Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa Siyaset ve Düşünce Forumu
www.siyasetvedusunce.net / www.hukukcugenc.com


Ermeni soykırımı iddiaları

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Tarih
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
tolga
Emekli Yönetici


Kayıt: 09 Eyl 2007
Mesajlar: 105
Konum: d.e.ü

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 4:01 pm    Mesaj konusu: Ermeni soykırımı iddiaları Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Arkadaşlar SÖZDE ermeni soykırımı hakkında bu bilgileri sizlerle paylaşmak isterim eminim ki birçoğumuz bu konu hakkında birşeyler biliyoruz ve bu asılsız iddaalar karşısında bilgilerimiz vardır bunları burda bizimle paylaşırsanız sevinirim.

Soykırım Kavramı

Genocide (soykırım) kavramı Amerikalı hukukçu Rafael Lemkin tarafından ortaya atılmıştır. Lemkin, kavramı Yunanca "genos" (soy, kavim) ve Latince "cidus" (öldüren) kelimelerini bir araya getirerek oluşturmuştur. 1915 tehciri ve Irak'ta Hıristiyanlara yönelik katliamları inceleyen Lemkin 1933 yılında İspanya'da uluslararası bir konferansta bir kişiyi öldüreni yargılamak mümkünken, bir milyon insanı ölüme göndereni yargılamak niçin mümkün olmuyor sorusunu ortaya atarak uluslararası bir soykırım sözlemesi çabası içine girdi. Genocide sözcüğünü 1944 yılında ilk olarak kullanan Raphael Lemkin, BM Soykırımı önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi'nin ilk savunucularındandı. Lemkin, Ermeni meselesini 20. yüzyıla ait kesin bir soykırım örneği olarak tanımlıyordu. Buna rağmen Ermeni soykırımı iddiaları dünya gündemine 1965 yılından sonra girdi.


Ermeni Tehciri

Öncesi

Doğu Anadolu üzerindeki Ermeni talepleri 1870'lardan beri Osmanlı Devleti için siyasi bir sorun olmuştu. Hınçak ve Taşnaksutyun gibi Ermeni militan örgütleri 1894'ten itibaren bazı tedhiş eylemlerine giriştiler. 1895'te Ermenilerin ayaklanma teşebbüsü sertlikle bastırıldı. 1909'daki Adana olaylarında çok sayıda sivil Ermeni öldürüldü.

Birinci Dünya Savaşı başlangıcında iktidardaki İttihat ve Terakki yönetimi, Doğu'daki Ermenilerin muhtemel bir Rus istilasından önce ayaklanarak Ruslara destek olacağı kaygısını taşıyordu. Bunun yanısıra iktidara yakın bazı fikir adamları, Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin parçalanması halinde Anadolu'da bir Türk ulusal devleti kurulmasını, bunun için de ülkenin gayrımüslim unsurlardan arındırılmasını savunmaktaydı.


1915 Olayları

1915 Şubat ayından itibaren Osmanlı ordusundaki Ermeniler silahsızlandırıldı. Birçok kentte Ermeni toplumunun ileri gelenleri tutuklandı; bir kısmı sorgusuz idam edildi. 24 Nisan 1915'te İstanbul'da Ermeni toplumunun önde gelen 2,345 ismi tutuklanarak Anadolu'ya sürüldü. Bunlar arasında siyasi militanların yanında milletvekilleri, tanınmış yazar ve şairler, sanatçılar, din adamları ve iş adamları da vardı. Sürülenlerin çoğu sürgünde öldü veya öldürüldü. 24 Nisan, günümüzde dünya Ermenileri tarafından Soykırım Günü olarak anılmaktadır.

24 Nisan hadisesi, İtilaf ordularının her an Çanakkale'ye çıkmasının beklendiği, çok kısa bir süre içinde İstanbul'un düşman eline geçeceğine ve Osmanlı Devleti'nin çökeceğine neredeyse kesin nazarıyla bakıldığı günlerde gerçekleşmiştir. Aynı günlerde Osmanlı sarayı ve hükümetini Eskişehir'e taşıma hazırlıkları yapılmıştır. İttihat ve Terakki hükümetinin Ermeni politikasını bu çerçevede değerlendirmek doğru olur.

