 |
 |
Siyaset ve Düşünce Forumu www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
Admin Site Admin

Kayıt: 14 Ağu 2007 Mesajlar: 182
 |
Tarih: Prş Ksm 01, 2007 12:41 am Mesaj konusu: Erdal İnönü yaşamını yitirdi |
 |
|
Prof. Dr. Erdal İnönü , tedavi gördüğü ABD `nin Huston kentinde yaşamını yitirdi.
Eski Başbakan Yardımcılarından , 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü `nün oğlu Prof. Dr. Erdal İnönü , tedavi gördüğü ABD `nin Houston kentinde, 81 yaşında hayatını kaybetti.
Erdal İnönü `nün TSİ 05.00 sıralarında vefat ettiği öğrenildi. Geçtiğimiz yıl Houston `da bulunan M.D. Anderson Kanser Merkezi `ndeki tedavi gördükten sonra yurda dönen Erdal İnönü , hastalığının nüksetmesi üzerine 27 Ağustos `ta yeniden ABD `ye gitmişti. İnönü `nün yanında eşi Sevinç İnönü bulunuyordu.
ABD `de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Türkiye solunun önemli isimlerinden Prof. Dr. Erdal İnönü , 6 Haziran 1926`da Ankara `da doğdu. İnönü ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara `da yaptı.
İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü `nün oğlu olarak dünyaya gelen Erdal İnönü , 1947`de Fen Fakültesi `nden fizik lisansı diploması aldıktan sonra A.B.D.`ye gitti, California Teknoloji Enstitüsü `nde lisans üstü öğrenimi yaptı, yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı.
Teorik fizik alanında araştırmalar yapan Erdal İnönü , Türkiye `ye dönünce Ankara Üniversitesinde Fizik Asistanı olarak göreve başladı.
Askerlik görevini yaptıktan sonra üniversite doçentlik sınavını veren, 1957-1960 yılları arasında tekrar Amerika `ya giderek "Atom Enerjisinden Yararlanma" programı içinde çeşitli üniversite ve araştırma enstitülerinde araştırmalar yapan İnönü , 1964 - 1974 tarihleri arasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi `nde Fizik Profesörü olarak çalıştı.
ODTÜ `de öğretim üyeliği görevinin yanı sıra araştırma ve yönetim görevleri de yapan, Teorik Fizik Bölümü Başkanlığı , Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı , Üniversite Rektörlüğünde bulunan İnönü ODTÜ `de öğrenci eylemlerinin yoğun yaşandığı dönemde kampüse askeri güçlerin girmesine karşı çıkışıyla da anımsanıyordu. Erdal İnönü 1974`te İstanbul Boğaziçi Üniversitesine geçti, 1974-1983 yılları arasında fizik profesörlüğünün yanı sıra 6 yıl kadar da Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı.
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu `nun kuruluşuna katkıda bulunan ve TÜBİTAK Temel Araştırmalar Enstitüsü `nde kurucu müdürlük görevini yürüten İnönü , NATO Fen Komitesi `nde çalıştı. İnönü , UNESCO Yürütme Kurulunda da görev aldı.
SİYASETİN YENİDEN YAPILANMASI DÖNEMİNDE MÜCADELE VERDİ
