 |
 |
FORUM KAPANMIŞTIR Mevcut Bilgilerden Yararlanabilirsiniz
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
NejdeT Tembel-Sömüren Demokrat (Puanı: 0)
Kayıt: 19 Ağu 2007 Mesajlar: 4
 |
Tarih: Pzr Eyl 02, 2007 7:28 pm Mesaj konusu: Emre Aköz:Tek kelimeyle AYIP |
 |
|
Sadece devletler arasında değil, toplumsal ilişkilerde de en önemli ilkelerden biri 'mütekabiliyet'tir. Yani: "Karşılıklı olma durumu".
Mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi, ilişkilerde "mutlak eşitlik" olmasa bile bir "denklik" yaratır.
Birkaç örnek vereyim:
Mesela İngilizler Türkiye'de taşınmaz mal (toprak, ev, vs.) satın alabilir. Mütekabiliyet ilkesine göre Türkler de da İngiltere'de aynı hakka sahiptir.
Gündelik hayatta da aynı ilke çalışır. Diyelim ki evinizde bir davet veriyorsunuz. Bazı arkadaşlarınızı eşli, bazılarını ise eşsiz davet edemezsiniz. Aksini yapmak ayıptır!
Batıda bu ilkeye öylesine önem verirler ki mesela eşcinsel bir erkeği partneriyle birlikte davet ederler. Yani eşcinsel adam, birlikte yaşadığı erkek arkadaşını yanına alarak davete gider.
Yani mütekabiliyet mutlak eşitliği değil, bir denkliği gerektirir. Mesela Kenan Evren, eşi vefat ettiği için bazı resmi toplantılara kızıyla birlikte katılırdı.
Gelelim günümüze.
Geçen gün Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde mezuniyet töreni vardı. Siz de gördünüz: Başta Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt olmak üzere komutanların eşleri de yanlarındaydı. Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın eşi de oradaydı.
İki kişi hariç: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşleri yoktu. Nedenini biliyoruz: Başları kapalı.
30 Ağustos kutlamalarıyla ilgili askeriyenin hazırladığı davetiyelerden Cumhurbaşkanına gönderilende "eş" ibaresi bulunmuyordu.
Yukarıda özetlediğim mütekabiliyet ilkesine aykırı bir durum bu... Aykırı olduğu için de nezaketten uzak bir tavır. Tek kelimeyle ayıp!
Halbuki iyi bir eğitimden geçen üst düzey subaylara adabı muaşeret kuralları da öğretilir. Birer centilmen olarak yetiştirilirler. Özellikle denizciler, salon adamı olmakla övünür.
Şu anki uygulamaları ise tüm bu niteliklerle çelişiyor.
Zaten tersini düşündüğünüzde olayın tuhaflığı ortaya çıkıveriyor: Çankaya Köşkü'ndeki "eşli" bir resepsiyona komutanların "eşsiz" davet edildiğini varsayın... Olacak iş mi?
Çağıran kim olursa olsun; diğer kişilerin eşleriyle katıldığı bir toplantıya ben eşsiz davet edilmişsem; gitmem!
En fazla yapacağım şey, içeriye adım atmadan, kapıdan uğrayıp tebrik etmek olur. O kadar!
Komutanlar eğer türbanlı bir kadının "kendi mekânlarına" girmesini istemiyorlarsa, yapmaları gereken şey basit: Herkes eşsiz katılır; olur biter. |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
msena21 Uzman Demokrat (Puanı: 80)

Kayıt: 01 Eyl 2007 Mesajlar: 661 Konum: öğrenci  |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
zuuulion Yönetici
Kayıt: 01 Eyl 2007 Mesajlar: 215 Konum: saat 3 yönünde  |
Tarih: Pts Eyl 03, 2007 8:25 pm Mesaj konusu: |
 |
|
en büyük mertebe şehitlik; en zor olanı da şehit olabilecek evlat yetiştirmek değil mi ?
O kadar şehidimizin annesi ; kardeşi vs. hepsi açık mı ?
Ciğerleri yanmış , gözyaşları içinde '' bir oğlum daha var ; gerekirse ''O'' nu da feda ederim . VATAN SAĞOLSUN ! '' diyen onca başı kapalı annenin hakkını nasıl olur da düşünmezler?
Bu büyük erdemi ; bu büyük olgunluğu kim taşıyabilir ki ?
Açıkça saygısızlık ! Başka bir anlamı yok bence...
Cumhurbaşkanı ; bakan ve milletvekilleri eşleri konusuna gelince:
Bu konuda çok kesin düşünüyorum.
Bence türbanlı eşler ağızlarını açmayarak ; orda burda, o resepsiyon benim , bu resepsiyon senin gezmeyerek ( gezemeyerek de olsa ; gezmeyerek ! ) çok iyi yapıyorlar.
Öyle bir meslek var mı Allah aşkına yaa , C.başkanı eşi maaşı diye bir kavram var mı ?
demek istediğim : ONLAR ; evlerinin hanımları ; eşlerinin hanımları veya varsa kendi mesleklerinin hanımları ...
''Merhaba; ben Ayşe, Kamu yönetimi mezunuyum ; şu an Cumhurbaşkanı eşliği yapıyorum ''
bu modda gezmeye ne gerek var yaa ?
Birinin eşini yemeğe eşi , dostu çağırır! Hayrunnisa Hanım ' ın askerlerle işi ne ? ilişkisi ne ? Neden davet edilsin ; neden davete icabet etmek zorunda kalsın ki ?
Hayrunnisa Hanım veya Emine Hanım kameraların karşısına çıkıp ; biz eşimizin eşiyiz ; kameraların önünde olacak , davet davet gezecek bir görevimiz yok ! bu konuyu tartışmanın bir manası yok demiyorlar ; kendileriyle çelişmiyorlar. çok iyi yapıyorlar....
ama birilerinin basına bu sözü haykırması gerek !
başka türlü bu hanımların madur görünümlerini ortadan kaldırmak mümkün değil !
saygılar !
herşeye ! _________________ PENÇESİ OLMADIĞI İÇİN KENDİLERİNE İYİ DİYEN İNSANLAR...
ama hala güzel ; hakkında konuşmak SENİN! |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
roxanne Hacettepe Üni. Temsilcisi

