 |
 |
Siyaset ve Düşünce Forumu www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
TegMen Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 25)

Kayıt: 23 Eyl 2007 Mesajlar: 64 Konum: ankara  |
Tarih: Prş Eyl 27, 2007 5:51 pm Mesaj konusu: İran ve Türkiye arasındaki benzerlikler |
 |
|
Soner YALÇIN
> > Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! | İran’a şeriat ’demokrasi’ ve ’özgürlük’
> >vaatleriyle geldiAKP’nin Anayasa tasarısı hazırlıkları, Türkiye’nin bir
> >saklı gündeminin doğmasına neden oldu: 'Darbe mi? Şeriat mı?' İşte
> >Türkiye’nin gizli gündemi bu soru. Herkes bunu tartışıyor. Ne rastlantı;
> >yıllar önce, İslam devriminden önce benzer soru İran’ın da gündemindeydi.
> >İranlı solcular, demokratlar, liberaller ve milliyetçiler bu soruyu
> >tartışıyordu, darbeye karşı çıkıyorlardı. Gelin İran’ın İslam devrimi
> >öncesi ve sonrası günlerine gidelim. Bir de, 'mahalle baskısı' var mıymış
> >görelim.MERHABA. Benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir
> >gazeteci-yazarım.Şah’ın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım.Ve aynı
> >zamanda mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca
> >solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim.Evet, Humeyni
> >yeryüzünde cenneti vaat etti bize. Demokrasi gelecek, kimse fikirleri ve
> >siyasal görüşleri yüzünden tutuklanmayacak, işkence yapılmayacak, kadınlara
> >eşit haklar verilecek, giyim serbest olacaktı. Şah’ı devirdikten sonra
> >mollaların camiye geri döneceklerinden emindik. Devleti yönetecek durumda
> >olduklarına inanmıyorduk. Yanıldık. Kitaplardan ezberlediğimiz cümleleri,
> >içi boş kavramları birbirimize söyleyip duruyorduk.ÜZERİNDE DURMADIKHer şey
> >14 Ocak 1979 tarihinde değişti. Şah, İran’ı terk etti. Ardından İran
> >tarihinin en büyük yürüyüşü Tahran’da yapıldı. Sansür, yasak yoktu,
> >istediğimiz gibi bağırıyorduk.Fakat mitingde ilk dikkatimi çeken, kim
> >liberal Musaddık ya da solcu şehitlerin resimlerini taşıyor ise mollalarca
> >dövülüyordu.Pek üzerinde durmadık bu olayın, 'Hele bir kurtlarını
> >döksünler, sonra sakinleşirler' diye düşündük.Ertesi gün gazetede, bir
> >hırsızın genç mollalar tarafından yakalanıp, adına 'İslam Mahkemesi'
> >denilen bir mahalli heyet tarafından 35 kamçı cezasına çaptırıldığı
> >haberini okuduk.Haberi ciddiye almadık; 'Üç beş sapsızın işi' dedik.Bu
> >arada bira-şarap fabrikalarının yakılması, sinemaların tahrip edilip
> >filmlerin sokaklara atılması gibi olayların üzerinde hiç durmadık. 'Ufak
> >tefek şeylerin' toplumun demokrasi ve ulusal bağımsızlık yolundaki çabaları
> >etkilemesini istemiyorduk. Biz bunları söylerken, mollalar tarafından,
> >kadın ve erkeklerin yan yana yüzemeyecekleri; okullarda aynı sınıflarda
> >olamayacakları; birlikte spor yapamayacakları gibi gerici kararlar ardı
> >ardına alınmaya başladı. kadınlara örtünme zorunluluğu getirildi. Özellikle
> >üniversitelerde bu yüzden çatışmalar çıktı. Bu çatışmalardan rahatsız
> >olduk; kadın sorununun güncelleşip ön plana geçmesini istemiyorduk! 'Asıl
> >mücadele, emperyalizme ve kapitalizme karşı verilmelidir' diyorduk. Kadın
> >sorunu bir yan çelişkiydi, ana çelişki sömürüydü. Kadının giyim sorunu,
> >emperyalizme karşı verilen mücadeleyi baltalamamalıydı! Peçesiz, başörtüsüz
> >sokağa çıkan kadınlar artık açıkça, gözümüzün önünde dövülüyordu. Bazı
> >kadınların yüzüne kezzap atılıyordu.Biz ise hálá büyük laflar ediyorduk; bu
> >tür olayları devrimin kaçınılmaz sancıları olarak görüp umursamıyorduk!