1983 yılında siyasete atılan Erdal İnönü , Sosyal Demokrasi Partisi `nin (SODEP ) kurucu Genel Başkanı oldu. SODEP ile Halkçı Parti `nin birleşmesi sonucu kurulan SHP `nin ilk olağanüstü kurultayında SHP Genel Başkanı seçilen Erdal İnönü bu görevini 1993 yılına kadar sürdürdü. İnönü 1983 seçimlerine milletvekili adaylığı veto edildiği için katılamamıştı. Erdal İnönü hakkında 1983 yılında askeri dönemden sonraki ilk genel seçimlerden önce Milli Güvenlik Konseyi `nin bildirilerine ve Sıkıyönetim Kanunu `na aykırı davrandığı gerekçesiyle soruşturma açılmıştı.
İnönü , 1986 yılı ara seçimlerinde İzmir Milletvekili seçildi. 1987 ve 1991 genel seçimlerinde yeniden aynı ilden milletvekili seçilerek parlamentoda görevine devam etti. 1991 Genel seçimlerinden sonra Doğru Yol Partisi ile SHP `nin kurduğu koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 1993 yılına kadar bu görevini sürdüren Erdal İnönü , SHP `nin Cumhuriyet Halk Partisi ile birleşmesi ardından, 27 Mart 1995 tarihinde bu koalisyonun sosyal demokratik kanadında değişikliğe gidildi. Erdal İnönü bu değişiklikle Dışişleri Bakanı olarak atandı ve 27 Mart 1995 05 Ekim 1995 tarihleri arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.
BİLİM DÜNYASININ DA ÖNEMLİ İSMİYDİ
Prof. Dr. Erdal İnönü fizik alanında geliştirdiği "İnönü -Wigner Kontraksiyonları (İnönü -Wigner Contractions)" ile bilim yazını tarihine adını yazdırmıştı. İnönü `ye ait olan "İnönü -Wigner Grup Kontraksiyonu Yöntemi", grup teorisi ve fizikteki uygulamalarda önemli bir temel niteliğinde kabul ediliyor.
Prof. Dr. İnönü , Grup Teorisi aracılığıyla matematiksel fiziğe yaptığı önemli katkılardan dolayı, iki yılda bir verilen Wigner Madalyası `nı da 4 Ağustos 2004 tarihinde Meksika `da düzenlenen 25. Fizikte Grup Teorik Yöntemler Kolokyumu`nda aldı. Wigner Madalyası , fizik alanında Nobel `den sonra gelen en önemli ödül olarak kabul ediliyor.
Gezegenlerden en küçük atom altı parçacıkların hareketlerine kadar tüm etkileşimleri açıklayacak kuramların "sicim" ve "zar" olduğu, hayli güçlü bir olasılık olarak bilim dünyasında son yıllarda önem kazandı.
Sicim ve zar kuramlarının değişik yönleri arasındaki bağlantıları anlayabilmek için de "İnönü -Wigner Kuramı`nın kullanılması gerekiyor. 2004`ten bu yana Sabancı Üniversitesi `nde görev yapmakta olan Erdal İnönü , İngilizce ve Fransızca biliyordu. Erdal İnönü Sevinç İnönü ile evliydi.
KÜLTÜR BAKANI (ERTUĞRUL GÜNAY ): "Hoşgörülü bir insandı. Bilim dünyasında saygınlığı vardı. Hiçbir zaman çok hırslı bir politikacı olmadı. Türkiye siyasetinde özel bir isim olarak yer tuttu. Türk siyasi kültürüne önemli katkıları oldu. Omuzlara alınmamak için kendisini yere bırakırdı. Demokrasiyi özümsemiş bir insandı."
ERCAN KARAKAŞ ( SODEV ONURSAL BAŞKANI): "Türkiye siyasetine önemli katkılarda bulundu. Sosyal demoktartaların biraraya gelmesi için çok mücadele etti."
MURAT KARAYALÇIN ( SHP GENEL BAŞKANI): "Erdal İnönü siyaset amortisman kavramını kazandırmış bir siyasetçi. Genel başkanlık görevini 10. yılda bırakmıştı. Her yönüyle çok güçlü mesajlar vermişti. "
Sabah |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
UÇURUM Çalışkan Demokrat (Puanı: 60)

