Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa Siyaset ve Düşünce Forumu
www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com


Halaçoğlu`nun listesi 1935`teki `gizli` nüfus sayımından mı

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Siyasi,Ekonomik,Güncel Konular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Cmt Eyl 08, 2007 7:25 pm    Mesaj konusu: Halaçoğlu`nun listesi 1935`teki `gizli` nüfus sayımından mı Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Türk Tarih Kurumu (TTK ) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu `nun `Elimde Ermeni dönmelerinin listesi var` sözleri büyük tartışma yarattı. Bu iddiayı kanıtlayan resmi bir belge ortaya çıkartılmış değil. Buna rağmen TTK Başkanı hiçbir şekilde geri adım atmayarak ısrarla devletin `kapı kapı dolaşıp bu kişileri tek tek tespit ettiğini` savunuyor. Tartışmalar kamuoyunda ciddi bir kuşku yaratmadı değil. Hala hükümetten de diğer resmi kurumlardan da Halaçoğlu `nun bahsettiği listeyi yalanlayan veya doğrulayan açıklama gelmemiş olması akıllardaki soru işaretlerini çoğaltıyor kuşkusuz.


`Nüfus istatistikleri tümüyle açıklanmalıydı`


Konuya dair Referans `a açıklama yapan Halaçoğlu , `Elinizde bulunduğunu söylediğiniz belgeler devlet arşivine mi ait` sorusuna net yanıt vermekten kaçındı. Ancak tezlerini kanıtlayabilecek bazı olguların geçmişte yapılmış nüfus sayım sonuçlarından da çıkartılabileceğini söyledi. Halaçoğlu `nun işaret ettiği şey, en son 1985 yılındaki nüfus sayımı kağıtlarında yer alan `Hangi anadili konuşuyorsunuz?` sorusuna verilen yanıtlar. Bunların bir gösterge olabileceğini ileri sürüyor Halaçoğlu . `Peki bu sayım sonuçları tam olarak açıklandı mı` sorusuna ise yanıtı net: `Açıklanması gerekirdi.` Türkiye İstatistik Kurumu `nun (TÜİK ) belgelerine göre 1990 yılındaki sayıma kadar bu soru anketlerde yer almasına rağmen sonuçların 1975 yılından sonra hiç açıklanmamış olması dikkat çekici.


Türkiye ilk nüfus sayımını 1927 yılında yaşadı. `Anadili nedir` ve `Anadilinden başka hangi dili konuşmasını bilir?` soruları ise ilk kez 1935`teki sayım kağıdına konuldu. Ve bu yıldan itibaren nüfus sayımının her 5 yılda bir düzenli olarak yapılacağı kanunla karara bağlandı. Ancak Türkiye düzenli nüfus istatistiklerine geçtiği 1935 yılında tuhaf bir sayıma daha tanık olmuştu. Resmi sayımın 1935 yılında yapılacağına ilişkin 2465 No`lu Umumi Nüfus Sayımı Hakkında Kanun `un 29 Mayıs 1934`te TBMM `de kabul edilmesinden bir ay sonra, 2576 No`lu Gizli Nüfusların Yazımı Hakkında Kanun adlı özel bir düzenleme de Meclis `ten geçerek 15 Temmuz günü yürürlüğe girdi. Böylece aynı yıl `umumi` ve `gizli` adıyla çifte nüfus sayımı yapıldı. Nitekim `gizli` ibareli nüfus sayımı haziran 1935`e kadar devam ederken, `umumi` nüfus sayımı ekim 1935`te gerçekleştirildi.


Bilgi verene ödül, sayılmayana ceza


Meclis tutanaklarında yer alan ve 12 maddeden oluşan gizli nüfus sayımı kanunundaki bazı düzenlemeler şöyleydi: Her reis evindeki veya emri altındaki gizli nüfusu 1.5 ay içinde bildirecek (madde 1), muhtar ve belediyeler gizli nüfusları kaydederek kayıt defterlerini düzenleyecek ve ilgili makama gönderecek (madde 2), bilgiyi doğru vermeyenler 1-10 lira cezalandırılacak (madde 4), mükerrer nüfus yazımında ceza iki misli artırılacak (madde 5), idare heyetlerinin cezaları kati olup tahsil edilecek (madde 6), gizli nüfus yazılacak ve defterler buna göre tanzim edilecek (madde 7), kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde gizli nüfus hakkında bilgi veren mükafatlandırılacak (madde 8).


