Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa Siyaset ve Düşünce Forumu
www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com


Ustalardan Şiirler...
Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Kültür-Sanat
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Cmt Eyl 01, 2007 4:52 am    Mesaj konusu: Ustalardan Şiirler... Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere

Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre

Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlıyabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli

Durur bir nöbetçi gibi
Durur bir bekçi gibi
Zamana gülmeli-gülmeli.

Sevin ağlıyabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.
ÖZDEMİR ASAF

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Cmt Eyl 01, 2007 4:53 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

BİR UMUT

Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...
Onlar da neredeyse gitti gider.

Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların?
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
Hikaye hepsi.

CAHİT SITKI TARANCI

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Pts Eyl 03, 2007 3:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

AŞK....


Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik

cemal süreyya

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
pegasus_elif
Gazi Üni. Temsilcisi


Kayıt: 02 Eyl 2007
Mesajlar: 69

 MesajTarih: Prş Eyl 06, 2007 2:46 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

AYNALAR YOLUMU KESTİ

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvî mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsî emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vâde;
Dişlernde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasad yerine demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh Tufanına denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

NECİP FAZIL KISAKÜREK

_________________
HERKESİN GÖRDÜĞÜ İLETİ KİŞİSEL DEĞİLDİR!...
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
mehtap
Koşan-Umut Vaad Eden Demokrat (Puanı:40)


Kayıt: 02 Eyl 2007
Mesajlar: 129

 MesajTarih: Cum Eyl 07, 2007 12:48 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

ya aslında şiir okumayı sevmem ama içinde istanbul geçiyorsa ezberlerim bile.snden isatnbulla ilgili şiirlerde koymanı şiddetle talep ediyorum... Very Happy

_________________
...Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk aşk ve nefret,
savaş ve barış, üşümek ve sonrası mahkeme.
Gitsem ayrılık oluyor.
Kalsam çöl...
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Cum Eyl 07, 2007 1:50 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Canım İstanbul


Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar

Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar

İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;

O benim, zaman, mekan, aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;

Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale

Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale

İstanbul benim canım;

Vatanım da vatanım..

İstanbul, İstanbul...

Tarihin gözleri var surlarda delik delik;

Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;

Pırlantadan kubbeler belki bir milyar kırat...

Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;

Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?...

Hayattan canlı ölam, günahtan baskın rahmet;

Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet..

O manayı bul da bul

İlle İstanbul'da bul!

İstanbul,

İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;

Çamlıca'da yerdedir göklerin derinliği.

Oynak sular yalının alt katına misafir;

Yeni dünyadan manzun; resimde eski sefir.

Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar

Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?

Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

Kadını keskin bıçak,

Taze kan gibi sıcak.

İstanbul,

İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!

Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu.

Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.

Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından

Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.

Ana gibi yar olmaz İstanbul gibi diyar;

Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan,

Türkçesi bülbül kokan,

İstanbul,

İstanbul...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
msena21
Uzman Demokrat (Puanı: 80)


Kayıt: 01 Eyl 2007
Mesajlar: 661
Konum: öğrenci

 MesajTarih: Cum Eyl 07, 2007 1:57 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

İstanbul'u dinliyorum



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Önce hafiften bir rüzgar esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda

Sucuların hiç durmayan çıngırakları;

İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor derken

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Serin serin Kapalıçarşı,

Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa

Güvercin dolu avlular,

Çekiç sesleri geliyor doklardan

Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Başında eski alemlerin sarhoşluğu,

Loş kayıkhaneleriyle bir yalı

Dinmiş lodosların uğultusu içinde.

İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir yosma geçiyor kaldırımdan.

Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.

Bir şey düşüyor elinden yere;

Bir gül olmalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.



İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir kuş çırpınıyor eteklerinde.

Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum;

Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum;

Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından

Kalbinin vuruşundan anlıyorum;

İstanbul'u dinliyorum.


ORHAN VELİ KANIK

_________________
SiLgİ KuLLaNmAdAn rEsİm çİzMe sAnAtInA
...........hAyAt dİyOrUz........
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
okyanus
İstanbul Üni. Temsilcisi


Kayıt: 18 Ağu 2007
Mesajlar: 60

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 3:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM



Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Şehre simsiyah bir kar yağar

Yollar kalbimle örtülür

Parmaklarımın arasından

Gecenin geldiğini görürüm



Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Çocuklar sinemaya gider

Yüzümü bir çiçeğe gömüp

Ağlamak gibi isterim

Derinden bir tren geçer



Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Alıp başımı gitmek isterim

Bir akşam bir kente girerim

Kayısı ağaçları arasından

Gidip denize bakarım

Bir tiyatro seyrederim



Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Uzaktan bir bulut geçer

Karanlık bir çocukluk bulutu

Gerçeküstücü bir ressam

Dünyayı değiştirmeye başlar

Kuş sesleri, haykırışlar

Denizin ve kırların

Rengi birbirine karışır



Sana bir şiir getiririm

Sözler rüyamdan fışkırır

Dünya bölümlere ayrılır

Birinde bir pazar sabahı

Birinde bir gökyüzü

Birinde sararmış yapraklar

Birinde bir adam

Her şeye yeniden başlar

ATAOL BEHRAMOĞLU

_________________
Kim gerçek yabancı?
Bir ülkede yaşayıp da başka bir yere ait olduğunu bilen mi,
Yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp ait olacak başka bir yeri olmayan mı???
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
tolga
Emekli Yönetici


Kayıt: 09 Eyl 2007
Mesajlar: 105
Konum: d.e.ü

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 3:20 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Dolmabahçe'ye taşınan bir aralık akşamı

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe'de, çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında....

