahibi (A),anne ve babasının oturması için müteahhid (B)'den bir daire satın almıştır.Teslim anında (A) evde mutfak ve banyo dolaplarının olmadığını fark etmiştir.(A) bunları (B)'den talep etmiş ise de (B) bu talebi reddetmiştir.(A),(B) aleyhine dava açamayı ve yukarıdaki müştemilatın da Anakara'da yapılan daire satışlarında sözleşmeye dahil olduğu yolunda ticari bir uygulamayı delil olarak ileri sürmeyi veya sözleşmayi feshetmeyi düşünmektedir.
Bu arada birlikte hareket eden (D),(E),(F) ev ihtiyaçları için (A)'dan 15 çuval un satın almışlardır fakat unların bedelini ödememişlerdir.

1)(A) bu davayı hangi mahkemede açmalıdır?
T.K. md.4'e göre ticari davalar mutlak ticari dava,nispi ticari dava ve bir ticari işletmeyi ilgilendiren bazı hususlardan doğan davalar diye 3'e ayrılır.
Mutlak ticari davalar T.K.md.4'te ve M.K.,B.K. gibi bazı kanunlarda sayılan davlardır.Olayda A ve B arasında bir taşınmaz mal satımı var.Satım sözleşmesi T.K.'da düzenlenmemiştir.Dolayısıyla burda mutlak bir ticari dava yok.
Olayda nispi ticari dava olup olmadığına bakarız.Nispi ticari dava olması için uyuşmazlığın 2 tarafınında tacir olması ve bu uyuşmazlığın taraflar için ticari iş niteliğinde olması gerekir.
Olayda A tacirdir.Fabrikası var.Fabrikanın,ticari işletme olmanın şartlarını sağladığını söyleyebiliriz.B'yse müteahhittir,ev yapıp satar.Müteahhitlik süreklilik arz eden bit iştir.B bu işi bir meslek olarak ifa eder.Süreklilik şartının aksine bir durum belirtilmemiştir.Dolayısıyla B'nin de tacir olduğunu kabul ederiz.
A ve B arasındaki uyuşmazlık B'nin ticari işletmesini doğrudan ilgilendirdiği için B açısından ticari iştir.A açısındansa bir tacirin tim işleri ticari iş sayılır.A'nın anne babasına ev alması bu karineye göre bir ticari iştir.Bu karine 2 yolla çürütülebilir:
1-Olayın mahiyetinden ticari iş olmadığının anlaşılması
2-Kişinin,karşı tarafa işlemin ticari işletmesiyle alakalı olmadığını söylemesi.
A'nın daire almasının ticari iş niteliğinde olup olmadığı işin mahiyetinden çaıkarılamaz.A'nın ticari iş karinesini çürütebilmesi için bunu B'ye açıkça söylemesi gerekir.A B'yle sözleşme yaparken bu evi annesi babası için aldığını söylemişse A açısından ticari iş yoktur.
Yayma kriterine göre 1 taraf için ticari iş mahiyetinde olan bir sözleşme karşı taraf içinde ticari iştir.Satım sözleşmasi B için ticari iş niteliğindedir.Nispi ticari dava olup olmadığını tespit ederken yayma kriteri dikkate alınmaz.Olayın tarafları için durum ayrı ayrı değerlendirilir.
A açısından ticari iş söz konusu değildir.B açısındansa ticari iş olması durumu değiştirmez.Dava genel hükümlere göre sulh hukuk mahkemelrinde açılır.

2)Hakim A tarafından gösterilen uygulamayı hükme esas alabilir mi?
Soruda ticari teamülün ne zaman hükme esas alınacağı soruluyor.
Kanuna göre ticari teamülün hükme esas alınacağı kanunda açıkça belirtilmelidir.Ticari teamül,ticari örf ve adet haline geldiği zaman uygulanır.Kanunda açıkça bir gönderme yoksa o bölgede ticari teamüller ticari örf ve adet haline gelmişse davaya uygulanır, hakim hükme esas alabilir.