Kayıt: 03 Eyl 2007 Mesajlar: 497 Konum: konu mu? ne konusu, ne alaka şimdi :))))  |
Tarih: Sal Eyl 04, 2007 2:36 am Mesaj konusu: |
 |
|
ben de bu konuda zuuulion arkadaş  a katılıyorum..
tamamen gereksiz, avrupai bir gelenek zaten üzerine tartışılan..
sadece eşinin konumundan ötürü niye gitsin hanfendi belki de hiiç ilgilenmediği bir yere.
en iyisi bu, olması gereken buu.ama tartışılan, anlaşılmayan şey başka zaten.
tartışılan; bu durumun müsebbiblerinin, bu tavırlarının asıl sebebi.
evet ortada büyük bir ayıp var; ama ayıbı ortaya çıkaranların sebeplerinden ötürü var.
ben, ayıp sahiplerinin farklı niyetleri sayesinde iyi bir durumun oluştuğu kanısındayım açıkçası..
üstelik gündemde o kadar laiklik tartışması varken, iyi bir örneğin de bu durum olduğunu düşünüyorum:
Hayrunnisa Hanım'ın başörtüsüne ısrarla dikkati çekenler;
aslında çok normal bir durumken, kötü niyetlerle de dillenmediği sürece, asla siyaset simgesi olamayacak dini bir sembolü zorla siyaset malzemesi haline getirenler;
özde ve sözde laik mi oluyorlar şimdi ??
dinine siyaseti karıştırmayıp, susanların laikliği aşikar bence ... _________________ kimvurduya gitmesin; aşkıma ses ver..
uçarı değilim; kadir bilirim... |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
serhat Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 20)

Kayıt: 06 Eyl 2007 Mesajlar: 56 Konum: 8-9.meridyen 10-11,paraleller arası  |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
zuuulion Yönetici
Kayıt: 01 Eyl 2007 Mesajlar: 215 Konum: saat 3 yönünde  |
Tarih: Cum Eyl 07, 2007 7:08 pm Mesaj konusu: |
 |
|
| serhat yazmış: |
Birde madalyonun diger yüzü var.
Bildiğim kadarıyla cankaya köşkü kamusal alan diye geçiyor.
Yani abdullah gülün eşi ve kızı kamusal alana, orduların baskumandanının mekanına kapalı bir şekilde girebiliyorken, basörtülü herhangi birinin bunları yapma gibi bir sansı varmı..
Mümkün değil..
O halde cumhurbaskanı ve basbakanın ilk ilgilenmesi gereken konulardan birinin bu olması inancındayım. Sonuc olarak biz kendimizi kurtardık diğerleri naparsa yapsın gibi bir düşünceye düşmek büyük hata olur. |
bak bu madalyonunda iki yüzü var
kamusal alanların; her ne kadar kamusal alan adını alsa da hepsi; kendi içinde ayrımı vardır.
devlet su işlerinde canın istedi diye banyo yapamazsın ama ; çankaya köşkünde yaparsın..
kamu kurumlarında ; kendini teşhir edebilecek birşey giysen disipline takılırsın ama çankaya da herşeyi giyersin hatta hiç bişey giymezsin hiç bişey olmaz... ( biraz abartılı oldu gibi ama )
yani oranın bi özelliği; ev olması ; mahremiyet teşkil etmesi ;
özel yaşam alanı olması..
bu nedenle köşkün her alanı bu uygulamalar serbestliğinden etkilenir...
hayrunisa hanımın türbanlı akrabaları; misafirleri de bu imkandan yararlanabilir; yani biz kurtardık ; diğerleri ne yaparsa yapsın gibi bi anlam çıkmaz bundan.. _________________ PENÇESİ OLMADIĞI İÇİN KENDİLERİNE İYİ DİYEN İNSANLAR...
ama hala güzel ; hakkında konuşmak SENİN! |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
 |