Başvekil İsmet İnönü imzasıyla 3 Temmuz 1934 günü TBMM Başkanlığı `na sunulan lahiyada kanun, `Nüfus kütüğüne kaydolmamış, ölmüş ya da kaybolduğu halde kütükten silinmemiş olanların belirlenmesi` gerekçelerine dayandırıldı. Oysa 1935 yılında yapılacak resmi genel sayım da zaten nüfusun tam olarak tespit edilmesi ve kayıt altına alınması amacını güdüyordu.


Sayım kanun çıkmadan 1 yıl önce başladı


Bunun yanında TBMM tutanaklarında dikkat çekici bir başka nokta daha var. İnönü `nün sunduğu lahiyadan iki gün sonra, 5 Temmuz günü, TBMM Başkanlığı `na sunulan Dahiliye Encümeni Mazbatası`na ekli listenin üzerinde yer alan tarihler ile kanunun resmen yürürlüğe girdiği tarih arasında fark bulunuyor. Mazbatada 1933 kasım ile 1934 mayıs döneminde kaydedilen yazılı ve gizli nüfus hakkında bilgilere yer verilmiş. Dolayısıyla `gizli` nüfusun tespitine ilişkin sayım yapılması için kanun 1934`te çıkartılmasına karşın, 1933`te de gizli sayım herhangi bir yasal dayanak olmaksızın yapılmış. Kanunun yürürlük süresi ise 1 Haziran 1935 tarihine kadar uzatılmış. Dolayısıyla 1933`ten başlayarak 1935`teki resmi nüfus sayımına kadar süren `gizli bir nüfus istatistiğinin` devlet arşivlerinde yer alması gerekiyor.


Prof. Dr. Halaçoğlu , elinde bulunduğunu savunduğu `dönmeler listesi`nin kaynağının 1933-35 yılları arasında yapılmış bu `gizli sayım` olup olmadığına dair soruyu kesin bir dille reddetti. Hatta şimdiye kadar devletin arşivlerinden yararlandığını söylemesine rağmen, `Benim kaynaklarım başka. Yerli yabancı uzmanlar ile kişisel araştırmalarımdan oluşuyor` dedi. Ve `gizli sayımın` İsmet İnönü `nün lahiyasında söylenen gerekçelerden dolayı yapıldığını anlattı. Ancak resmi bir nüfus sayımı yapılacakken bir yılı kanunsuz biçimde olmak üzere neden iki yıl boyunca ayrı bir sayımın yapıldığı sorusunu ise `Konunun ayrıntılarını bilmiyorum` diyerek yanıtladı.


Bu tuhaf sayımın istatistiki sonuçları konusunda genel rakamlar dışında herhangi bir ayrıntı yok. Konuyu danıştığımız Toplumsal Tarih dergisi yazarları ile yakın tarih üzerine çalışan Mehmet Ali Kılıçbay , Rıfat Ballı , İsmail Beşikçi gibi tarihçiler ise çifte nüfus sayımı ve ona dair kanun hakkında bir bilgilerinin olmadığını ifade ettiler .


Anadillere göre nüfus dağılımı artık yapılmıyor


Türkiye `de 1935 yılından itibaren nüfus sayımlarında kullanılan anketlerde etnik kökene dair bilgilerin yer aldığı sorulara da yer verilmeye başlandı. Özellikle dil konusunda ayrıntılı istatistikler tutuldu. Anadil, ikinci konuştuğu dil, başkaca bildiği diller, dile ve dine göre dağılımlar gibi istatistikler 1975`e kadar da tamamen açıklanıyordu. 1990 yılına kadar bu sorular sorulmasına rağmen, kamuoyuna açıklanmadı. 1990`dan itibaren de nüfus anketlerinden sorular çıkartıldı.


1935 SAYIMI

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
jeanne
Dicle Üni. Temsilcisi


Kayıt: 06 Eyl 2007
Mesajlar: 114

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 6:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

türk tarih kurumunun IRK AYRIŞTIRMA KURUMU gibi çalışması gerçekten ilginç bir durum. yaptığı faydalı çalışmalar yokmu bu kurumun ? tabiki vaR. ama özellikle son zamanlarda amacından saptığını düşünüyorum bu.
hem neden ihtiyaç duyuyor bu devlet ermenilerin listesini tutmaya???
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
umut62
İst. Kültür Üni. Temsilcisi


Kayıt: 13 Eyl 2007
Mesajlar: 97

 MesajTarih: Prş Eyl 13, 2007 9:57 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Bu kurumun islevi ne acaba. Hangi amacla varligini surduruyor. Bu kurumun onderliginde hazirlanan beyin yikayici seyler genclerimize aktarilmiyor mu. Bu kurumun en ust duzey yetkilisi boyle yaparsa.......