3)A sadece D'ye başvurarak borcun tamamanı isteyebilir mi? Buna karşı D'nin "ben ancak 1/3 tutarından sorumluyum,diğer kısımdan sorumlu değilim " demesi mümkün müdür?
Soruda teselsül karinesinşn uygulanıp uygulanamayacağı soruluyor.
Teselsül karinesi bir ticari iş varsa uygulanır. A,D,E,F arasındaki işin niteliğine bakmamız lazım.Karinenin uygulanabilmesi için aradaki işin ticari iş olması gerekir.
Olaydaki un satım işi A açısından A'nın işletmesini ilgilendirdiği için nispi ticari iştir.D,E,F içinse, unuev ihtiyacı için aldılarından nispi ticari iş değildir.
Ancak yayma kriterine göre A açısından ticari iş niteliği mahiyetinde olan bir sözleşme var.Bu satım sözleşmesi hem A hem de D,E,F için ticari iş kabul edilir.Ticari iş olduğu içinde teselsül karinesi uygulanır.A,D,E,F'den her birine borcun tamamı için başvurabilir.D , borcun 1/3'ünden sorumlu olduğunu söyleyemez.
Burada bir karine olduğu için taraflar aksini kararlaştırabilir.D,E,F, kendi aralarında bunun bir adi sorumluluk olduğunu kararlaştırabilirler.

4)Tacir D'nin bu borçlarından dolayı iflası mümkün müdür?
T.K.md.20'ye göre tacir hem ticari hem de adi borçlarından dolayı iflasa tabidir.D eğer tacirsa bütün işlerinden dolayı iflas edebilir.Borçlarının adi ya da ticari olması önem taşımaz.

5)A sözleşmeyi feshederken özel bir şekle riayet etmek zorunda mıdır?
Soruda kanuni ihtar ve ihbar şekillerine başvurma zorunluluğu olup olmadığı soruluyor.
T.K.md.20/3'e göre bu şekil şartlarına:
*Karşı tarafı temerrüde düşürme,
*Sözleşmeyi fesih,
*Sözleşmeden rücu, durumlarında uyulması gerekir.Bu işlemler noter, iadeli taahhütlü mektup,telgraf vb. marifetiyle yapılmalıdır.
Dolayısıyla burada hem A hem de B açısından bir inceleme yapılması gerekiyor.Her 2 tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın 2 tarafında ticari işletmesiyle ilgili olmasından dolayı A sözleşmeyi feshederken kanunda sayılan şekil şartlarına uymalıdır.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Admin
Site Admin


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 183

 MesajTarih: Çrş Ağu 15, 2007 4:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARET HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI: 26/12/2006

OLAY:

Konya öğrencilere yardım derneği fakir öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir yurt açmıştır.Yurtta kalan öğrencilerden yakıt giderlerini karşılamak amacıyla aylık 20Ytl toplanmaktadır.Yurdun alt katı da geliriyle öğrencilerin diğer ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kırtasiye olarak işletilmektedir.Dernek bir müddet sonra maddi sıkıntı içerisine girmiş yurdun yakıt ihtiyacını karşılayan (A) Petrol A.Ş.'ye olan 2.000Ytl yakıt borcunu ödeyememiştir.Yine kırtasiye malzemesi satın aldığı (C) şirketine de 1.000Ytl borçlanmıştır.Dernek işlerin kötü gitmes, neden,yle yurdu ve kırtasiyeyi 21.12.2006 tarihinde (B) Öğrenci yurduna satmıştır.(B) öğrenci yurdu 22.12.2006 tarihinde yurdu ve kırtasiyeyi bundan sonra kendisinin işleteceğini gazetede ilan etmiştir.

1)Olaydaki derneğin tacir sıfatını tartışınız:
Bir dernek ticari işletme işletirse tacir sıfatı alır.Yurt açısından bakıldığında iktisadi faaliyet şartının gerçekleşmediği görülüyor.Derneğin öğrencilerden aldığı 20Ytl ile gelir elde etme amacının olmadığı görülür.
Kırtasiyedeyse gelir elde etme amacı vardır.Buradan elde edilen gelirle yurtta kalan öğrencilerin diğer ihtiyaçları karşılanır.İktisadi faaliyet şartı gerçekleşmiştir.Bağımsızlık olmadığına ilişkin bir ifade yok.Süreklilik konusunda da bir ifade yok.Kapasite şartı ise tartışmalıdır.Kırtasiye kapasite şartını sağlıyorsa dernek kırtasiye açısından tacirdir deriz.Kapasite şartını sağlamıyorsa tacir değildir.Yurt açısındansa şartlar gerçekleşmediği için dernek tacir değildir.

2) Yurt,Dernek tarafından idare ediliyorken alınacak bir krediye karşılık (D) bankasına ticari işletme rehni olarak verilebilir miydi?
Yurt işletmeciliği açısından dernek tacir değildir.Kırtasiye açısındansa dernek tacirdir.Ticari işletme rehni konusunda rehnin bir tarafı tacir ya da esnaf veya sanatkar işletmesi sahibidir.Rehin vermek için illa tacir olunmasına gerek yoktur.Ancak yurt ne ticari işletme ne de esnaf ya da sanatkar işletmesidir.Dolayısıyla yurdun ticari işletme rehnine konu olması mümkün değildir.

