yok işte; dedim ya hani sistematikleşir bazen iyilikler bile sebebi belli alışkanlıklar olabilir diye.
yani kişi Allah'ı o an düşünmediğini iddia etse de
iyilik yapmasının sebebi; eğer ki Allah'a inanıyorsa; onun memnuniyeti beklentisidir.
ama iyiliği alışkanlık haline gelir; her yaptığını sebebini düşünerek yapmayabilir (sebebi bellidir; alıştığı için düşünmez; otomatik yapar)
böylesine ben elbette ki hayatında yaratıcı yok diyemem
(ha sonrasında ona da niye iyilik yaptığı sorulunca; Allah rızası için yapmadım; içimden geldi sadece derse onunla da sonuna kadar tartışırım; yaratıcısının hayatındaki varlığı konusunda)
ben düşünüyorum her seferinde mesela; eylemimin başında değilse sonunda illa ki.
sana gelince; sen diyosun ki:
"ben iyiliklerimi Allah'ı memnun etmek için yapmıyorum"
bu başka bi şey
yani bunu farkında olunan bir yaşayış olarak dile getirmek çok başka
seninki o bahsettiğim sistematikleşmeden olmuyo o zaman
sen iyiliklerinden bahsederken; öylesine kendine aitleştiriyosun ki ben yaratıcını hayatına o yüzden yerleştiremiyorum
çünkü sen açık açık; ben O'nun yüzden yapmıyorum; ödül ceza verirse de verir diyosun (naapiiim

)
zaten ısrarla diyorum ya
içinden geldiği için yaptığın bi eylem yüzünden yaratıcın sana niye ödül versin?
bu büyük çelişki...
kötülüğe gelince;
yaptım tabi ki; gerçi kötülük mü hata mı tam kestiremem ama elbette yaptım ben de..
şeytanın bahaneleri daha çekici gelmiş ki o an için; yapmışım
ama sonrasında pişman olmadığım; tövbesini etmediğim; telafisi için çalışmadığım bi tanesini hatırlamıyorum
bütün bunların tek sebebi de hesap korkusu
"yoksa herkes yapıyor kötülük; hata"

demek hiç zor olmazdı(hesabını düşünmesem devam edebilirdim; hele kötülük yaptığım da kötüyse bana göre; zerre kadar da pişman olmazdım)
gayet insani bi tutum olurdu vallahi : )