Kayıt: 11 Eyl 2007 Mesajlar: 281 Konum: özümden  |
Tarih: Prş Ksm 01, 2007 10:00 am Mesaj konusu: |
 |
|
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
Allah rahmet eylesin...büyük insan _________________ VE SONUNDA ANLIYORDU KAHİN.HEP DEĞİŞEN DALGALAR HİÇ DEĞİŞMEYEN DENİZİN TEK GERÇEĞİYMİŞ...
(Cumhuriyetimizin ilk sözü laiklik değildir,Cumhuriyetimzin ilk sözü ''KAHROLSUN EMPERYALİZM''dir..) |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
UÇURUM Çalışkan Demokrat (Puanı: 60)

Kayıt: 11 Eyl 2007 Mesajlar: 281 Konum: özümden  |
Tarih: Cum Ksm 02, 2007 4:56 pm Mesaj konusu: OMUZLARA!! |
 |
|
Erdal İnönü, 1980'lerde politikaya girdiğinde, kendisine kızan askerlerden çok, kendisini seven "aslan sosyal demokratlar"la uğraşmak zorunda kalmıştı.
Partililer, en çaresiz dönemlerinde çıkagelen "Paşa'nın oğlu"nu o kadar çok seviyorlardı ki, gördükleri yerde bacaklarına dalıp omuzlara alıyorlardı.
Zavallı Erdal Bey, çaresizce havalanırken "Yapmayın, etmeyin" diye sesleniyor, "Sosyal demokratlık eşitlik demektir. Kimse kimseden üstün değildir" diye laf anlatmaya çalışıyordu.
Dinleyen kim!
* * *
Sonra bir kış günü gittiği Kars'ta, karda yürürken ayağı kaydı, düştü.
Yanındakiler hemen koluna girdiler, kaldırmaya çalıştılar, kaldıramadılar.
Onların çaresizliği, kendisine bir fikir verdi.
Omuzlama meraklısı partililere direnmenin yolunu bulmuştu.
Artık birileri bacaklarına hamle edince kendini yere atıyor, boylu boyunca yatıyordu. O andan itibaren çevresindekilerin yaşadığı şaşkınlığı kendisinden dinlemiştim:
"Önce düştüm ya da bayıldım zannediyorlardı. Sonra kaldırmak için bacaklarımdan tutuyorlar; bacaklarım kalkıyor, başımdan da tutamıyorlar. Anlıyorlar ki, mahsus yapıyorum, vazgeçiyorlardı. Biraz üzerim çamur oluyordu, ama bu taktikten sonra bir daha kaldırmaya çalışmadılar."
* * *
Herkesin yükselmek için birbirinin omzuna bastığı siyaset dünyasında eşitlik uğruna çamura bulanmaktan yüksünmeyen bir ışıktı Erdal İnönü...
Sönmesi, zaten alacakaranlıktaki siyaset semalarını hepten kararttı.
Ne ilginçtir ki, tıpkı Ecevit gibi o da, baba mesleği politikaya kerhen ve sevmeden girmişti.
"3 ay dayanamaz" denilen koltukta 12 yıl kalmış ve fırtınalı bir dönemde dümenine geçtiği gemiyi, salimen ve zaferle durgun sulara çıkarmıştı.
O 12 yıla sığdırdığı ders, siyasetin koltuk hırsı olmadan da yapılabileceği, hatta böylesinin çok daha cesur ve başarılı olacağıdır.
Hem en zor döneminde sosyal demokratlara bir daha göremeyecekleri bir birliktelik ve başarı yaşatmış, hem en yürekli açılımlara imza atmış, hem politikaya zarafet ve tebessüm katmıştı.
* * *
En unutamadığım görüntüsü, Meclis'in Bakanlar Kurulu sıralarında, bir yandan boş nutuklara kulak kabartırken, öte yandan önündeki kâğıtta fizik problemleri çözerkenki halidir.
Aslında daha çok fizikçiliğiyle tanınmayı ve anılmayı isterdi.
Meslek seçeceği zaman İsmet Paşa "Aileye bir politikacı yeter. Şimdi ülkeye âlimler, sanatçılar lazım" demişti.
Büyük oğlu Ömer mühendislik okumuştu. Erdal fizik, Özden ise dil ve edebiyat okuyacaktı.
İktidar bitince evlerin tenhalaştığını, siyasetin vefasızlığını çocukluk anılarından, babasının Atatürk'le küs olduğu dönemlerden biliyordu.
Eşi de uyarmıştı kendisini:
"Siyaset nankördür. İktidardayken herkes yanındadır. Sonra ayrılıp hasta olsan yanında kimse kalmaz" demişti.
Bunun doğruluğunu da bizzat yaşayarak gördü.
* * *
Siyasete kazandırdığı insan sıcaklığını, akılcılığını, zarafetini, cesaretini, kibarlığını, nüktedanlığını çok özleyeceğiz.
Bu kez taktik değil, gerçekten uzandı; itiraz edemez.
Doyasıya omuzlara kaldırmanın zamanıdır.
Can Dündar _________________ VE SONUNDA ANLIYORDU KAHİN.HEP DEĞİŞEN DALGALAR HİÇ DEĞİŞMEYEN DENİZİN TEK GERÇEĞİYMİŞ...
(Cumhuriyetimizin ilk sözü laiklik değildir,Cumhuriyetimzin ilk sözü ''KAHROLSUN EMPERYALİZM''dir..) |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
SÜVARİ Emekli Yönetici

Kayıt: 14 Ağu 2007 Mesajlar: 212 Konum: Tam ortası !  |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
ERTUGRULGAZİ Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 20)

Kayıt: 07 Ekm 2007 Mesajlar: 50
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
Özge Tembel-Sömüren Demokrat (Puanı: 5)