27 Mayıs 1915'te çıkarılan bir Kanun-ı Muvakkat (geçici yasa) ile yerel mülki ve askeri yöneticilere, uygun görecekleri kişileri geçici olarak "başka yere naklettirme" yetkisi verildi. 10 Haziran'da çıkarılan bir kararname ile, "nakledilen" kişilerin mallarınına nasıl tasarruf edileceği açıklandı. Bunu izleyen aylarda Anadolu'nun Ermeni nüfusunun büyük bir kısmı kafileler şeklinde yola çıkarılarak Suriye Çölü'ndeki Deyrizor'da kurulan toplama kamplarına sevkedildi. Kafilelere katılanların önemli bir bölümü yolda öldü veya öldürüldü. Çöldeki bir kampın bu büyüklükte bir kalabalığı barındırması sözkonusu olmadığından, Deyrizor'a varanların bir bölümü de açlık veya hastalıktan öldü. 4 Ağustos'ta yayımlanan bir hükümet emriyle Katolik ve Protestan Ermenilerin sevki durduruldu ise de bu emrin bir etkisi olmadı.

Mardin ve Diyarbakır bölgesindeki Süryaniler ile Hakkâri'deki Nasturiler de tehcire tabi tutuldular.


Sayılar

1914 Osmanlı nüfus sayımına göre İstanbul haricindeki imparatorluk topraklarında yaşayan Ermeni sayısı 1,229,000'dir. (Bu nüfusun tamamına yakını bugünkü Türkiye sınırları içindedir.) Ermeni Kilisesinin vergi kayıtlarına dayalı 1913 istatistiğine göre bu rakam 1,916,000 olmalıdır. Batılı kaynaklarda genellikle 1,600,000 ile 1,800,000 arası sayılara rastlanır.

Cumhuriyet döneminin ilk sayımı olan 1927 Nüfus Sayımında Türkiye'nin Ermeni nüfusu 100,000 olarak belirtilmiştir.


Soykırım Tezleri

Soykırım iddiasının temel taşı Ermenilerin Türk devleti tarafından sürüldüğü, öldürüldüğü, vb. değildir. Esas iddia, bu eylemlerin, Ermeni toplumunu kökten yoketmeye yönelik sistemli ve bilinçli bir devlet politikasının sonucu olmasıdır. Tarihte toplumlar arasında ve savaş dönemlerinde gerçekleşmiş sayısız katliam vardır. Ancak bir toplumun devlet kararıyla ve bilinçli olarak yokedilmesi, soykırım tezini savunanlara göre, tarihte çok ender rastlanan bir insanlık suçudur.

Bu nedenle, 1915 olaylarının ardındaki hükümet politikasını kanıtlayacak belgelerin ortaya çıkarılması, soykırım tartışmalarının ana eksenini oluşturmuştur. Dönemin açıklanmış olan resmi arşivlerinde, soykırım tezini kanıtlayacak belgeleri bulmak çok zordur. Soykırım tezini savunanlar buna karşılık,

A. Soykırımın resmi Osmanlı makamları tarafından değil, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne bağlı gizli bir örgüt olan Teşkilat-ı Mahsusa eliyle yürütüldüğünü;
B. Teşkilat-ı Mahsusa ve İttihat ve Terakki arşivlerinin Ekim-Kasım 1918'de, yani Osmanlı Devletinin savaşta yenildiği ve Talat Paşa hükümetinin düştüğü günlerde, yakılarak imha edildiğini;
C. Resmi arşivlerde bulunabilecek olan bazı belgelerin de çoktan ayıklanıp yokedildiğini ileri sürerler.

Literatür

Ermeni soykırımı tezlerine dayanak oluşturan önemli birincil kaynaklar, ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau'nun Büyükelçi Morgenthau'nun Öyküsü (1919), Alman din adamı Johannes Lepsius'un Bericht über die Lage des armenischen Volkes in der Türkei (Ermeni Halkının Türkiyedeki Durumunu Anlatan Rapor - 1916) adlı eserleri ile, İngiliz Hükümeti'nin tarihçi James Bryce ve Arnold Toynbee'ye hazırlattığı bir belge derlemesi olan Mavi Kitap'tır.

Avusturya'lı romancı Franz Werfel'ın, Samandağı Ermenilerinin direnişini anlatan Musa Dağ'da Kırk Gün (1936) adlı romanı dünya edebiyat klasikleri arasına girmiştir.

Yakın yıllarda Ermeni soykırım iddiaları hakkındaki en derli toplu eser Amerikalı tarihçi Vahakn Dadrian'ın The History of the Armenian Genocide (1995) adlı eseridir. Ünlü romancı Dursun Akçam'ın oğlu olan Taner Akçam, Türkçe, İngilizce ve Almanca olarak, soykırım tezini destekleyen bir dizi önemli araştırma yayımlamıştır.