Neyse bugun can dundar bu ve buna benzeyen zihniyetlerden bahsetti..Bizleri ucuruma getiren irkcilardan yani.


iste o yazi.................


Diyarbakır 5 Nolu

Dün Diyarbakır Cezaevi'nin önünde bir heyet "Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu"nun kurulduğunu ilan etti.
78'liler Girişimi öncülüğünde oluşturulan heyette odalar, dernekler, partiler, enstitüler var.
12 Eylül'de Diyarbakır cezaevinde neler yaşandığını araştıracaklar.
New York için "11 Eylül Komisyonu" ne ise, Diyarbakır için "12 Eylül Komisyonu" odur.
Hem yaşanan vahşeti sergileyebilir; hem bir daha yaşanmasını önleyebilir.
* * *
2 Nisan 1984'te Genelkurmay Başkanlığı, Diyarbakır Cezaevi'nde 12 Eylül'den o güne kadar 53 kişinin öldüğünü açıkladı.
14'ü kendini asmıştı.
23'ü çeşitli hastalıklardan ölmüştü.
7'si ölüm orucunda can vermişti.
7'si ise işkencede öldürülmüştü.
Peki, devletin kontrolü altındaki bir cezaevinde, 3 yıl içinde 53 kişinin ölmesiyle ilgili bir soruşturma yapıldı mı?
Görevliler sorgulandı mı?
Sorumlular hakkında kamu davası açıldı mı?
Sonucu ne oldu?
78'liler Vakfı, "Bilgi Edinme Yasası"na dayanarak bu sorulara cevap istiyor.
* * *
Ortada belge, bilgi, açıklama yok; iddianame de bulunmuyor.
Ama ölenler adına yazılmış, iddianame sayılabilecek bir kitabı geçen gece okudum ben...
Bayram Bozyel'in "Diyarbakır 5 Nolu" kitabı (Deng, 2007) bir vahşet romanı adeta...
Nazi kamplarını andıran sahnelerle dolu bir roman...
Yazılanların binde biri bile doğruysa, sadece dönemin sorumlularının yargılanmasını değil, konuya bunca yıl duyarsız kalmış herkesin utançla başını eğmesini gerektirecek bir roman...
* * *
Yazılanları nakletmem zor:
Bozyel, "Disko" denilen işkencehanede çırılçıplak Filistin askısına asılışını, cinsel organından ve serçeparmağından elektrik verilişini, kalaslarla öldürülesiye dövülüşünü, tabanları yarılıncaya dek falakada yatırılışını ayrıntılarıyla anlatıyor.
Kış soğuğunda üzerlerine hortumla basınçlı soğuk su fışkırtılan mahkûmların neden zatürre olup öldüğünü kestirmek zor değil.
Lağım çukurlarında yüzdürülüp başları postallarla suya batırılanların, makatına cop sokulanların, Co adlı köpeğe esas duruşta tekmil verdirilenlerin, eğlence için canlı kurbağa, fare dışkısı ya da kusmuk yedirilen, sidik içirilenlerin, niye intihar ettiklerini tahmin etmek de zor değil.
Falakadan sonra arkadaşını sırtına alıp durmaksızın koşması istenirken dövülenlerin, niye ölüm orucuna yattığını, sonra niye dağa çıktığını düşünebilmek de zor değil.
Hele İstiklal Marşı'nın bütün kıtalarını ezberleyemediği veya koğuş sorumlusunun cümle cümle okuduğu Atatürk'ün hayatını yeterince yüksek sesle tekrarlamadığı ya da koşarken "Her Türk asker doğar" diye haykırmaya mecali kalmadığı için öldüresiye dövülenleri öğrenince, bu toplumun cumhuriyetten, Atatürk'ten neden, nasıl soğutulduğunu anlamak da zor değil.
* * *
Dedim ya, bu belge kitapta anlatılanların binde biri bile doğruysa bugüne gelebildiğimize şükretmemiz gerekir.
PKK nasıl oldu da bu kadar insafsızlaşabildi, o kadar vahşi yöntemlerle nasıl oldu da bu kadar büyüyebildi, bunca halk desteğini nasıl sağlayabildi; merak ediyorsanız, onun "Diyarbakır 5 Nolu"da nasıl doğurtulduğunu okuyun.
Ve hem insan vicdanı hem toplumsal adalet adına, devletin bu katliamı soruşturması talebine destek olun.