> >'İttifak' 'Eylem Birliği' gibi terimlerin peşinden koşup duruyorduk. GEÇİŞ
> >SANCILARI SANDIKHumeyni, 'Bütün sorunlarımızın sebebi, cemiyetimizdeki
> >ahlaksızlıklardır. Bunların kökünü kazımalıyız' diyor; genç mollalar terör
> >estiriyordu. Kitabevleri yağmalanıyor; gazete bayileri ateşe veriliyordu.
> Sesleri ve görüntüleriyle erkekleri tahrik
> >ettikleri için kadın spikerler televizyondan kovuluyor; uyuşturucu olarak
> >görülen müzik yasaklanıyordu. Alkol içen, kırbaç cezasına çaptırılıyordu.
> >Şimdi düşünüyorum da, insan zamanla her türlü aşağılanmaya alışıyor galiba.
> >Hiçbirini görmüyorduk; basmakalıp analizlerimizin doğru olduğuna o kadar
> >inanıyorduk ki!..Oysa toplum hızla dincileştiriliyordu. Alınan her kararda
> >'Tamam bu sonuncusu' diyorduk. Ama arkası hep geliyordu.Kızların evlenme
> >yaşı 18’den 13’e düşürüldü. Parfüm, ruj, saç boyası, mücevher gibi kadın
> >malzemelerinin yurda girişi yasaklandı. Kadın çamaşırı satan mağazaların
> >vitrinlerine sutyen, kombinezon vs. koymasına bile izin yoktu.Kamu
> >dairelerinde kadın memurlara tesettüre girme emri çıkarıldı.Aslında birçok
> >aydın kadının üye olduğu kadın dernekleri vardı. Onlar kendi küçük
> >çevrelerinde 'hamilelik tatilinin uzatılması', 'eşit işe eşit ücret' gibi
> >talepleri tartışıyorlardı.Biz aydınlar hep aynı düşüncedeydik: Demokrasi ve
> >özgürlüğe geçiş sancılarıydı bu tür vakalar! Abartmaya gerek yoktu.Hepimiz
> >'ana çelişki' üzerinde duruyorduk; öncelikle dışa bağımlılık ve ekonomik
> >krizden kurtulmalıydık. REFERANDUM OYUNUÜç ay önce Humeyni, Paris’te
> >komünistler de dahil olmak üzere her görüşün rahatça örgütleneceği bir
> >demokrasiden, özgürlükten bahsederken, şimdi tüm solcu, milliyetçi ve
> >liberalleri İslam düşmanı ilan etmişti.Bu sözler üzerine ilk protestomuzu
> >yaptık. Mitingimize bir milyonu aşkın insan geldi.Mollaların en iyi siyasi
> >stratejileriydi; işlerine gelmediği zaman hemen gündemi değiştiriyorlardı.
> >Referandum meselesini gündeme getirdiler. Halka soracaklardı: 'İslam
> >Cumhuriyeti’ni istiyor musunuz, istemiyor musunuz?'Kuşkusuz bu bir oyundu;
> >halkın yüzde 65’inin okuryazar olmadığı bir ülkede kim ne anlardı
> >cumhuriyetten?Yapılan propaganda belliydi; dediler ki: 'İslam’a evet mi,
> >hayır mı diyorsunuz?'Biz bu oyunu biliyorduk ama şöyle düşünüyorduk:
> >'Önemli olan cumhuriyettir; serbest seçimlerdir; demokratik haklardır;
> >özgürlüklerdir. İslam Cumhuriyeti bunu sağlayacaksa neden karşı
> >çıkalım?'Ancak bazı küçük kesimler bu oyuna gelmemek için referandumu
> >boykot ettiler. Sonuçta, 'evet' diyen 20 milyon, 'hayır' diyen ise sadece
> >140 bindi.Mollalar bu referandum sonucunu çok iyi kullandılar. Güya tüm
> >ülke yaptıklarını onaylıyordu. Artık televizyondan sonra basın da ellerine
> >geçmişti. Sanki tüm muhaliflerin sayısı 140 bin kişi gibi gösterdiler.
> >Halbuki 20 milyon içinde bizim oyumuz da vardı. Ama artık bizim sesimizin
> >çıkmasına izin verilmiyordu.HALKI ANLAYAMADIKMollalar güçlendikçe
> >saldırganlaştılar.Örneğin, tirajı bir milyon olan liberal 'Ayendegan'
> >Gazetesi’ni kapattırdılar. Sıra sonra 'Keyhan' Gazetesi’ne geldi; muhalif
> >yazarların işten çıkarılmasını sağladılar.Tüm bu olanları protesto etmek
> >için mitingler düzenlemeye başladık. Ama iş işten geçmişti artık; insanlar
> >yılmıştı, korkuyordu. Özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık için ayaklanan
> >halkın, bu kadar kısa sürede değişeceğini düşünememiştik.Sanmıştık ki,
> >mollaların gerici yasalarına/kurallarına halk karşı çıkacak. Halbuki tersi