Türk Tezleri

Soykırım iddiaları karşısında Türkiye Cumhuriyeti resmî politikasında, Ermenilerce öldürülen birçok Türk'un yanısıra, tehcir sırasında ve sonrasında birçok Ermeninin öldüğünü kabul etmekle birlikte, bu ölümlerin sebebinin sistematik bir soykırım değil, savaş koşulları, hastalıklar ve Ermeniler'in zorunlu göçünü kolaylaştıracak imkânların bulunmaması olduğunu öne sürmektedir ve bu tez doğrulukla sonuçlanmıştır.

Türk tarafının tezine göre bu yerdeğiştirme (tehcir), bir soykırım ya da katliam değil, düşmanla işbirliği yapan ve ülkenin birliğine zarar veren bir topluluğun zararlı faaliyetlerinin engellenmesi amacıyla ve iç güvenlik nedeniyle başka topraklarda yerleşime zorlanması yönünde alınmış bir önlemdir. Osmanlı arşivlerinde (Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık arşivi) göçe tabi tutulan Ermeniler için yolculuk sırasında rahatlarının sağlanması, can ve mallarının korunması için buyruklar olduğu görülmektedir. Osmanlı Bakanlar Kurulu'nun 30 Mayıs 1915 tarihli kararıyla, Ermenilerin canlarının ve mallarının korunmasını, göçmen ödeneğinden geçimlerini sağlayabilmeleri için yardımın yapılmasını, ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılmasını, hükümet tarafından evler yapılmasını, alet ve teçhizat temin edilmesini, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarının sağlanmasını, sağlık durumlarının hergün doktorlar tarafından kontrol edilmesini, hasta, kadın ve çocukların trenle gönderilmesini ve alınması gereken daha pekçok önlemi bildiren emirler yayınlamıştır. Ayrıca, tehcir sırasında Ermenilere karşı herhangi bir saldırıda bulunanların tevkif edilerek, Divan-ı Harp Mahkemesine sevk edilmesi ve en ağır şekilde cezalandırılmaları da karara bağlanmıştır.

Tehcir edilen Ermenilerin önemli bir bölümü, isyanları önleme girişimleri sırasında, savaşın zor şartları altında göç yollarındaki hastalıklarda, soygunlarda ve Osmanlı hükümetince kontrol edilemeyen bazı fanatiklerin saldırıları neticesinde yaşamlarını kaybetmişlerdir. Öte yandan Rus işgali ve Ermeni isyanları nedeniyle 1914-1915 yılları arasında yaklaşık 800 bin Türk de göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göç sırasında da binlerce Türk öldürülmüştür.

Türk görüşlerine yakın tezleri (Batı dünyasında) Bernard Lewis, Gilles Veinstein, Erich Feigl, Donald Quataert, Guenter Lewy, Cem Özgönül, Justin McCarthy, Udo Witzens ve başkaları savunmaktadır.

Günümüzdeki Durum

Günümüzde İsviçre'de Ermeni soykırımının reddedilmesi suçtur. Benzer bir yasa taslağı da Fransız meclisinden geçmiş, yasalaşmak için senatoda onay beklemektedir. Bunun dışında 20 kadar ülke, parlamentolarında, Ermeniler'in soykırıma uğradığı iddialarını tanıyan yasaları kabul etmişlerdir. Amerika federal anlamda böyle bir yasayı kabul etmemesine rağmen yasa, eyaletler bazında 50 eyaletten 36 sında kabul görmüştür. Kimi ülkelerde ise (İsrail, İngiltere) soykırım kelimesi yerine "katliam " kelimesi yeğlenmiştir.

Ermeni Soykırımı iddiası son yıllarda bazı devletlerin parlamentoları tarafından "resmen" tanınmıştır. Bu ülkeler arasında Arjantin, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada, Lübnan, Rusya Federasyonu, Slovakya, Uruguay, Yunanistan, Polonya, Venezuela ve Şili bulunur.