3-a) (A) Petrol A.Ş. alacağını kimden/kimlerden talep edebilir?
Yurt bir ticari işletme olmadığı için gerçek anlamda bir ticari işletme devri söz konusu değildir.B.K.md.179 yorum yoluyla uygulanır.Burada alacak genel hükümlere göre elde edilir.

3-b) (C) şirketi alacağını kimden/kimlerden talep edebilir?
B.K.md.179'a baktığımızda bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle devreden kimse bunu alacaklılara ihtar veya gazetelerde ihbar ettiği tarihten itibaren borçlarından deralanla beraber 2 yıl boyunca sorumlu olur.Devralan ihtar ve ihbardan itibaren sorumludur.Pasifler ilan ya da ihtardan itibaren külli olarak devralana geçer.Alacaklarsa her alacağın hükümlerine göre karşı tarafa geçer.
Devralan 22.12.2006 tarihinde devri ilan etmiş.Bu tarihten itibaren borçlar 2 yıl süreyle devralan ve devredene ait olur.Muaccel ve müeccel borçlar açısından durum farklıdır.
Muaccel borçlar açısından 22.12.2006'dan sonra borç muaccel olacaksa,borcun muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıllık süre müecceliyet anında başlar
Olayda ilan ve ihbar yapıldığı için 22.12.2006'dan önce borç muaccel olmuşsa 2 yıl boyunca devreden sorumludur.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Admin
Site Admin


Kayıt: 14 Ağu 2007
Mesajlar: 183

 MesajTarih: Çrş Ağu 15, 2007 4:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

TİCARET HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI: 28/12/2006

OLAY:
Ahmet ve Bekir Özüm'e ait reçel,pekmez ve marmelat üretimiyle uğraşan Ahmet ve Bekir Özüm Ltd.Şti. hem İstanbul cadesindeki mağazasının girişindeki tabelada hem de sattıkları ürünlerin şişeleri üzerinde "Özüm" ibaresini kullanmaktadır.
Efe ve Fevzi isimli üniversite öğrencisi 2 arkadaş İstanbul caddesi civarında üzerinde "Özüm reçel ve pekmezleri sağlıksız koşullarda üretilmektedir.Bir arkadaşımız bu mamülleri kullandığı için mide kanaması geçirmiş ve hala hastanede tedavi görmektedir." yazılı kağıtlar dağıtmaktadır.
Konya'da yerel gazetelerden (G)'de bu olayı haber yapmış ve haberde kağıtlarda yazan ifadeler aynen yer almıştır.
Ahmet ve Bekir Özüm Ltd.Şti. üniversite öğrencileri ve gazeteye karşı dava açmayı düşünmektedir.Öğrenciler Ahmet ve Bekir Özüm Ltd.Şti. ile herhangi bir iktisadi rekabetlerinin olmadığını sadece halkı bilgilendirdiklerini,gazete ise olayı olduğu gibi yansıttığını bu yüzden de sorumlu olmadıklarını ileri sürmektedir.

1)Ahmet ve Bekir Özüm Ltd. Şti T.T.K.'ya uygun bir ticaret ünvanı mıdır?
Ahmet ve Bekir Özüm Ltd.Şti ttk'ya uygun bir ticaret ünvanı değildir.Olayda bir limited şirket ticaret ünvanı vardır.Limited şirketin ticaret ünvanının TTK'ya uygun olması için :1- İşletme türü 2-İşletme konusu yer almalıdır.Olaydaki ticaret ünvanındaysa işletme türü ve işletme konusu bulunmamaktadır.
Ayrıca bir istisna söz konusudur.Bir limited şirket ticaret ünvanında gerçek kişinin adı kullanıldıysa ünvanda kısaltma yapılamaz." Ltd.Şti" ibaresi kısaltılarak yazıldığı için ticaret ünvanı kanuna aykırıdır.
Dolayısıyla olaydaki ticaret ünvanı her 2 yönden de kanuna aykırıdır.

2-Özüm ibaresinin hukuki niteliği nedir?
Bir tanıtma işareti birden fazla hukuki niteliği olabilir.Öncelikle Özüm ibaresi bir işletmeyi diğer işletmelerden ayırdığı için işletme adıdır.Bir malı diğer mallardan ayırmak için kullanıldığı içinde aynı zamanda markadır.Olayda hizmete ilişkin herhangi bir bilgi verilmediği için mal markasıdır.Markada bir kişi adı kullanıldığı için ferdi merkadır.Malın üretildiği fabrikanın adıyla malın üzerindeki markanın aynı olmasından dolayı hem fabrika markası; markanın aynı zamanda malı ticarete sunan işletmeye ait olmasından dolayı hem de ticaret markasıdır.