Kayıt: 27 Ekm 2007 Mesajlar: 24
 |
Tarih: Pzr Ksm 04, 2007 1:13 pm Mesaj konusu: İnönü: "Ben kedi miyim Sevinç?" |
 |
|
İnönü: Ben Kedi miyim Sevinç?
Acemi görünüm, Erdal İnönü’de, yalınlığın, iyi niyetin, çıkarsız çabanın sadece kabuğu ya da süsü değil, tanıtım ilanıdır da.
Kravatının öyle hafifçe yana kayıvermiş olması, yalnızca kumaşının çok hafif olmasından mıdır acaba?"
Cemal Süreyya Erdal İnönü'yü böyle anlatıyor. Ona göre Erdal İnönü demokrasimizin utangaç jokeri"ydi.
Atatürk'ün vasiyeti gereği mirasından ayrılan tahsisatla eğitimini tamamladı. Caltech'ten fizik doktorası aldı.
Muzip bir çocuktu küçükken de. Babasının arkasından göründüğü bu resimdeki gibi baktı hayata hep: Merakla ve saygıyla...
Siyasete hiç girmek istemedi. Ama görev başa düşünce de reddetmedi.
Siyasetteki yerini kendi şöyle anlatıyordu: Benim siyasete girdiğimi duyan arkaşaşlarımdan biri diğerini arayıp "duydun mu Erdal öldü" demiş. Öbürü şaşkınlıkla sormuş "Niye"diye. "Niye olacak siyasete girdi de ondan" cevabını vermiş bizimki."
O FİZİK PROBLEMİ ÇÖZÜYOR
O siyasete girse bile hiçbir zaman ilk aşkı "fizik"i terk etmedi. Hatta Bakanlar Kurulu topantısı öncesinde herkes harıl harıl tartışırken fizik problemi çözdüğü kameralarla tespit edilmişti.
Siyasette de hep hayattaki gibi alçakgönüllü oldu. Üniversitenin yemekhanesinde öğrencilerle birlikte yemek yedi. Bankada işlem yaparken sıra numarası aldı, araba kullanırken bile samimi gülüşünü yayalardan eksik etmedi.
ÇOK ŞEY YAPMADIM, O YÜZDEN SEVİYORLAR
Hayatı seven ve yaşamaktan zevk alan biriydi. Zamanında cumartesi akşamları Ankara'da dansa gidilirdi. Mutlaka giderdi eşiyle birlikte. El ele dans ederlerdi.
Zekası vecizelerine de yansıyordu. "Bir ülkenin gelişmişliği kanalizasyon hatlarının çapıyla doğru orantılıdır" demişti mesela bir kez.
Ona "niye bu kadar sevildiğinizi düşündünüz mü?" diye soran Milliyet muhabirine "Ben diyorum ki fazla bir şey yapmadım, fazla bir şey yapmayınca daha çok seviliyorsunuz. Yapınca bu sefer eleştiriler ortaya çıkıyor, sevgi azalıyor. o yüzden de bizi seviyorlar" diyordu.
Ama muzip ve nüktedan kişiliği hafızalarda hep yer etti.
SİNEMA SALONU KARANLIK DA ONDAN
Sinema salonundan çıkarken "Sayın inönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?" diye soran muhabire "Tabii sinema salonları karanlık oluyor" diyecek kadar hazır cevaptı
DUR BİR OY BİR OYDUR
"Ölürüm yoluna" diye seçim otobüsünün önüne atılan kadına "dur! bir oy bir oydur" diyecek kadar ince bir espri anlayışı vardı.
BEN KEDİ MİYİM SEVİNÇ?
Karısı "Erdal yetiş fare var" diye çığlığı basıyordu. O sakin cevap verdi: "Bana ne Sevinç, ben kedi miyim?"
FİLM İYİ Kİ BİTTİ
SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris'e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, "Filmi nasıl buldunuz?' diye sordu.
İnönü cevapladı:
- Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti…
KARAYALÇIN YAPAR!
Kars ve Van mitinglerinden Ankara'ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu
"Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir" dedi. Ön koltukta gazete okuyan İnönü'nün cevabı ise şöyle oldu:
- Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!
PLATONİK AŞK
İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti. O günlerde İnönü Yılmaz'ı sert biçimde eleştiriyordu. Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptılar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü'ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi:
- Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik.
NECCAR BEY
İnönü İzmir'e mitinge gidiyordu. Uçakta İzmir milletvekili Neccar Türkcan, yanına gelerek "Efendim İzmir'de vurucu bir konuşma yapmalısınız. Yumruğunuzu da kürsüye vurun. Nasıl iktidara geleceğimizi sert bir üslupla anlatın lütfen' dedi. İnönü ise şu cevabı verdi:
- " Peki ben anlatırım, sonra sözü size bırakırım. Vuruculuğu ve diğer işlemleri siz yaparsınız'...
FİZİKÇİ HAYATININ HESABINI YAPAR
Salih Memecan bizimcity karikatürlerinde Erdal İnönü'yü "Fizikçi" olarak çizer. Bu karikatürlerden birinde "Fizikçi hayatının hesabını yapar". İnönü bir sürü işlem yapmış, bütün tahtayı doldurmuş, sonunda sıfır bulmuş ve pencereden çıkmaktadır.
PEMBE PANTER GİTME DİYOR
Siyasetten elini çektiğinde Leman dergisinin kapağında Avni'den pembe Panter'e kadar tüm çizgi karakterler "keşke gitmeseydin. Güle güle" git diyorlardı.
Keşke gitmeseydin Erdal İnönü...
Güle güle git!..
Kaynak: İnternethaber |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
MATRAX Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 10)

Kayıt: 15 Ağu 2007 Mesajlar: 41
 |
|
| |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Site Ekle
Bedavahit.com Site ekle
Ana Sayfam Yap
Web Stat
|
|
 |