_________________
Yoktum ben aslında

Sesimin, kalbini tırmaladığı bir yabancıydım

..........................
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
mehtap
Koşan-Umut Vaad Eden Demokrat (Puanı:40)


Kayıt: 02 Eyl 2007
Mesajlar: 129

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 5:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

NUTUK’TA ERMENİ KONUSU
Genel Durum ve Görünüş
...
Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Hey’eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. (s. 2)
...
Milli kuruluşlar siyasi amaç ve hedefleri
...
Vilayet-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluş amacı da (tüzüklerinin 2. maddesi), Doğu illerinde oturan bütün halkın dini ve siyasi haklarının serbestçe kullanılmasını sağlayacak meşru yollara başvurmak, bu illerdeki müslüman halkın tarihi ve milli haklarını gerektiğinde medeniyet dünyası karşısında savunmak, Doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin sebepleri ile bunları işleyenler ve sebep olanlar hakkında tarafsız soruşturma yapılarak suçluların sür’atle cezalandırılmalarını istemek. Yerli halk ile azınlıklar arasındaki anlaşmazlığın giderilmesine ve eskiden olduğu gibi iyi ilişkilerin sağlamlaştırılmasına gayret etmek, savaş durumunun Doğu illerinde yarattığı yıkım ve yoksulluğa, hükümet nezdinde teşebbüslerde bulunarak elden geldiğince çare aramaktan ibaretti. (s. 3)
İstanbul’daki yönetim merkezinden verilmiş olan bu direktife uygun olarak Erzurum şubesi, Doğu illerinde Türk’ün haklarını korumakla birlikte, Ermeni göçü sırasında görülen kötü davranışlarla halkın hiçbir ilgisi bulunmadığını, Ermeni mallarının Rus istilasına kadar korunduğunu, buna karşılık müslümanlara pek gaddarca davranıldığını; hatta verilen emre aykırı olarak, göçten alıkonan bazı Ermenilerin koruyucularına karşı yaptıkları kötülükleri, güvenilir belgelerle medeniyet dünyasına duyurmaya ve Doğu illerine dikilmiş olan hırs yüklü bakışları hükümsüz bırakacak çalışmalar yapmaya karar veriyor (s. 3)
...
... Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluşuna yol açan asıl sebep ve düşünce, Doğu illerinin Ermenistan’a verilmesi ihtimali oluyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesinin de Doğu illeri nüfusunda Ermenilerin çoğunlukta gösterilmesine ve tarihi haklar bakımından onlara öncelik tanınmasına çalışanların, ilmi ve tarihi belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmalarına ve bir de müslüman halkın Ermenileri topluca öldüren barbarlar olduğu iftirasının bir gerçekmiş gibi kabulüne bağlı olduğu düşüncesi ağır basıyor. İşte bundan dolayıdır ki, dernek, aynı gerekçeye dayanarak ve aynı yollardan yürüyerek tarihi ve milli hakları savunmaya çalışıyor. (s. 4)
...
Kışkırtmalar
Efendiler, Amasya’da görüşmelere başladığımız 20 Ekim günü, alınan bilgilerin özeti şuydu: İstanbul’da, Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigahban Cemiyeti ve Muhipler Cemiyeti bir blok kurdular. Bu blokla, Ali Kemal ve Sait Molla gibi kimseler, azınlıkları sürekli olarak Kuva-yı Milliye aleyhine kışkırtmaya başladılar. Rum ve Ermeni patrikleri, Kuva-yı Milliye aleyhine İtilaf Devletleri temsilcilerine başvurdular. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Neologos gazetesinde yayınladığı bir mektupla, son Milli Mücadele hareketinden dolayı Ermenilerin göç etmekte olduklarını ilan etti. (s. 178)
...
Çürüksulu Mahmut Paşa’nın Demeci
...
Ayan üyelerinden Çürüksulu Mahmut Paşa, “Bosphore” gazetesi yazarlarından birine, siyasi durumumuzla ilgili bir demeç vermişti. Mahmut Paşa’nın o tarihlerde, Barış Hazırlıkları Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlarsınız. Paşa’nın 31 Ekim 1919 tarihli Tasvir-i Efkar gazetesinde yayınlanan demecini, 17 gün sonra Sivas’ta okudum. “Ermenilerin aşırı isteklerine hak vermemekle birlikte, sınırlarda bazı düzeltmelerin yapılmasına razı oluruz” ifadesi dikkatimi çekti. Doğu Anadolu’da Ermenistan lehine toprak tavizlerinde bulunulacağına söz verme anlamı taşıyan bu cümlenin, Barış Komisyonu üyesi olan bir devlet adamı tarafından söylenmiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmeye ve hayretle karşılanmaya değerdi. Bu sebeple 17 Kasım 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmut Paşa Hazretleri’ne yazmayı yararlı saydığım bir telgrafta, demecindeki işaret ettiğim cümleden dolayı, “Doğu Anadolu halkının pek haklı olarak, son derece üzgün ve kırgın olduğunu belirttikten sonra, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin kararları gereğince, milletin Ermenistan’a bir karış toprak terketmeyeceğini ve hatta, eğer hükümet, böyle acı bir mecburiyete boyun eğerse, milletin kendi haklarını bizzat savunmaya kararlı olduğunu ve bunun bütün dünyaya ilan edilmiş bulunduğunu” yazdım ve bu milli azim ve kararın herkesten önce, Barış Hazırlıkları Komisyonu’nun sayın üyelerince bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gereğini arz ettim. (s. 211)
...
Aldatıcı Söz Vermeler, Ağır İftiralar