3)Üzerinde Özüm yazılı olan özel olarak tasarlanmış bir şişenin marka olarak tescil edilebilir mi? Korunmanın kapsamı ve süresini belirtiniz.
Markalar KHKmd5 son fıkraya göre bir malın ambalaj veya biçimi marka olabilir.Bu ambalajın üzerinde tescil yapılırken markada bulanabilir.7.md/e bendine göre möalın özgün doğal yapısından kaynaklanan şekil veya onun dışında o malı başka şekilde imal etmke mümkün değilse o şekil marka olarak tescil ettirilemez.Şeklin üzerinde desen varsa , o desenler tescil ettirilebilir.
Olaydaki reçel şişesi açısından malın özgün doğal yapısı açısından bir şekil yok.Marka ambalajıyla birlikte tescil ettirilebilir demiştik,dolayısıyla özüm ibaresi üzerinde bulunduğu özel tasarımlı şişeyle tescil ettirilebilir.5.md/2.fıkraya göre marka mal veya ambalajıyla tescil ettirilebilir.Ancak bu marka sahibine mal üzerinde inhisar hakkı sağlamaz.Korunacak olan sadece Özüm ibaresidir,şişe değil.
Olayda şişenin şeklide korunmak isteniyor.(En güzel örneği Coca-Cola)Bu durumda şişe üzerinde herhangi bir yazı,ibare olamadan tescil ettirilmelidir.Modelin ayrıca tescili gerekir.
Koruma süresi 10 yıldır.10 yıllık sürenin başlaması açısından dikkat edilmesi gereken husus başvurma tarihidir.Başvurudan aylar sonra tescil belgesi verilse bile koruma başvuruyla birlikte başlar.Tescil gerçekleşene kadar aradan geçen sürede marka korunur.

4)Kimler marka tescil başvurusunda bulunabilir?Marka tescil talebi reddolunanlar hangi hukuki yollara başvurabilirler?İhtimallere göer değerlendiriniz.
Türkiye sınırları içinde ikametgahı olanlar,sınai ve ticari faaliyeette bulunan Türkiye sınırları içinde olmamakla birlikte gerçek ve tüzel kişiler,Paris Sözleşmesine üye ülkelerde snai ve ticari faaliyette bulunan kişiler,Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmaasına taraf olan ülkelerde sınai ve ticari faaliyette bulunan kişiler.İlk 4 gruba girmemekle birlikte Türk vatandaşlarına marka koruması sağlayan ülke vatandaşları Türkiye'de marka tescil başvurusunda bulunabilir ve markalarını tescil ettirebilir,koruma altına aldırabilirler.
Marka tescil başvurusu reddolunan kişi itirazda bulunanbilir.İtiraz kararının kendisine bildirilmesinden itibaren 2 ay içinde kişi TPE'ye itiraz eder.Daha sonra belgelerini ibraz eder.Dikkat edilmediği ve itiraz ücreti yatırılmadığı için uygulamada TPE'ye yapılan itirazların % 60'ı reddedilir.Bu arada ititraz süresi de dolduğu için dava açılamıyor ve marka korunmasız kalıyor.
MArka tescil konusunda yapılması gerekenler Marka KHK'si md.23'de sayılmıştır.Ön inceleme sonuncunda eksiklikler bulunursa tamamlanması için süre verilir.Markanın vazgeçilemez unsurlarında eksiklikler varsa tamamlanması için süre verilmeden reddedilir.Red kararından sonra 2 ay içinde itiraz edilir.Türk Patent Enstitüsü'nün hangi dairesi red kararını vermişse o daireye itiraz edilmelidir.İtiraz edilen daire daha önce yanlış karar verdiğini düşünüp kararını değiştirebilir.Yanlış karar erdiğini düşünmüyorsa itirazı değerlendirme kuruluna gönderir.Yeniden incelemenin ve değerlendirme kurulunun verdiği karar doğrultusunda 2 ay içinde dava açılabilir.