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının.. sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime.. Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın, Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu.. Adam da.. Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam.. Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti..
.. Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolunu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış.. İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler,
yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış.. Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken.. Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman.. Şimdi sana söylenecek tek cümle:


Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...


Yılmaz ERDOĞAN

_________________
Yoktum ben aslında

Sesimin, kalbini tırmaladığı bir yabancıydım

..........................
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
pegasus_elif
Gazi Üni. Temsilcisi


Kayıt: 02 Eyl 2007
Mesajlar: 69

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 4:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

ANKARA

Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kızgın yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar olan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.

Şiir: Yılmaz Erdoğan
Müzik: Deniz Erdoğan

gri şehrim Ankara' yı, bunca yıl içinde yaşadığım Ankara'yı bana sevdiren şiir...

_________________
HERKESİN GÖRDÜĞÜ İLETİ KİŞİSEL DEĞİLDİR!...
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
okyanus
İstanbul Üni. Temsilcisi


Kayıt: 18 Ağu 2007
Mesajlar: 60

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 5:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

ÖĞRENDİM Kİ...



Yıllar sonra öğrendim ki...
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.


Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.


Oğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.


Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.


Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.


Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.


Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.


Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.


Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.


Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.


Öğrendim ki...
"Bittim" dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.


Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.


Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.


Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.


Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.


Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.


Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.


Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.


Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.


Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.


Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.



Öğrendim ki...
He şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.


Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.


Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.


Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.


Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.



Öğrendim ki...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.


Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!


Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.


Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.


Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.


Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.


Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.


Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.


Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Birbirbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.


Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. (Tamer Karaoğlu)


Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor. (Ruhat Cengiz)


Öğrendim ki...
Bu yazıya bir şiir yakışırmış

ATAOL BEHRAMOĞLU

Tecrübe konuşuyor. Wink

_________________
Kim gerçek yabancı?
Bir ülkede yaşayıp da başka bir yere ait olduğunu bilen mi,
Yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp ait olacak başka bir yeri olmayan mı???
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
jeanne
Dicle Üni. Temsilcisi


Kayıt: 06 Eyl 2007
Mesajlar: 114

 MesajTarih: Sal Eyl 11, 2007 2:58 pm    Mesaj konusu: aziz nesin Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

BEKLEMEK


Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
okyanus
İstanbul Üni. Temsilcisi


Kayıt: 18 Ağu 2007
Mesajlar: 60

 MesajTarih: Sal Eyl 18, 2007 2:39 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

GİTMEK

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
Böyle gidiyor işte.
Bir yanımız ''kalk gidelim'',
öbür yanımız "otur'' diyor.
''Otur'' diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira.
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz.
Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal, ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki.. .
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
''Sırtında yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardır ;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım.
İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.

Var tabii yapanlar. Ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün.
Sabah 09.00, akşam 18.00.
Sonra başka mecburiyetler.
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma.
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YÜCEL

_________________
Kim gerçek yabancı?
Bir ülkede yaşayıp da başka bir yere ait olduğunu bilen mi,
Yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp ait olacak başka bir yeri olmayan mı???
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
UÇURUM
Çalışkan Demokrat (Puanı: 60)


Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 281
Konum: özümden

 MesajTarih: Sal Eyl 18, 2007 2:47 pm    Mesaj konusu: BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU'DAN KARADUT Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

_________________
VE SONUNDA ANLIYORDU KAHİN.HEP DEĞİŞEN DALGALAR HİÇ DEĞİŞMEYEN DENİZİN TEK GERÇEĞİYMİŞ...

(Cumhuriyetimizin ilk sözü laiklik değildir,Cumhuriyetimzin ilk sözü ''KAHROLSUN EMPERYALİZM''dir..)
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
roxanne
Hacettepe Üni. Temsilcisi


Kayıt: 03 Eyl 2007
Mesajlar: 498
Konum: konu mu? ne konusu, ne alaka şimdi :))))

 MesajTarih: Sal Eyl 18, 2007 4:33 pm    Mesaj konusu: elemtere fiş Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

ELEMTERE FİŞ

elemtere fiş
kem gözlere şiş
benim bir yarim var müthiş
bazen yedi yaşında bazen yetmiş

elemtere fiş
kem gözlere şiş
benim bir yarim var müthiş
azcık rum azcık kürd azcık ermeni
aklına esmeye görsün.
Galata kulesinin
tepesinden atar beni
sonra benden önce iner, tutar beni

elemtere fiş
kem gözlere şiş
benim bir yarim var müthiş
yarısı imam yarısı keşiş
misli menendi görülmemiş
her parmağında bir marifet
hünerli mi hünerli

ayıptır söylemesi
hemi Galatasaraylı hemi Fenerli



BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

_________________
kimvurduya gitmesin; aşkıma ses ver..
uçarı değilim; kadir bilirim...
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Kültür-Sanat Tüm zamanlar GMT + 4 Saat
Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
1. sayfa (Toplam 3 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Toplist site ekle iyi hit siteler Düşünce Toplistim Site Ekle Bedavahit.com Site ekle Ana Sayfam Yap Web Stat

Cobalt 2.0 v2.0.3 phpBB theme/template © 2002-2006 Jakob Persson (readme) (forumthemes/bbstyles)

Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu


Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.107