Efendiler, İstanbul’dan gönderilen 19 Şubat 1920 tarihli yazıda, “İngiliz Dışişleri Bakanlığı’ndan İstanbul’daki siyasi temsilciliğine gelen ve siyasi temsilcilik tarafından da resmen hükümete yapılan sözlü tebligatta, padişahlık başkentinin Osmanlı Devleti’nde bırakıldığı bildirilmiş; fakat bununla birlikte, Ermeni katliamının durdurulması ve Yunanlılarla bütün İtilaf Devletleri’nin kuvvetlerine karşı olan tutumumuzun değiştirilmesi istenmiş; aksi takdirde, barış şartlarının değiştirilmesinin muhtemel bulunduğu da ayrıca ifade edilmiştir” denilmekte ve bazı hususlar, özellikle “şikayete yol açacak en küçük olaylara bile meydan bırakılmaması” tavsiye edilmekteydi.
Efendiler, bu sözlü vaadin arkasındaki anlam ve maksat ne olabilirdi? Yunanlıların, Fransızların ve daha başkalarının işgali altında bulunan vatan topraklarından başka, İstanbul’un da alınması kararlaştırılmıştı. Ancak, ileri sürülen şarta uyulursa, İstanbul’u almaktan vazgeçeriz mi, denilmek isteniyordu? Yoksa, Yunanlıların, Fransızların, İtalyanların işgalleri zaten geçicidir, İtilaf Devletleri, yalnız İstanbul’u alacaktı, fakat teklif ettikleri şarta uyarsak, onu da bırakacaklardır; anlamı mı çıkarılıyordu?
Veyahut da Efendiler, İtilaf Devletleri Kuva-yı Milliye’nin işgal bölgelerinde, işgal kuvvetlerine karşı kurduğu cepheleri bozdurmaya ve açtığı savaşları, giriştiği hareketleri durdurmaya, İstanbul Hükümeti’nin gücünün yetmeyeceğini çok iyi anladıklarından, Yunanlılar da dahil olmak üzere, İtilaf Devletlerine karşı yapılan saldırının önlenememiş ve aslı olmayan Ermeni katliamına son verilmemiş olduğu bahanesiyle İstanbul’u da mı işgal etmek niyetindeydiler?
Daha sonraki olaylar, bu son tahminin doğru olduğunu göstermiştir, sanırım. Ne var ki, İstanbul Hükümeti’nin İngiliz temsilciliğinin teklifinden böyle bir anlam çıkarmaya yanaşmamış, aksine ümide kapılmış olduğu görülüyordu.
Efendiler, yapılmış olan teklifin ne derece yersiz olduğu hususunda bir fikir verebilmek için, biz de o günlerle ilgili bazı durumları hatırlayalım. Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür’et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul’daki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi.
Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? (s. 260,261)
...
Doğu Cephemizde Ermenilerle Savaş Başlıyor
...
Arzu buyurursanız o günlerin doğu sınırlarımızdaki ciddi işlerine geçelim:
Yüksek hey’etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı. 1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verildik. 9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilan ettik. 15’nci Kolordu Komutanın Kazım Karabekir Paşa’yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu’da kurulan, mahalli Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler. Dışişleri Bakanılığı’mız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920’de bir ültimatom verildi. Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı.
Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. ... Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar. Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. ...
Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış’a girdi, 30 Eylülde Göle işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış-Laloğlu hattında kaldı.
...
Efendiler, savaş alanında verilecek emri bekleyen Doğu Ordumuz, 2 Ekim 1920 günü Kars üzerine harekete başladı. Düşman, direnmeksizin Kars’ı terketti. Kars 30 Ekimde tarafımızdan işgal edildi. 7 Kasım tarihinde birliklerimiz, Arpaçay’ına kadar olan bölgeyi ve Gümrü’yü ele geçirdi.
Ermeniler, 6 Kasımda ateşkes ve barış için müracaat etmişlerdir. Biz de ateşkes anlaşmasının maddelerini, Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla, 8 Kasımda Ermeni ordusuna bildirdik. 26 Kasımda başlayan barış görüşmeleri 2 Ocak’ta son buldu ve 2/3 Ocak gecesi Gümrü Antlaşması imzalandı. (s. 331-333)
Milli Hükümet’in Yaptığı İlk Antlaşma: Gümrü Antlaşması
Efendiler, Gümrü Antlaşması, Milli Hükümet’in yaptığı ilk antlaşmadır. Bu antlaşma ile, düşmanlarımızın hayallerinde ta Harşit vadisine kadar uzanan Türk ülkelerini kendisine bağışlamış oldukları Ermenistan, Osmanlı Devleti’nin 1877 seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri, bize, Milli Hükümet’e terkederek aradan çıkarılmıştır. Doğudaki durumlarda önemli değişikler olması yüzünden, bu antlaşma yerine, daha sonra yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmaları geçerli olmuştur (s. 333).
...
Türkiye’ye Yapılan Barış Teklifleri Arasında Karşılaştırma
...
Kafkas sınırı:
Sevres’de: Türk - Ermeni sınırının tayini Amerika Cumhurbaşkanı Wilson’a bırakılmıştır. Wilson, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun’un doğusundan başlayan, Erzincan’ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölü’nün güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı’ndaki Türk - Rus Cephesini izleyen bir hattı göstermiştir.
Mart 1921 teklifinde: Milletler Cemiyeti bir Ermeni yurdu kurulması için doğu illerinden Ermenistan’a bırakılacak toprakların tespiti için bir komisyon kuracak, Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek.
Lozan’da: Bu konu ortadan kaldırılmıştır. (s. 508, 509)

