Sivil Değil, Siyasal Bir Anayasa...
AKP sözlüğüyle yanıtlamak gerekirse, "sivil anayasa nedir" sorusunun karşılığı şu:
Sivillerin hazırladığı anayasaya sivil anayasa denir!
Eğer AKP'nin mantığı geçerli ise 1982 Anayasası
da "sivil" bir anayasaydı. Zira temel hazırlığı anayasa profesörleri yaptı!
Oysa azıcık mantığını çalıştıran herkes bilir ki; sivil görünümlü bir kişi çok sert bir söylem geliştirebilir, tersi de olabilir.
AKP'nin kapalı kafalar ardında hazırladığı anayasaya ilişkin elimizde kesin veriler yok. Taslak dağıtılmadı. Dün gazetecilerin karşısına çıkan AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat 'ın elinde bir taslak vardı. Gazeteciler sordukça, taslağı eline alıp, "burada öyle bir şey yok", "var ama, tam öyle değil" türünden yanıtlar veriyordu. Meslektaşlarımız da kedinin ciğere baktığı gibi Fırat'ın elindeki kâğıt demetine bakıyordu!
Böyle anayasa değişikliği olmaz...
Buna anayasa taslağı denmez, anayasa taslamak denir.
Buna sivil anayasa değişikliği denmez, siyasi anayasa değişikliği denir.
Bu değerlendirmelerimizin taslağın ortaya çıkmasıyla değişmesini umuyoruz ama, niyet böyle başladıktan sonra ötesini öngörmek çok zor değil.
***
AKP'nin anayasa değişikliği mantığını ve takvimini şu çerçevede çizeceği anlaşılıyor:
1- Öncelikle partiyi güçlendirecek ve kadroları tatmin edecek maddeler ilgili bölümlere serpiştirilecek.
2- Bu temel hedef gerçekleştikten sonra "kim ne diyorsa dikkate alıyoruz" sloganıyla değişiklikler herkese açılacak.
3- Taslağa tepki gösterebilecek kesimlerin ağzına birer madde çalınacak ve "herkesin tatmin edildiği" havası yayılacak.
4- Olası hinlikleri ortaya çıkaranlar yalnızlaştırılacak. Onlar için "zaten bir şey beğenmezler. Büyük çoğunluğu tatmin eden değişikliklerin onları tatmin etmesi mümkün değildir" denilecek.
5- Değişikliklerin içine "yerelleşme", "demokrasinin tabana yayılması" yaklaşımı içinde AB'nin öteden beri istediği, beraberinde ciddi bir yönetimsel dağılma olasılığını da getirecek olan "yerel yönetimler reformu" nun ruhu da eklenecek.
6- Yeni anayasa Meclis'ten kaç oyla geçerse geçsin, mutlaka halkoyuna sunulacak. Anayasada halkı okşayıcı bazı maddeler de olduğu için halka "bakın sizin isteklerinizi dikkate alarak değişiklik yaptık" denilecek. Böyle bir ortamda anayasaya karşı çıkanlar iktidar tarafından "halka karşı çıkanlar" olarak sunulacak.
7- Devlet kurumları içinde gücü azaltılanlar sesini yükseltirse, onlara "biz de farkındayız ama, AB böyle istiyor. Artık devlet politikası haline gelmiş olan AB sürecine sanırım siz de karşı çıkmazsınız" denilecek.
8- Devletin tüm organları üzerinde kesin bir güç üstünlüğü elde eden siyasi iktidar tüm değişiklik sürecinin tamamlanmasından sonra halkın verdiği oyları "benim yeni oy oranım" diye sunacak.
***
Bize göre önümüzdeki bir yıllık sürecin özeti böyle görünüyor.
AKP'nin birinci iktidar döneminde yaptığı yasal değişikliklerin nasıl olduğunu gördük. Türk Ceza Yasası'nı değiştirdikten sonra uygulamayı 2 kez ertelemek zorunda kaldılar. 5 kez de değişiklik değişikliği yaptılar.
Şimdi gündemde olan anayasa.
Öteki yasalara benzemez. Bir kez uygulamaya konduktan sonra yeni değişiklik yapılması yeni zorlukları getirir.
AKP'nin bu süreçte çok fazla zorlanacağını da sanmıyoruz.
Neden?
Bütün sancılı maddelerde, deyim yerindeyse kestaneleri közden alacak "medya maşası" bulacak. Daha doğrusu maşa değil, maşalar...
O kadar çok...
Korkarız bu delicesine hizmet verme yarışında ortada ne köz bırakacaklar ne kestane!
MUSTAFA BALBAY ,Cumhuriyet 04.09.2007
damdan düştü saksağan vur beline kazmayı böyle cuntacı zihniyet varken sen kime hizmet ediosun ki