5) Özüm markası bir başkasına devredilebilir mi?
Marka devredilebilir.Bir marka birden fazla mal e hizmet için tescil edilebilir.Marka devredilirken bu mal ve hizmetlerin hepsinde veya bir kısmında devredilebilir.Devrin yapılabilmesi için yazılı bir devir sözleşmesi gereklidir.Yazılı şekilde yapılmazsa devir geçerli olmaz.Sıhhat şartıdır.Devir işleminin devri bilmeyen 3.kişiler açısından geçerli olabilmesi için sicile tescil ettirilmelidir.
Marka münferit olarak devredilebileceği gibi işletmeyle birlikte de devredilebilir.İstisnaen bir marka işletmeyle birlikte devrediliyorsa yazılı şekle tabi değildir;ama işletme içinde özel devir şekli gerektiren unsurlar gerekli şekilde yapılmalıdır.Ama marka işletmeyle birlikte devredilirken özel devir şekli olmasına rağmen istisnaen şekle gerek olmadan devredilir.Bu durumunda bir istisnası var.Marka KHK'si md.60'da düzenlenmiştir.Eğer devredilen marka bir ortak marka ya da garanti markasıysa devir yazılı şekilde yapılmalı ve sicile tescil ettirilmelidir.Geçerlilik şartıdır.Normaldeyse yazılı şekil ve tescil sıhhat şartıdır.

6)Öğrencileri fiilleri markaya tecavüz sayılır mı?Markaya tecavüze karşı hangi hukuki yollara başvurulabilir?
Bir hareketin markaya tecavüz olup olmadığını bulabilmek için Marka KHK'si md61'e bakmak gerekir.Markaya tecavüz esas itibariyle bir markayı aynen ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini veya iltibas halini kullanmak,bulundurmak,satmak bu fiileri yapana yardımcı olmaktır.Burada böyle bir fiil meydana gelmediği için markaya tecavüz yoktur.Olsaydı tespit davası ve eda davaları açılabilirdi.Mevcut süre gelen bir tecavüz olsaydı durdurma davası açılabilrdi.2 tür tespit davası vardır.İlk olarak kişinin yaptığı eylem tecavüz mü, değil mi diye dava açılabilir.2. olarak firmanın sahiplerinin yapılan eylemin tecavüz olduğu kanısıyla açacağı tespit davasıdır.

7)Öğrencilerin ve gazetenin fiilinin hukuki niteliğini belirtiniz.
Öğrencilerin bu eyleminde haksız rekabet var mı? Buna bakmak gerekir.Haksız rekabetin varlığı için 3 unsur gerekli:
1-İktisadi faaliyetin kötü kullanımı
2-İyiyniyete aykırılık
3-Zarar veya zarar tehlikesi
Zarar ihtimali varsa kusur olmasa bile haksız rekabet gerçekleşebilir.
Bu öğrencilerin yaptığı haksız rekabettir.TTKmd57'ye göre burada haksız rekabetin olduğuna dair karine vardır.Bu sayılan unsurların dışında da haksız rekabet gerçekleşebilir.Yanlış,yanıltıcı,lüzumsuz beyanlarda bulunmak da haksız rekabettir.Ancak yapılan hareket bünyesinde tüm unsurları bulundursa bile doğruluğu kanıtlanmışsa haksız rekabet olmaz.
Öğrenciler haksız rekabet fiilini işleyebilir mi? Davalı olabilir mi?Haksız rekabet davasında davalı olabilecek olanlar:
1-Rakip ve rakip dışındaki failler
2-Basın
3-İstihdam edendir.
Burada rakip ve rakip dışındaki failler dendiği için herkes yani öğrencilerde davalı olabilir.


8)Öğrencilerin ve gazetenin sorumluluğunu tartışınız.
Bu kişiler davalı olabilir.Dolayısıyla haksız rekabete ilişkin hangi davalar açılabiliyorsa öğrenciler bu davaların hepsine muhataptır.
Basının sorumluluğundaysa kural olarak sorumluluk yazıyı yazan,haberi yapana aittir.Yazıyı yazan belli değilse ya da hakkında herhangi bir sorumluluğa gidilemiyorsa veya hakkında takibat yapılamıyorsa yazı işleri müdürü,yayıncı ve matbaa sorumludur.Kusurun kimde olduğu biliniyorsa bu sıra gözetilmeden kusurlu olana başvurulabilinir.

9)Öğrencilerin ve gazetenin fiilerine karşı Ahmet ve Bekir Özüm Ltd. Şti.'nin başvurabileceği hukuki yolları belirtiniz.
Haksız rekabet halinde açılabilecek davalar var:Tespit,düzeltme,men,maddi-manevi tazminat davaları.Fiillere karşı 5 şekilde dava açılabilir.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Forumun Yeni Konsepti Dışında Kalan Yazılar Tüm zamanlar GMT + 4 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Toplist site ekle iyi hit siteler Düşünce Toplistim Site Ekle Bedavahit.com Site ekle Ana Sayfam Yap Web Stat

Cobalt 2.0 v2.0.3 phpBB theme/template © 2002-2006 Jakob Persson (readme) (forumthemes/bbstyles)

Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu


Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.069