- Atatürk, Kemal; Nutuk, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ata. Arş. Mrk., 2000

_________________
...Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk aşk ve nefret,
savaş ve barış, üşümek ve sonrası mahkeme.
Gitsem ayrılık oluyor.
Kalsam çöl...
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
jeanne
Dicle Üni. Temsilcisi


Kayıt: 06 Eyl 2007
Mesajlar: 114

 MesajTarih: Pzr Eyl 09, 2007 6:16 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

--------------------------------------------------------------------------------

Sözde Ermeni soykırımı iddialarının yeniden gündeme getirilmesi üzerine Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, tüm dünyaya, 'Osmanlı arşivleri başta olmak üzere bu konudaki bütün belge ve bilgileri paylaşmaya hazırız' çağrısı yaptı. Bu çağrı üzerine birçok ülkenin büyükelçiliklerinden ve konsolosluklarında görevli diplomatlar arvişlere akın etti. Diplomatlar sadece Osmanlı değil, Amerikan, İngiliz, Fransız ve Ruslar'a ait belgeleri de inceledi. TTK'nın elinde, Osmanlı arşivlerinin yanı sıra 100 bin sayfa yabancı ülkelere ait belge bulunuyor.

Özür dilenmeli

Belgeleri gören diplomatların neredeyse tamamı, çok şaşırdı ve ne yapacağını bilemedi. Türkiye'ye karşı önyargıyla hareket ettiklerini kabul eden diplomatlardan bazıları TTK'daki belgelerin kopyalarını alırken, bazıları da raporlar hazırlayarak ülkelerine gönderdi. Danimarka Büyükelçiliği'nden bir diplomat, İngiliz ve Fransızlara ait belgeleri görünce önyargılı olduğunu kabul etti. Diplomat, 'Türkiye'den özür dilenmesi gerekir' dedi.

Türkiye'nin soykırımı iddiaları konusunda bazı adımlar atmaması halinde AB sürecinde zarar göreceği uyarısını yapan İsveçli bir diplomat, önüne konulan bir belgeyi okuyunca donakaldı. Belgede, sözde soykırımı iddialarının ortaya atılmasından sonra Osmanlı devletinin 1919'da 'dört tarafsız ülkeye' resmi bir yazı göndererek, 'İddiaları siz araştırın' diye teklifte bulunduğu yer alıyor. Teklifin yapıldığı ülkeler ise İspanya, Danimarka, Hollanda ve İsveç. Kendi ülkesinin bu çağrıya olumlu yanıt vermediğini öğrenen diplomat, mahcup bir halde TTK'dan ayrıldı.