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
UÇURUM
Çalışkan Demokrat (Puanı: 60)


Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 281
Konum: özümden

 MesajTarih: Prş Eyl 13, 2007 10:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Bu ülkede bilimsel çalışmalar yapan kişilere ilgi ve destek olunmuyorsada onlara köstek olmak nedendir.Araştırılan konu belki çok hassas olabilir.Türkiye'de etnik köken din,ırk,mezhep,laiklik deyince insanlar gruplara ayrılıyor ve en çok ses getiren konular bunlar TTK başkanı YUSUF HALAÇOĞLUNUN da böyle bir konuda bilimsel araştırmalar yapması onun talihsiz tarafını ve yanlış anlaşılmasını beraberinde getiriyor.Ve düşünce özgürlüğü araştırma özgürlüğü buradada baltalanıyor.
ATATÜRK'ün''Biz herzaman hakikati arayan onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifade etmeye cüret eden insanlarız''sözü Bu cüreti gösterenYusuf Halaçoğlunun kendi bilimsel göreceli gerçeğini insanlara ifade etmekten çekinmeyen cüretkar bir insan hepsi bu..

_________________
VE SONUNDA ANLIYORDU KAHİN.HEP DEĞİŞEN DALGALAR HİÇ DEĞİŞMEYEN DENİZİN TEK GERÇEĞİYMİŞ...

(Cumhuriyetimizin ilk sözü laiklik değildir,Cumhuriyetimzin ilk sözü ''KAHROLSUN EMPERYALİZM''dir..)
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
umut62
İst. Kültür Üni. Temsilcisi


Kayıt: 13 Eyl 2007
Mesajlar: 97

 MesajTarih: Prş Eyl 13, 2007 10:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

sevgili kankam sana kendim cevap yazacaktim ama gercekten elimde cok guzel bir yazi var ve benim soylemek istediklerimi kat ve kat anlatmislar...


Halaçoğlu, Dönmelerin İsimlerini Açıklamalıdır. Milyonlar Zan Altında
Vatan Gazetesinde çıkan habere göre (22/0 Halaçoğlu şöyle diyor: “Elimde bir liste var. Resmi belgelere göre dönmelerin listesi. Kimlerin dönme oldukları, Ermeni ismi, Türk ismi hepsi var. Hangi evde oturduklarına kadar var. Tehdit olarak söylemiyorum. Bunları açıklamıyorum, açıklamayacağım da. Şimdi ben bunları öğrenince ne yapayım? Paylaşmayım mı? Bunları Ermenileri kötülemek için söylemiyorum. Bazı Ermenilerin tehcirden kurtulmak için kendilerini Kürt Alevi gösterdiklerini söylüyorum.” 20 Ağustos tarihli Radikal’de ise şöyle dediği belirtiliyor: “Mesela, bazı PKK'lılar sünnetsiz çıkıyor. Terörün hangi bölgelerden çıktığına iyi bakmak lazım. 1936-37'de devlet bu dönmeleri ev ev tespit etmiş." Yine aynı kişi 19 Ağustos tarihli Milliyet’in haberine göre şunları söylemiş: "Araştırmalarımızda Kürt diye bildiğimiz insanların aslında yapısal olarak 'Türkmen asıllı' olduğunu, Kürt Alevi olarak bilinen vatandaşların ise 'Ermeni kökenli' olduğunu gördük. Ülkeyi bölmeye çalışan 'TİKKO ve PKK' terör örgütlerinin içinde yer alan insanların birçoğu Ermeni dönmesi Kürtlerden oluşuyor. TİKKO ve PKK hareketi bizim bildiğimiz gibi Kürt hareketi değildir."