> >oldu; mollalar yasak, sansür getirdikçe arkalarından gidenlerin sayısı
> >arttı.Örtünmek moda oldu!Tüm bunlara 'gelip geçici bir fırtına' diye bakmak
> >ne büyük yanılgıydı.Komünistlerden, solculardan, demokratlardan,
> >milliyetçilerden sonra liberal İslamcılar da zamanla mollaların hedefi
> >oldu. Şah döneminden daha çok insan cezaevlerine konuldu; idam
> >edildi.Milyonlarca insan canını kurtarmak için yurtdışına kaçtı.Kaçanlardan
> >biri de bendim.Umarım bizim hatalarımızdan birileri ders çıkarır. (Not: Bu
> >metin, Bahman Nirumand’ın 'İran' kitabından derlenmiştir.)Türkiye’nin İran
> >benzerliği çok şaşırtıcıÖNCE bir tespit yapalım:Diyorlar ki, 'Türkiye,
> >İran’a benzemez!'Yanılıyorlar.Bu nedenle gelin önce kısa bir tarih
> >yolculuğu yapalım:19. yüzyılda İngiltere’nin Osmanlı Devleti gibi İran
> >üzerinde de nüfuzu vardı.İki ülke de tarım ülkesiydi.20. yüzyıl başında,
> >-İran 1906; Osmanlı 1908- askerlerin bastırmasıyla iki ülkede de meşrutiyet
> >ilan edildi. Her iki ülke 1920’lerde yeni liderleriyle yönetildi:İran’da
> >subay Rıza Han (Pehlevi), 'ormancılar ayaklanmasını' bastırıp yönetimi
> >devirerek kendini 'Şah' ilan etti.Türkiye’nin lideri ise iç ve dış
> >düşmanları yenen Mustafa Kemal Atatürk’tü.Her iki lider de ülkelerinin
> >tarihlerinde görülmedik boyutlarda, modernleşme ve reform politikalarını
> >uygulamaya koydu. Ülkelerini eğitim sisteminden hukuk sistemine kadar
> >laikleştirmeye çalıştılar. Kılıf kıyafet devrimi yaptılar. Bu reformlara
> >her iki ülkede de karşı çıkan pek olmadı; sayıları az olmakla birlikte
> >muhalif olanlar da çok ağır cezalara çaptırıldı.İran 1940’ta, Türkiye 1946
> >yılında parlamenter demokrasiye geçti.İran’da 1951’de, Türkiye’de 1960’ta
> >'milliyetçi/ulusalcı solcu' askerler darbe yaptı.İran’da başta petrol olmak
> >üzere millileştirmeler yaşanırken, Türkiye de dışa açıldı, yabancı
> >sermayeyi kabul etti.CIA, İran’daki darbeci Musaddık’ı yıktı. Yerine tekrar
> >Şah Rıza Pehlevi’yi getirdi. Şah bütün partileri kapattı, liderlerini
> >hapsetti.Türkiye, 1961’de demokrasiye döndü, seçimler yapıldı.1960’lı
> >yıllar, her iki ülkede de sol, milliyetçi ve İslamcı hareketin ivme
> >kazandığı dönem oldu. Aynı dönemde her iki ülkenin siyasi ve iktisadi
> >olarak dışa bağımlılığı arttı. ABD 'abi' rolündeydi. Düşman ise
> >komünizmdi.Her iki ülke de solcularını ezmek, yok etmek için her yola
> >başvurdu. Devlet güçleri, sola karşı diğer güçlerle ittifak yaptı.Sol
> >muhalefetin ezildiği dönemde İslamcı hareketler güçlendi.YEŞİL KUŞAK
> >PROJESİBurada meseleye daha geniş açıdan bakıp, 1970’li yılların son
> >dönemini bir hatırlayalım.Sovyetler Birliği, Afganistan’a girmişti.ABD’nin
> >kontrolündeki Şah, İran’ı terk etmişti. Türkiye’de büyük bir sol dalga
> >vardı.Soğuk Savaş döneminde siz ABD’nin yerinde olsanız ne
> >yaparsınız?İran’da Sovyetler Birliği yanlısı solculara karşı mollaları
> >desteklediler.Türkiye’de 12 Eylül 1980 askeri darbesini yaptırıp,
> >İslamcıları kuvvetlendirerek solu ezdirdiler.ABD, Şah’tan umudunu kesince
> >mollaları destekledi. İran’da mollaları yok etmek isteyen askerlerin elini
> >kolunu bağladı.Şah Rıza Pehlevi, ölmeden birkaç hafta önce, 'Amerika ve
> >İngiltere yerine muhalefeti yok etmek isteyen askerleri dinleseydim, ülkeyi
> >terk etmek zorunda kalmazdım' diye açıklama yaptı.ABD, Sovyetler Birliği’ni
> >İslam ülkeleriyle kuşatıp içindeki İslamcı halkları ayaklandırarak
> >yıkacağını hesaplıyordu.Bu nedenle İranlı subaylara hep engel oldu.Örneğin:
> >Şah gittikten sonra, ülkenin başında kalan sosyal demokrat Başbakan