Her şeye açığız

Bir Fransız diplomat da 'Near East Relief' isimli Halep'teki bir yardım kuruluşunun belgelerini inceledi. Soykırımında öldürüldükleri iddia edilen 485 bin Ermeni'nin Suriye'ye göç ettiğine, Halep'te başgösteren sağlık sorununa müdahale eden tek uluslararası sağlık kuruluşu olan Near East Relief'in, bu Ermenileri tedavi ederek kayıtlarını tuttuğuna ilişkin belge, Fransız diplomatı şaşırttı. Diplomat, soykırımında öldüğü bildirilen bazı Ermenilerin isimlerini bu belgede görünce ne diyeceğini bilemedi. TTK'ya gelen bir İngiliz diplomata da dönemin İngiliz ordusuna ait bir kripto verildi. Kriptoda Anadolu'daki nufüs yapısı yer alıyor. Belgede 1914-1919 arasında, Ankara'daki Ermeni nüfusun 26 bin arttığı, Kayseri sancağında ise 2 bin azaldığı belirtilerek, Ermenilerin, daha güvenli bölgelere kendi isteği ile göç ettiği ifade ediliyor.

Ercan YAVUZ / ANKARA

Akşam Gazetesi - 21.03.2005

millet-i sıddıka demişiz yıllarca biz onlara. karşılıkla hatalar yapılmış ama adına soykırım demek OSMANLI İMPARATORLUĞUNA YAPILAN büyük bir haksızlıktır.
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
YOKARKAMDAHİÇKİMSE
Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 30)


Kayıt: 25 Eyl 2007
Mesajlar: 88

 MesajTarih: Pzr Ekm 07, 2007 7:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

ABD’Lİ 8 DIŞİŞLERİ BAKANINDAN YÖNETİME, ERMENİ MUHTIRASI!

ABD Kongresi’nde bir süredir bekletilen “sözde Ermeni soykırımı tasarısı” yavaş yavaş ısıtılıyor. ABD’de güçlü bir lobiye sahip olan ayrıca Yunan ve Rum lobisini de yanına alan Ermeniler, milletvekilleri ve senatörlere baskı yaparak, bu tasarının bir an önce Kongre’ye getirilmesini istiyor. Aşağı yukarı son 25 yıldır, her yıl belli dönemlerde kampanya başlatan ve ABD’li politikacıların da desteğini alan Ermeniler, bu saçma tasarıyı, yasalaştıramadı.Çünkü iktidardaki başkan ister demokrat, ister cumhuriyetçi olsun; milletvekillerinin birtakım politik çıkarları uğruna, Türkiye’yi kaybetme riskini göze almadı.
Ama şu sıralarda Ermeniler’e göre durum biraz farklı... Yani rüzgar onlardan yana esiyor. Çünkü ABD’de; başkan ve yardımcısından sonraki üçüncü önemli pozisyon olan “meclis başkanlığı” koltuğunda “bir numaralı Ermeni dostu” olan bayan Nancy Pelosi oturuyor.
*
Seçİmlerİn yapıldığı 2006 yılının kasım ayından beri, Pelosi ve yandaşları; Ermeni tasarısını gündeme getirebilmek için geceli, gündüzlü çalıştı. Tasarıyı, kanunlaştırmak için Kongre’ye getirecek yeterli sayıda imzayı bile topladılar. Ancak; ABD Başkanı George W. Bush ve Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın kişisel gayretiyle bir süredir rafa kaldırmışlardı. Fakat Ermeniler’den gelen baskılar üzerine, bu tasarıyı tekrar gündeme almak için çalışmalar başlatıldı.
Bunu gören ABD’nin çeşitli dönemlerinde “Dışişleri Bakanı” olarak görev yapmış 8 önemli ismi; Meclis Başkanı Nancy Pelosi’yi uyarak, tasarısının Genel Kurul gündemine gelmesinin önlemesini istedi.
*
İsterseniz; sizlerin de yakından tanıdığı bu sekiz isme kısaca bir göz atalım:

HENRY KISSINGER (Cumhuriyetçi): 1973-1977 yılları arasında ABD’nin 56. Dışişleri Bakanlığını yaptı. Başkan Richard Nixon ve Gerald Ford döneminde çalıştı.
ALEXANDER HAIG (Cumhuriyetçi): 1974 -1979 yıllarında NATO komutanlığı yaptı. 1981-1982 yılları arasında 59. Dışişleri bakanıydı. Başkan Ronald Reagan döneminde çalıştı.
GEORGE SHULTZ (Cumhuriyetçi): 1982-1989 yıllarında ABD’nin 60. dışişleri bakanı olarak, yine başkan Reagan döneminde çalıştı.
JAMES BAKER III (Cumhuriyetçi): 1989-1992 yıllarında ABD’nin 61. dışişleri bakanı olarak, George H. Bush’un (baba Bush) yanındaydı.
LAWRENCE EAGLEBURGER (Cumhuriyetçi): 1992-1993 yıllarında 62. dışişleri bakanı olarak, “Baba Bush” döneminde çalıştı.
WARREN CHRISTOPHER (Demokrat): 1993-1996 yıllarında 63. dışişleri bakanı olarak, Bill Clinton’ın kabinesindeydi.
MADELEINE ALBRIGHT (Demokrat): 1996-2000 yıllarında 64. dışişleri bakanı olarak, Clinton’ın yanında çalıştı.
COLIN POWELL (Cumhuriyetçi) 2000-2004 yıllarında 65. dışişleri bakanı olarak George W. Bush’un (oğul Bush) yanındaydı.
*
Bir de bu 8 isme, şimdiki Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ı da ekleyelim. Etti mi size 9...
Gördüğünüz gibi; ABD’de iktidarda ister cumhuriyetçi, isterse demokrat olsun, Türkiye’nin önemi, hemencecik ortaya çıkıyor. Bu yüzden; ülke çıkarlarını, birtakım politikacıların kişisel çıkarlarından üstün tutan, önemli isimler, Meclis Başkanı Nancy Pelosi’yi bir mektupla uyardı.
*
Umarım bu uyarı dikkate alınır. Bu arada; ülke olarak bize de önemli görevler düşüyor. Zaman zaman bu sütunlardan da yazdığım üzere, bu Ermeni saçmalığına bir son vermek için; gerçeklerin ortaya çıkması adına, vakit kaybetmeden dünya çapında bir seferberlik ilan etmemiz gerekiyor.

Kubilay ÇELİK
03 Ekim 2007 - Tercüman

_________________
BAŞKALARININ HAYATINI YAPBOZ'LA KARIŞTIRMAMAK LAZIM Smile
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
merveric
Yürüyen-İlerleyen Demokrat (Puanı: 10)


Kayıt: 11 Ekm 2007
Mesajlar: 33
Konum: Ankara

 MesajTarih: Cmt Ekm 13, 2007 5:04 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Ya okuyorum da şimdi gazetelerde, orda burda şu abd'nin yaptığı tam bir ahlaksızlık örneği! Dünyanın en acımasız, en katliamcı milleti olan abd, Türkler soykırım yaptı diye karar veriyor ya! Zamanında ve halen de devam eden acımasızlıklarını görmezden gelen bu süpersonik katiller(!) bizim Ermenilere soykırım uyguladığımızın onayını veriyor! Bu acımasızlıklardan bazılarını sayacak olursak eğer ilk aklıma gelenleri hemen söyleyeyim size:

*Afrika ve Asya'dan Güney Amerika'ya kadar her yeri kana bulayan,
*Kızılderelilerin soyunu kurutan,
*Hiroşima ve Nagazaki'ye bombayı atıp yüzbinlerce insanı yok ederek dünyanın en büyük katliamına imza atan,
*Halen daha Irak'taki facialara sebep olan

kimdir? ABD'dir. işte gerçek soykırımcı bunlardır! Şuan iktidar olan akp'nin yapacağı iş abd'ye karşı ağzının iki çift laf yapmasıdır! abd'ye karşı izlediği silik ve kişiliksiz politikayı bi kenara bırakıp artık silkelenmesi ve sesini birazcık olsun yükseltmesi lazım!!

saygılar...

_________________
Masa başında Hamaset Edebiyatına devam! 15 çift göz kapandı!
 
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Siyaset ve Düşünce Forumu Forum Ana Sayfa -> Tarih Tüm zamanlar GMT + 4 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Toplist site ekle iyi hit siteler Düşünce Toplistim Site Ekle Bedavahit.com Site ekle Ana Sayfam Yap Web Stat

Cobalt 2.0 v2.0.3 phpBB theme/template © 2002-2006 Jakob Persson (readme) (forumthemes/bbstyles)

Powered by phpBB © 2001, 2002 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu


Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.081