1915 olaylarında bazı Ermenilerin ölümden kurtulmak için dinlerini hatta kökenlerini değiştirmiş oldukları acı ama gerçek. Bugün Halaçoğlu’un söyledikleri bir sır değil, bilinen bir gerçektir. Sorun bu insanların etnik kimliklerinin ortaya konulması değil, etnik kimliklerinden dolayı hain ve bölücü ilan edilmeleridir. Görüldüğü gibi Halaçoğlu, PKK, TİKKO gibi hareketlerin ardında Ermeni dönmesi Kürtlerin bulunduğunu bu nedenle de bu terör örgütlerinde yer alanların “çoğunun” bu dönme Ermeniler olduğunu söylüyor. Yani Halaçoğlu tarafından isim isim bilinen bu dönmeler, terörün kaynağı. Yine aynı kişi –çok haklı olarak- “ben bunları öğrenince ne yapayım? Paylaşmayayım mı?” diyor.

Sayın Halaçoğlu, elbette paylaşın ve paylaşmalısınız. Şu anda milyonlarca insan zan altında. Ermeni soyundan gelmiş olabilecekleri için değil elbette, terörist ve terörizmin kaynağı olmakla suçlandıkları için zan altındalar. Herkes komşusuna, akrabasına, arkadaşına şüpheyle bakacak. 22 Ağustos tarihli Zaman gazetesine göre dönmelerin sayısını bile açıklamışsınız, 100.000 kişi. Hiç de küçümsenecek bir sayı değil. Eğer hala söylediğiniz gibi bilim adamı olmak ve bilim namusuna sahip olmak iddiasını taşıyorsanız tüm Kürt halkını zan altına bırakmamak için isim isim, ev ev bildiğiniz bu dönmeleri açıklamak zorundasınız. Kaldı ki eğer bu kişiler terörün kaynağıysa bunu açıklamamak da en azından ihanet olur.

Sayın Halaçoğlu’nun, terörün Kürt kaynaklı değil Ermeni kaynaklı olduğu iddiası da hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır. Bir yandan Türkiye’deki Ermeni dönmeleri suçlanırken, bir yandan da Suriye’den gelen sünnetsiz teröristlerin Ermeni olduğu varsayımıyla Ermeni milleti tek suçlu ve tek sorumlu ilan ediliyor, hedef gösteriliyor. Ermenilerden başka sünnetsiz millet yokmuş gibi, bazı teröristlerin sünnetsiz olduğundan yola çıkarak teröristleri Ermeni ilan etmek hangi bilime, hangi ahlaka, hangi insafa sığar? Kürt halkının varlığını inkâr ederek, her türlü kötülülüğün kaynağının Ermeniler olduğunu söylemek, sünnetsizlik gibi ipe sapa gelmez kanıtlar göstermek bilim adamlığı ile bağdaşır mı? Hedef şaşırtmak, hedef küçültmek için, bazı güçlere yaranmak için bir azınlığı hedef haline getirmek bilim adamlığına yakışır mı?

Sonuç olarak, bütün Kürt halkını zan altında bırakmamak için, Türk Tarih Kurumu Başkanı, öncelikle Türkiye’de terörün kaynağı olduğunu ileri sürdüğü yeri yurdu belli bu Ermeni dönmelerinin isimlerini açıklamalıdır. Ayrıca Halaçoğlu, bu güne kadar yakalanan veya öldürülen teröristlerin çoğunun bu ailelere mensup olduğunu kanıtlayarak terörün kaynağını açıklığa kavuşturmalıdır. Sayın Halaçoğlu bu iddialarını kanıtlayamazsa ırkçı tavrıyla Kürt halkını yok saydığı, zan altında bıraktığı ve Ermeni halkını terörle suçladığı için özür dileyerek istifa etmelidir. Son olarak 1936- 37 yıllarında devletin hangi gerekçe ile bu insanları ev ev saptadığını açıklamalıdır. En önemlisi bu kişilerin terörün kaynağı olduğu bilindiğine göre bu güne kadar neden terörün önlenmediği de açıklığa kavuşturulmalıdır. Evet, 100.000 kişi az değil ama unutmayalım ki sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin asker sayısı 700.000 civarındadır. Bilim adamına göre kaynak ve sayı ev ev bilindiğine göre eğer hala terör devam ediyorsa ya en hafif deyimle ciddi bir ihmal vardır ya da bu bilgilerin tümü yalan yanlış yönlendirme ve ırkçılık amaçlıdır.