> >Bahtiyar 'İslam Cumhuriyeti’ne izin vermeyeceğim' diyordu.Genelkurmay
> >Başkanı Karabagi, Bahtiyar’ı destekliyordu.Bahtiyar, ABD ve İngiltere’ye
> >danıştı. Tabii ki destek alamadı.Mollalar şanslıydı; dünya siyasal
> >konjonktürü onların lehineydi.Sonunda Humeyni, Tahran’a geldi. Yerleştiği
> >'Refah Okulu'nda, liberal-İslamcı Mehdi Bazargan’ı Başbakan ilan ettiğini
> >açıkladı. ABD ve Avrupa bu 'ılımlı İslamcı' atamadan mutlu oldu.Ancak
> >mollalar güçlendikçe iktidara yerleşti.Son hedefleri, halkın oylarıyla
> >Cumhurbaşkanı olan liberal Müslüman Beni Sadr idi.Askerler bu kez Beni
> >Sadr’ın imdadına yetiştiler; darbe yapabileceklerini söylediler. Sadr darbe
> >istemedi ve yurtdışına kaçmak zorunda kaldı.Mollalar iktidara yerleşti.
> >'Ilımlı İslam' istemiyorlardı!DESTEK ESNAFTANİran tarihine bakıldığında,
> >mollaların devlete karşı ayaklandığı görülmemişti. Sadece 1963’te Şah, mali
> >kaynaklarını yok ettiği için ilk protesto eylemini gerçekleştirmişlerdi. Bu
> >nedenle Humeyni, Türkiye’ye sürgüne gönderilmişti.Durum aslında bizim
> >Nakşibendiler’e benziyor, onlar da hep devletin yanında olmuşlardı.
> >Neyse...Türkiye’deki İslami hareketler ile İran’daki mollaları destekleyen
> >güçler arasında benzerlikler var mıydı?Yapısal farklılıklar olsa da taban
> >aynıydı:Mollaların ülke içinde en büyük destekçisi, iç ticaretin üçte
> >ikisini, ihracatın üçte birini elinde tutan ve geleneksel değerlerin
> >savunucusu Bazar esnafıydı. Mollalar ayrıca liberal-burjuva çevrelerinden
> >de destek gördü. Bunun sebebi, özerklik için harekete geçen Azeri, Kürt,
> >Beluciler gibi etnik unsurların başlarının hemen ezilmesi talebiydi.Ve
> >tabii, din adamlarının siyasal örgütlenme gücünün en büyük dayanağı ise,
> >cami komiteleriyle girdikleri yoksul mahallelerdi. Camiler cihat
> >birliklerinin hücre evleriydi. Kısa bir süre öncesinin solcu varoş
> >mahallelerinin yoksulları akın akın mollaların arkasından yürüyordu
> >artık.Şimdi tekrar başa dönüp soralım: Türkiye, İran’a benziyor mu? _________________ ''Hakimiyet verilmez, alınır.......
......Çünkü her zaman dünyanın yarısı ve bir zaman da dünyanın tümü aldatılabilir. Ne var ki, bütün dünya her zaman aldatılamaz, kandırılamaz.....'' M.K.Atatürk |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
jackal Aktif Demokrat

Kayıt: 14 Eyl 2007 Mesajlar: 247 Konum: ANA MUHALEFET  |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
ahk Karaelmas Üni. Temsilcisi
Kayıt: 16 Ağu 2007 Mesajlar: 39
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
gerçek aydın Koşan-Umut Vaad Eden Demokrat (Puanı:40)

Kayıt: 02 Eyl 2007 Mesajlar: 143
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
roxanne Hacettepe Üni. Temsilcisi

Kayıt: 03 Eyl 2007 Mesajlar: 498 Konum: konu mu? ne konusu, ne alaka şimdi :))))  |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
ERTUGRULGAZİ Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 20)

Kayıt: 07 Ekm 2007 Mesajlar: 50
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
YOKARKAMDAHİÇKİMSE Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 30)

Kayıt: 25 Eyl 2007 Mesajlar: 88
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
ERTUGRULGAZİ Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 20)

Kayıt: 07 Ekm 2007 Mesajlar: 50
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
ferhat cakir Tembel-Sömüren Demokrat (Puanı: 5)
Kayıt: 02 Eyl 2007 Mesajlar: 21
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Site Ekle
Bedavahit.com Site ekle
Ana Sayfam Yap
Web Stat
|
|
 |