Alis Karakaş
Aret Çiçekeker
Ari Demircioğlu
Arman Atınız
Bedros Conkar
Hosrof Köletavitoğlu
Hovhannes Cinozoğlu
Garabet Orunöz
Karabet Çekem
Karolin Mamigonyan (Sarıboyacıyan)
Krikor Sahakoğlu
Melik Melkon Çelikoğulları
Minas Oflaz
Misak Vartikoğlu
Murat Bebiroğlu
Nadya Uygun
Natali Mihranyan
Nazaret Davityan
Nazaret Özsahakyan
Nelli Çiçekeker Tuğrak
Nurhan Çetinkaya
Ohannes Sivaslian
Rafi Bilal
Rober Doğanay
Selin Evrem
Serda Aslan
Sezar Avedikyan
Sibil Pektorosoğlu
Soğomom Alcal
Tamar Çıtak
Zakar Dikme
Hüseyin Dedesoy

------------------
Ortak Metin

Not: Bınboğa net. Bu Cağırıyı Destekliyor ve Herkeside desteklemeye cağırıyor.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
UÇURUM
Çalışkan Demokrat (Puanı: 60)


Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 281
Konum: özümden

 MesajTarih: Prş Eyl 13, 2007 10:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

evet kankam ben yine düşünce özgürlüğünden bahsedeceğim ama öncelikle şunu belirteyimki Türkiye yi bölmeye çalışan hertürlü özgürlükçü düşücenin karşısındayım..Bilimsellikle bağdaşmayan kısmında ise sana tamamen katılıyorum..yani etnik gruplara ayırmaya bir itirazım yok ama bu grupları terör örgütleriyle bağdaştırmaya çalışmak gerçekten bilimsel çarpıklık olarak nitelendiriyorum kendi nazarımda..

_________________
VE SONUNDA ANLIYORDU KAHİN.HEP DEĞİŞEN DALGALAR HİÇ DEĞİŞMEYEN DENİZİN TEK GERÇEĞİYMİŞ...

(Cumhuriyetimizin ilk sözü laiklik değildir,Cumhuriyetimzin ilk sözü ''KAHROLSUN EMPERYALİZM''dir..)
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
umut62
İst. Kültür Üni. Temsilcisi


Kayıt: 13 Eyl 2007
Mesajlar: 97

 MesajTarih: Prş Eyl 13, 2007 10:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

tabiki kanka belli seylere siginarak belli seyleri yapmaya calisanlari her zaman kinamaliyiz...ama burda onemli olan gercekle sahteye iyi ayir etmek..
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Cum Eyl 14, 2007 12:25 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

hiçkimse halaçoğlunun düşüncelerini kısıtlamadı bugün en rahat konuşabilen insanların başında geliyor(düşüncesi kıstlanan insan arıyorsanız buyrun tarihte örnekleri çok) yaptığını belgelere dayandırma sözüyle başladı ama diğer gün çıkıp yanlış anlaşıldığını söyledi belge 1.

ikincisi neden halaçoğlu bugüne kadar durduda bugün kalkıp bunları söyledi?neden bu dönemde?neyi amaçladı?ülkenin zaten çalkantılı olduğu bir dönemde bunları söylemek çok mu mantıklı birşey?belge 2

TÜRKİYE CUMHURİYETİ bir bütündür parçalanamaz.belge 3

Alıntı:
evet kankam ben yine düşünce özgürlüğünden bahsedeceğim ama öncelikle şunu belirteyimki Türkiye yi bölmeye çalışan hertürlü özgürlükçü düşücenin karşısındayım..


özgürlükçü düşünce bölücülük değildir.kimseninde gücü yetmez TÜRKİYE'yi bölmeye

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
abc
Tembel-Sömüren Demokrat (Puanı: 0)


Kayıt: 05 Eyl 2007
Mesajlar: 6

 MesajTarih: Cum Eyl 14, 2007 2:05 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

yazık ülkemiz adına büyük bir kayıp.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Siyasi,Ekonomik,Güncel Konular Tüm zamanlar GMT + 4 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Toplist site ekle iyi hit siteler Düşünce Toplistim Site Ekle Bedavahit.com Site ekle Ana Sayfam Yap Web Stat

Cobalt 2.0 v2.0.3 phpBB theme/template © 2002-2006 Jakob Persson (readme) (forumthemes/bbstyles)

Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu


Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.055